Bakliyat, süt tozu ve kırmızı et alanında Türkiye’nin üretim üssü olabileceğini ifade eden Hakan Agro DMCC Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Bahçeci, “Toprak Mahsulleri Ofisi’nin bakliyat alanında çiftçiye yönelik teşviklerini çok beğeniyorum. Beş yıl devam etmesi durumunda Türkiye kaybettiği pazarları tekrar kazanacaktır.” dedi.

Dünyanın en önemli uluslararası gıda fuarlarından biri Gulfood Dubai yaklaşık yüz ülkeden yüz elli bin ziyaretçinin katılımıyla Birleşik Arap Emirlikleri’nde gerçekleşti. Bu yıl 25’incisi düzenlenen tarım ve gıda fuarına, sektöre yön veren firmalar arasında gösterilen Hakan Agro DMCC de uluslararası markalar arasında standıyla yer aldı. Hakan Agro DMCC Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Bahçeci, 1989 yılında Mersin’de kurduğu şirketini, 1996 yılında Dubai’ye taşıdı. Susam başta olmak üzere yağlık tohumlar, yemeklik yağlar, bakliyat, hububat, dondurulmuş etler ve süt ürünleri alanında dünyanın en büyük tedarikçilerinden olan Hakan Agro DMCC, bugün 6 kıtada faaliyet gösteriyor.

2019 yılında toplam 6 milyon ton ticaret hacmine ulaştıklarını açıklayan Hakan Bahçeci, “Susam ticaretinde dünyanın en büyük şirketlerinden biriyiz. Süt ürünleri, bakliyat, hububat ve tavuk portföyümüz ile de oldukça geniş bir coğrafyada faaliyet gösteriyoruz. Potansiyel ve nüfus itibariyle en çok geliştiğimiz ülke ise Hindistan. Dünyanın en büyük ekonomilerinden Çin’de bizim arzuladığımız bir yer. Çin, devlet oyuncularının çok aktif olduğu bir pazar olarak dikkat çekiyor. Çin de sadece susam ve kademeli olarak süt ürünleriyle büyümeyi hedefliyoruz. Afrika ile çok ilgiliyiz, operasyonlarımız güçlendirerek büyüteceğiz.” diye konuştu.

Türkiye, kaybettiği pazarları tekrar kazanacaktır

Bakliyat, süt tozu ve kırmızı et alanında Türkiye’nin üretim üssü olabileceğini ifade eden Hakan Bahçeci, “Toprak Mahsulleri Ofisi’nin bakliyat alanında çiftçiye yönelik teşviklerini çok beğeniyorum. Beş yıl devam etmesi durumunda Türkiye kaybettiği pazarları tekrar kazanacaktır. TMO nohutta çiftçiye alım garantisi ile destek oluyor. Böyle olunca çiftçi de nohut ekiyor. Hindistan’ın karşılayamayacağı bu açığı Türkiye 500 bin tona kadar çıkararak hem kendi ihtiyacını hem de Orta Doğu’nun ihtiyacını karşılayabilecek duruma gelecektir.

Öte yandan her ürünü üretmek zorunda değiliz. Çünkü Türkiye’nin çok bölünmüş bir arazi yapısı var. Rekabetçi olamayız. Örneğin Rusya’da bir çiftçinin 50 bin, 100 bin hektarı var. Türkiye’de bu büyüklükleri yakalamak çok zor. Mesela soya üretemeyiz, bunu kabul etmemiz lazım ama buğday gibi stratejik ürünler olmazsa olmazdır.

Türkiye için kırmızı ette de üretim üssü olma fırsatı da var. Doğru bir strateji ile ticaretin önü açılabilir. Irak, Suriye, Mısır gibi çevre ülkelere canlı hayvan ticareti yapabiliriz. ” dedi.

Toprağa yakın olup, toprağı kontrol eden tarımı kontrol edecek

Toprağa yakın durmayı en büyük strateji olarak belirten Hakan Bahçeci, “Gelişen dünya nüfusu ve insanların beslenebilmesi, tedarik rolündeki firmaları sürekli ön plana çıkaracak. 2035 yılında arz-talep dengesi arz lehine gelişecek. Toprağa yakın olan, üreten ve elinde satacak olan ürünü olan bu tarımı kontrol edecek. Markalar her zaman kendi değerini koruyacak ama üretim firmaları daha fazla ön plana çıkacak.” diye devam etti.

Seri hareket edebilme, başarı getirir

Damak tadımızla fark yaratabileceğimizi belirten Bahçeci sözlerine şöyle devam etti; “Büyüdüğümüz toprakların ayrı bir lezzeti olduğunu düşünüyorum. Kuru fasulyemizin ve mercimeğimizin tadını dünyanın hiçbir yerinde göremezseniz. Türk ürünlerinin damak tadıyla ön plana çıkması lazım. Ürünlerimizi iyi pazarlamamız gerekiyor.

Bu sektörde hızlı hareket edebilmek fark yaratan unsurların başında gelir. Jeopolitik olarak seri hareket edebiliyoruz. Un ihracatımız bu sebeple arttı. Un ülkemiz için güzel bir örnek. Bakliyatta da oldukça hızlıyız. Kanada üretim alanında dünyanın en iyisi fakat sipariş verildiğinde ulaşması uzun zaman alıyor. Türkiye konumu ve lojistik avantajları itibariyle bakliyatta dünyanın nabzını tutabilir.

Türkiye’de hangi sektör olursa olsun çok ciddi bir rekabet var. Türkiye’de yağ sektöründe ihtiyacından fazla üretimi var. Gereğinden fazla kapasite oluşuyor bu da rekabeti getiriyor ve karlılıkları düşürüyor. Şirketlerin gelecek 15-20 yılda tedarik zincirinde olması için Blockchain teknolojisine yatırım yapması gerekiyor. Şu an için çok yaygın olmasa da gün geçtikçe raftaki ürünün nereden geldiğini gösterebilecek bir sistem gelişiyor. Bu alanda zincirin dışında kalmamak için gerekli çalışmaların şimdiden yapılması gerekiyor.” diye belirtti.

Türkiye tarımda lojistik merkezi olabilir

Hakan Bahçeci sözlerine şöyle noktaladı, “Hakan Agro olarak biz çiftçilik ve üretim konusunda kendimizi geliştireceğiz. Yatırımlarımızı tarım arazilerine yapacağız. Ürettiğimiz ürünlerin lojistiğini kendimiz yapmak istiyoruz. Türkiye ve Rusya da lojistik alanında yatırım yapmaya başladık. Bu alanda yatırım yapmaya devam edeceğiz. Mersin de çok büyük depolama tesisimiz var. Yağ sektöründe Oruçoğlu markası, İzmir’de ise Türkiye’nin en modern çiftliği Yeşilköy Keçi Çiftliği ile faaliyet gösteriyoruz. Dünyanın her noktasında fırsat bulduğumuz alanlarda yatırım yapmaya devam edeceğiz” dedi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Buraya lütfen adınızı yazın