Diş Çürüklerinin Önlenmesinde Beslenmenin Rolü

0
1907

Diş çürükleri, karbonhidratların ağız florasındaki mikroorganizmalar tarafından parçalanması sonucunda oluşan asitlerin diş minesinin inorganik apatit kristallerini ayrıştırması sonucu oluşan kavite (oyuk) ile başlayan; bu evrede girişimde bulunulmaması halinde ise dişin sert dokusuna ulaşarak ağrılı rahatsızlıklara yol açan enfeksiyöz bir hastalık türüdür.

Yapılan pek çok epidemiyolojik çalışmada, diş çürüğünün görülme sıklığının değiştiği, çürüklerin gelişmekte olan ülkelerde artarken birçok endüstrileşmiş ülkede azaldığı ortaya konulmuştur. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde okul çağı çocuklarının %60-90’ı, yetişkinlerin ise %100’ünde diş çürükleri bulunmaktadır.

Türk Dişhekimleri Birliği tarafından yayınlanan çalışma raporuna göre ülkemizde 15-19 yaş grubuna kadar diş çürükleri yaygınlığının kontrol edilebilir düzeylerde olmasına karşın bu yaş grubundan sonra süratle arttığı belirtilmektedir.

Diş çürükleri nasıl oluşur?

Diş çürüklerinin oluşumunda pek çok faktör rol oynamaktadır. Ancak diş çürüğünün oluşumu için temel olarak 4 faktörün bulunması gerekmektedir;

  1. Duyarlı/hassas bir konak ve diş yüzeyi
  2. Ağız boşluğunda ve diş plaklarında bulunan Streptococcus ve Lactobacillus gibi mikroorganizmalar
  3. Beslenme tarzı (özellikle bakteriler için substrat kaynağı olan fermente olabilen karbonhidratlar)
  4. Ağızda fermente olabilen karbonhidratların metabolize olması, asit üretimi ve tükürük pH’sının 5,5’un altına düşmesi için gerekli zaman (süre), pH asidik olduğunda oral bakteriler demineralizasyon işlemine başlar.

Besinler diş çürükleri gelişimini nasıl etkiler?

Besinler diş çürükleri açısından karyojenik, karyostatik ve antikaryojenik olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır.

Karyojenik besinler: Karyojenik besinler fermente edilebilir karbonhidratları içeren ve ağızda mikroorganizmalarla temas ederek tükürük pH’sının 5.5’in altına düşmesine neden olan ve diş çürüklerini stimüle eden besinlerdir.

Tabak modeline (MyPlate) göre 5 grup besinin üçünde fermente edilebilen karbonhidratlar bulunmaktadır. Bunlar tahıllar, meyveler ve süt ürünleridir. Fermente edilebilir karbonhidrat içeriklerine bağlı olarak karyojenik özellik gösteren tahıllar ve nişastalı besinler; krakerler, cipsler, sıcak ve soğuk mısır gevrekleri ve ekmekleri içermektedir. Bazı sebzelerde fermente edilebilir karbonhidratlar bulunmasına rağmen çok azının karyojenik özellikleri bildirilmiştir. Tüm meyveler (taze, kurutulmuş, konserve) ve meyve suları karyojenik olabilmektedir. Kavun gibi su içeriği yüksek olan meyveler, muz ve kurutulmuş meyveler gibi diğer meyvelere kıyasla daha düşük karyojeniteye sahiptir. Meyveli içecekler, gazlı içecekler, buzlu çaylar ve diğer şekerle tatlandırılmış içecekler; tatlılar; kurabiye; şekerler ve pasta ürünleri karyojenik özelliklere sahip olabilmektedir. Glikoz, früktoz, maltoz, laktoz ve sükroz bakteri aktivitelerini artırdıkları için diş çürüklerine neden olabilmektedirler. Şekerin diyetteki tüm formları (bal, pekmez, mısır şurubu gibi) potansiyel karyojenik etkiye sahiptir ve organik asit üretimi için bakteriler tarafından kullanılabilmektedir.

Kalsiyum içerikleri yüksek olan süt ürünleri, alkali özellikleri nedeniyle besinlerin potansiyel karyojenik özelliklerini azaltabilmektedirler.

Karyostatik besinler: Diş çürüklerine katkıda bulunmazlar. Mikroorganizmalar tarafından metabolize edilmezler. Karyostatik besinlere örnek olarak yumurta, balık, kırmızı et, kümes hayvanları eti, sebzelerin çoğu, yağlar ve şekersiz sakızlar verilebilir. Şekersiz sakızlar, tükürük akımını uyararak diş çürüklerini azaltmaya katkıda bulunurlar.

Antikaryojenik besinler: Ağızda asit oluşumuna neden olan besinlerden önce tüketildiğinde plağın bu asidojenik besini tanımasını önleyen besinlerdir. Kazein, kalsiyum ve fosfat içerikleri nedeniyle cheddar peyniri antikaryojenik özelliğe sahiptir. Beş karbonlu bir şeker olan ksilitol de, antikaryojenik olarak değerlendirilmektedir. Tükürük amilazıyla parçalanamaz ve bakteri dejenerasyonuna uğramazlar. Ksilitolün diğer antikaryojenik mekanizması diyette fermente edilebilir karbonhidratların yerine geçmesi ile açıklanmaktadır. S. mutans ksilitolü metabolize edemez ve ksilitol tarafından inhibe edilir. S. mutans’a karşı antimikrobiyal aktivitesi ve çiğnemenin tükürük üzerine uyarıcı etkileri nedeniyle diş çürüklerine karşı koruyucu etki göstermektedir. Bu nedenle bireylere ksilitol içeren sakız tüketimi önerilebilmektedir.

Besinlerin Karyojenitesini Etkileyen Faktörler

Besinlerin karyojenitesi; tükürüğün hacmi ve kalitesi; tüketilen besinlerin tüketim sırası, besin ögesi içeriği, kıvamı; diş plağı birikimi, konağın dişinin genetik yatkınlığı gibi faktörlerden etkilenmektedir.

Diş çürükleri tedavisinde temel amaç dişin yapısını korumak ve çürüğün ilerlemesini önlemektedir. Bununla birlikte çürük lezyonunda kavitasyonunun meydana gelip gelmediğinin belirlenmesi önemlidir. Kavitasyon oluşmamış lezyonlar durdurulabilir ve rafine şekerlerin alımının azaltılması gibi uygulamalar ile remineralizasyon sağlanabilir. Dişlerin remineralizasyonunun sağlanması ile operatif olmayan tedavi mümkündür.

Dişlerin remineralizasyonu: Dişin remineralizasyonu, minerallerin dişin moleküler yapısına tekrar kazandırıldığı süreçtir. Diş hijyeninin, florür içeren diş macunu ve diş ipi ile günde iki kez diş fırçalama gibi en uygun seviyede tutulması ve topikal florürün düzenli uygulanması ile çok küçük çaplı çürük lezyonların remineralizasyonu sağlanabilmektedir. Bu yöntemler çürük lezyonunun operatif olmayan tedavileri olarak adlandırılır.

Diş Çürüklerinin Önlenmesinde Beslenmenin Rolü Nedir?

Diş çürüklerinin önlenmesi programı; dengeli bir diyet, fermente edilebilir karbonhidratların tüketim miktarı ve sıklığının düzenlenmesi ile bireylerin ağız hijyeni uygulamalarını temel almaktadır. Diş çürüklerinin önlenmesine ilişkin öneriler aşağıda özetlenmiştir:

  1. Günde en az 2 kez ancak tercihen her ana ve ara öğünün ardından dişler fırçalanmalıdır. Diş fırçalamanın mümkün olmadığı durumlarda ağız suyla çalkalanmalı veya 15-20 dk ksilitol içeren şekersiz sakız çiğnenmelidir.
  2. Bireylerin antikaryojenik veya kariyostatik besinleri tüketmeleri, karyojenik yiyecek ve içeceklerin tüketiminin ardından şekersiz sakız çiğnemeleri; şeker, kraker, kurabiye, cips ve hatta meyveler gibi fermente edilebilen karbonhidrat içeren besinleri ara öğün olarak değil ana öğünlerle birlikte tüketmeleri teşvik edilmelidir. Bununla birlikte şeker içeren ve düşük pH’ya sahip içeceklerin yanı sıra şekerlemelerin uzun süre ağızda tutulmasından kaçınılmalıdır.
  3. Şeker içermeyen besinler tükürük salgılanmasını stimüle ederek pH’nın yükselmesine yardımcı olur. Bu nedenle nişastalı, dişlere yapışan ve şeker içeren besinler, şeker içermeyen besinlerle birlikte alınmalıdır.
  4. Süt ve ürünleri remineralizasyonu artırdığı ve kalsiyum içerdiği için ana ve ara öğünlerde tüketimi sağlanmalıdır.
  5. Çiğnemeyi gerektiren ve posa içeren besinler tükürük üretimini ve tamponlama kapasitesini artırır. Bu nedenle fermente edilebilir karbonhidrat içeren besinlerle birlikte sebze ve meyve gibi çiğneme gerektiren besinler tüketilmelidir.
  6. Asidik besinler çürük riskini artıran diş erozyonlarına neden oldukları için sporcu içecekleri, meyve suları ve soda gibi asidik besinlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  7. Proteinler kariyostatik ve tamponlayıcı özellik gösterirler. Bu nedenle öğünlerde karbonhidratlar proteinlerle birlikte alınmalıdır.
  8. Pişmiş ve işlem görmüş besinler tek başına tüketildiklerinde bakteriyel metabolizma için daha uygun hale gelirken, çiğ besinler çiğnemeyi ve tükürük üretimini uyarırlar. Bu nedenle öğünlerde çiğ ve pişmiş besinler birlikte tüketilmelidir.
  9. Disfajisi olan bireyler bazı yiyecek ve içecekleri kıvam artırıcı olarak kullanabilmektedir. Kıvam artırıcı bu ajanlar fermente edilebilir karbonhidrat içerebilecekleri ve yiyeceklerin ağızdan yetersiz temizlenmesine neden olabilecekleri için bu hastalarda ağız hijyenine önem verilmelidir.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Buraya lütfen adınızı yazın