31 STK’dan itiraz: Gıdaya Yönelik İfade Özgürlüğü Kısıtlanamaz!

0
2448
31 STK’dan itiraz: Gıdaya Yönelik İfade Özgürlüğü Kısıtlanamaz!

“Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” başlıklı torba yasa tasarısının 28., 29. ve 30. maddelerinin gıdaya yönelik ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı düzenlemeleri içerdiğine dikkat çeken 31 STK, ortak bildiri yayınladı. Açıklamada; Türkiye’de gıda hususunda birçok sorun olduğu ancak sorunun çözümünü yasaklar üzerinden kurgulamanın, toplumda gıdaya ilişkin endişe, korku ve güvensizliği azaltmayacağı vurgulandı.

Çevre, doğa koruma ve ekoloji alanında faaliyet gösteren 31 kurum ve topluluk, yayınladıkları ortak bildiri ile; 24 Haziran 2020 tarihinde meclis gündemine giren ve geçtiğimiz günlerde TBMM Genel Kurulunda kabul edilen “Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” başlıklı torba yasa tasarısının 28., 29. ve 30. maddelerinin gıdaya yönelik ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı düzenlemeleri içerdiğini savundu.

Kanun maddeleri kapsamında “her türlü yazılı, görsel, işitsel ve dijital iletişim araçları üzerinden yapılan ve ticari reklam kapsamına girmeyen, gıda güvenliği ve güvenilirliği hususunda tüketicide endişe, korku ve güvensizlik yaratarak tüketicinin tüketim alışkanlıklarını olumsuz etkileyen gerçeğe aykırı yayınların” yanıltıcı yayın olarak tanımlandığı ve 20-50 bin TL para cezası verilmesi öngörüldüğü hatırlatılan açıklamada, yasa teklifindeki “yanıltıcı yayın” tanımının çok geniş ve belirsiz olduğu vurgulanan ortak bildiride şu ifadelere yer verildi:

“Neyin yanıltıcı yayın kapsamında değerlendirileceği, bu değerlendirmeyi yapacak kişilerin kimler olacağı, bağımsız karar verip veremeyecekleri net değildir. Teklifi savunan çeşitli çevrelerce, ilerleyen süreçte bu endişelerin yönetmelikle giderileceği ve değerlendirmenin bilimsel esaslar dikkate alınarak yapılacağı ifade edilmektedir. Ancak gıda güvenliği ve güvenilirliği hususunda tüketicileri endişe, korku ve güvensizliğe sürükleyen nedenler toplumda çeşitlilik göstermektedir. İnsanlar sağlıkları, sosyo-ekonomik durumları, inançları, kültürleri ve yaşam biçimleri gibi farklı gerekçelerle gıdaya ilişkin çok çeşitli kaygı ve hassasiyetlere sahiptir. Bu hassasiyetler genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), tohumlar, tarım zehirleri (pestisitler), helal gıda, veganlık/vejetaryenlik gibi geniş bir yelpazeye yayılmaktadır ve birçoğu bilim içinde de tartışmalı konuların başında gelmektedir.

Bahsedilen tanımda kişi veya amaç fark etmeksizin yazılı, görsel ve sosyal medya mecrasında yapılacak, gıdanın üretim ve işleme süreçleriyle ilgili her türlü paylaşım yüksek miktarda para cezasıyla karşılaşma riski taşımaktadır. Böylesine önemli bir konunun bu kadar otoriter, subjektif ve özensiz bir düzenlemeye tabi tutulması yurttaşların kamusal bilgiye ve iyi, temiz, adil gıdaya erişim hakkını kısıtlayacaktır.

Elbette, Türkiye’de gıda hususunda birçok sorun vardır. Ancak sorunun çözümünü yasaklar üzerinden kurgulamak toplumda gıdaya ilişkin endişe, korku ve güvensizliği azaltmayacak tam tersine artıracaktır. Yasa teklifinin ilgili maddeleri; toplumun gıdaya ilişkin kaygı ve hassasiyetlerini dikkate alarak, toplumsal sorumluluk gereği kamuoyunu aydınlatma vazifesi gören, her biri kendi içinde yetkin kurumların, bilim insanlarının, sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının, bu sorumluluklarını yerine getirmelerini kimi zaman doğrudan sansür kimi zaman da otosansür yoluyla engelleme riskini içermektedir.

Bu bağlamda öncelikle yurttaşların örgütlenmelerini kolaylaştıran ve bu örgütlenmeler üzerinden doğru bilgiye erişimi sağlayacak mekanizmalar kurulmalıdır. Bu mekanizmaların merkezinde gıda toplulukları, meslek odaları, ilgili araştırma birimleri, gıda kooperatifleri, çiftçi sendikaları, ilgili üniversite yapıları, tüketici dernekleri gibi sivil toplum kuruluşları, kamusal ve güvenilir bilgiye erişimi hedefine koymuş sosyal girişimler yer almalı, bu oluşumların sağladığı bilgiler sayesinde yanıltıcı bilgiye çok daha hızlı ve doğru cevaplar üretilmelidir. Böylece, halkın çıkarlarını esas alan, kamucu bir bilgi edinme hakkının kullanımı mümkün olacaktır.

İlgili yasa teklifi bu haliyle halkın sağlıklı bilgiye erişiminin önünü kapatmakta ve kamu çıkarları ile uyuşmamaktadır. Sağlıklı bilgiye erişimi engelleyecek söz konusu maddelerin yasadan çıkarılmasını ve halkın bilgi edinme hakkını esas alan mekanizmalara destek olunmasını talep ediyoruz.”

İmza veren kurum ve topluluklar:

  • Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
    Çevre ve Arı Koruma Derneği – ÇARIK
    Good4Trust.org
    Türetim Ekonomisi Derneği
    Yeşil Düşünce Derneği
    Yeryüzü Kooperatifi
    Ekoharita.org
    ÇEKÜL Vakfı
    Genç Yeşiller
    Kocaeli Ekolojik Yaşam Derneği
    Yerel Tohum Derneği Marmaris Temsilciliği
    SUYADER
    AGRİDA Tarım ve Turizm Derneği
    Bağlıca Eğitim Çevre ve Dayanışma Derneği
    Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
    Yayla (Gola) Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği
    Çukurova İnsan Tohum Toprak Atölyeleri
    İstanbul Permakültür Kolektifi
    Doğal Yaşam Derneği
    Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği
    Ortak Yaşam Ekososyal İşletme Kooperatifi
    Çeşme Çevre PLATFORMU
    Bergama Çevre Platformu
    İzmir Çevre Gönüllüleri Platformu
  • Doğal Besin Bilinçli Beslenme
  • Güzel Gıda Topluluğu
  • Batı İzmir Topluluk Destekli Tarım Gıda Topluluğu (Bitot)
  • HDK Emekliler ve Yaşlılar Meclisi
  • Antalya Ekoloji Meclisi
  • Arıköy Tüketim Kooperatifi
  • TarlaTaban

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here