Ana Sayfa Yazarlar Ali Osman Mola

Ali Osman Mola

Hem nalına hem mıhına

Bu hafta, bir kısmını uzun süredir paylaşmayı istediğim farklı birkaç konudaki düşüncelerimi yazdım.

Coğrafi İşaretli Ürünler üzerine düşünceler

Coğrafi İşaretli Ürünler o kadar önemlidir ki önemlerini sadece parayla ifade etmek büyük hata olur. Coğrafi İşaretli Ürünler, gelir dağılımının tabana yayılmasına katkı sağlayabileceği, katma değerli ürün ihracatımızı arttırabileceği, kırsal kalkınmaya katkı yaparak kırsaldan kente göçün önünde önemli bir engel teşkil edebileceği gibi, kültürlerin, geleneklerin, üretim usul ve tekniklerinin, endemik hazinelerin korunmasını ve yaşatılmasını da sağlar.

Nükleer başlıklı füze yapabilir miyiz?

Ana başlık "Nükleer başlıklı füze yapabilir miyiz?" olmakla birlikte bugünkü yazımızın konusu doğrudan "nükleer füzeler" değil, ama sorunun cevabı da vereceğim örneklerde... Bugünkü yazımın konusu: Gereğini yapmak. "Gereğini yapmak" anlaşılması kolay bir kavram ve adeta "kuvveden fiile" geçişteki mecburi istikamet.

Ciğerlerimiz yanarken kayıkçı kavgası

Orman yangınları, bilhassa 18 Ağustos Pazar günü İzmir'in Karabağlar ilçesinde başlayan ve Seferihisar ile Menderes ilçelerine de yayılan orman yangını bir haftadır yüreğimizi yangın yerine çevirdi.

Yaklaşımların ekonomiye derin etkileri üzerine

Başta da belirttiğim gibi, 2014'ün başından beri yönetenlerimizin yaklaşımlarını, buna bağlı olarak aldıkları kararları ve sonuçlarını eleştiriyor veya övüyor, ekonomimizin hangi istikamete doğru gittiğine dair öngörülerde bulunuyorum. Daha 1 dolar 2.30 TL iken krizden bahsetmiş, yöneticilerimiz yaklaşımlarını değiştirmezlerse ne dövizin ne faizin ne işsizliğin ne enflasyonun ne de iflasların önüne geçilebileceğini rakam rakam ve adım adım yazmış biri olarak, bu defa doğrudan "yaklaşımları" uzunca bir makale konusu yaparak "yaklaşımlarını değiştirmeleri konusunda" kendilerini uyarıyorum. Kimin yaklaşımının doğru olduğunu, 2021 sonuna kadar defalarca göreceğiz.

Güncel gelişmeler ışığında 2023 hedefleri

Parayı takip etmeye devam ediyorum çünkü paranın dışındaki gündemler kimsenin pek umurunda değil. Buna "sistem tartışmaları" da dâhil. Muhalefet eski sistemi savunuyormuş. Muhalefetteyken savunurlar belki ama iktidara gelince iş değişir. Onca gücü kimse elinin tersiyle itmez. Yeni sistemin noksanlarının giderilmesi, yanlışlarının düzeltilmesi ise ayrı bir tartışma konusudur.

Erken seçim üzerine düşüncelerim

İkinci İstanbul seçiminin sonuçlarının alınmasından itibaren yine aynı nakaratı dinlemeye başladık: "Seçimler bitti. Önümüzde seçimsiz dört yıl var. Artık Türkiye'nin gerçek gündemine odaklanabiliriz." Peki, Türkiye'nin gerçek gündemi ne? S-400, F35, Suriye, İran ve Akdeniz'deki enerji kaynakları mücadelesini başlıca sorunlarımız olarak sayabilirim. Yine de hepsinin üzerinde ve bu sorunların da etkisi altında asıl gerçek gündemimiz "ekonomik kriz". Ekonomik krizler o kadar etkilidir ki bütün ülkelerde seçim sonuçlarının 1 numaralı belirleyicisidir. Aynı zamanda erken seçimlerin de 1 numaralı belirleyicisidir.

Biz seçimlere odaklanmışken neler oldu?

İhtiyacımız yoksa niçin ESK'nın ithalat yetkisinin süresi uzatıldı ve daha iki gün önce, üstelik Sırbistan'dan, "5 bin ton gümrüksüz (daha birçok gıda ürünü ile birlikte sıfır gümrükle) büyükbaş hayvan eti ithalatına" izin verildi?