Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’ne üye 124 sivil toplum kuruluşu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile halen Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün birleştirilmesi, birleşmenin ardından ise günümüz ihtiyaçlarına cevap veren bir çerçeve doğa koruma yasasının çıkarılmasını talep etti.

Cumhurbaşkanlığı Makamına onaylanmak üzere sunulan Kararname Taslağı ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün kapatılarak Orman Genel Müdürlüğü altında daire başkanlıkları olarak yeniden düzenlenmek istenmesine çevreci sivil toplum kuruluşlarından itiraz geldi. Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’ne üye 124 sivil toplum kuruluşu, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Kapatılmasın! başlıklı bir basın bildirisi yayınlayarak; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile halen Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün birleştirilmesi, birleşmenin ardından ise günümüz ihtiyaçlarına cevap veren bir çerçeve doğa koruma yasasının çıkarılmasını talep etti.

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’nin basın bildirisinde konuyla ilgili şu ifadelere yer verildi:

Yeryüzündeki en önemli 7 gen merkezinden biri olarak bilinen Türkiye biyolojik çeşitlilik bakımından bulunduğu coğrafyanın en önemli ülkesidir. Stratejik konumu ile Türkiye çok sayıda türün varlığını sürdürebilmesi bakımından anahtar ülke konumundadır. Bu nedenle Türkiye’nin doğa koruma alanındaki sorumluluğu herhangi bir ülkeninkinden daha fazladır. Bu zenginliğin korunması için toplam alanı 3,2 milyon hektarı aşan ve aralarında milli parkların da bulunduğu 598 koruma alanı ilan edilmiştir.

İlk kurulduğu yıllarda Orman Genel Müdürlüğü altında faaliyet gösteren doğa koruma ve milli park çalışmaları, dünyada ve ülkemizdeki korunan alanlara yönelik yükselen algı ve korunan alanların sayısındaki artışa paralel olarak 1976 yılında Orman Bakanlığı bünyesinde“Milli Parklar ve Avcılık Genel Müdürlüğü” olarak yapılandırılmıştır.

1982 yılında bugün olduğu üzere Tarım Bakanlığı ile Orman Bakanlığının birleştirilmesini takiben bu Genel Müdürlük kapatılmış ve Orman Genel Müdürlüğü altında “Milli Parklar Daire Başkanlığı” olarak düzenlenmiştir. Kurumun Genel Müdürlük düzeyinden Daire başkanlığı düzeyine indirildiği bu dönem Türkiye doğa koruma tarihinin en etkisiz olduğu dönemlerden biri olarak hala anılmaktadır. Nitekim 1991 yılında bu birim tekrar Genel Müdürlük düzeyine yükseltilmiştir.

Yıllardır, doğa korumayla ilgili daha güçlü bir yapının oluşturulması beklenirken daha önce denenen ve doğa koruma adına çok başarısız olan bu yapıya yeniden dönülmesi ülkemiz doğasına yapılabilecek en büyük kötülük olacaktır. Çünkü doğa koruma orman alanlarının dışında sulak alanları, bozkırları, denizleri ve bu yaşam ortamlarında varlıklarını sürdürmeye çalışan tüm canlıları kapsamaktadır. Bu değişiklik ülkemiz doğasının korunmasını zaafa düşürecek, uluslararası platformda ülkemizin itibar kaybetmesine, AB katılım sürecindeki görüşmelerde ülkemizin elinin zayıflamasına sebep olacaktır.

Bu kapsamda önerimiz;

Doğa korumanın daire başkanlıkları düzeyinde farklı birimler tarafından ele alınmasından ziyade tek ve güçlü bir kurumsal yapı altında toplanması; bu amaçla

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile halen Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün birleştirilmesi,
  • Birleşmenin ardından günümüz ihtiyaçlarına cevap veren bir çerçeve doğa koruma yasasının çıkarılmasıdır.

Diğer taraftan;Aynı kararname kapsamında Daire Başkanlığı düzeyine indirgenmesi öngörülen kurumlar arasında Su Yönetimi Genel Müdürlüğü ve Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü de yer almaktadır.

Aynı kararname kapsamında Daire Başkanlığı düzeyine indirgenmesi öngörülen kurumlar arasında Su Yönetimi Genel Müdürlüğü ve Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü de yer almaktadır.

Yakın zamanda kurulmuş olmalarına rağmen bu iki Genel Müdürlük Türkiye’de başta arazi kullanımı planlaması, arazi tahribatının önlenmesi ve dengelenmesi gibi geleceğimiz için büyük öneme sahip konularda kritik ilerlemeler kaydetmiştir. Nüfusun da artışıyla birlikte giderek azalan doğal kaynaklarımızın planlanması ve yönetilmesi konusunda öncü rol oynayan ve küresel ölçekte kabul gören politikaları ülkemize kazandıran bu kilit kurumların da Daire Başkanlığı düzeyine indirgenmesinin bu önemli kazanımların kaybedilmesine neden olacağından endişe etmekteyiz.

Bu bağlamda diğer önerimiz yapılacak kurumsal değişikliklerin uzun vadeli çözüm oluşturacak ve küresel gelişmelere uyumlu olarak yapılmasına yönelik kapsamlı bir çalışma doğrultusunda şekillendirilmesidir. Biz aşağıda imzası bulunan Sivil Toplum Kuruluşları bu yönde yapılacak çalışmalara her türlü katkı ve desteği vermeye hazır olduğumuzu bildirmek isteriz.”


Tabiat Kanunu İzleme Girişimi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Buraya lütfen adınızı yazın