Soğan

0
23

Kasım ayı içinde kuru soğanda yaşadığımız fiyat tartışmalarını Haziran ayı içinde patateste yaşamıştık.

Patates tartışmaları sürerken tartışmaya ister istemez ben de dâhil olmuş ve konuyu “Patates Cumhuriyeti” başlıklı makalede değerlendirmiştim.

O makalede, “Soğan da var aslında.” diyerek bir sonraki tartışmanın “soğan” üzerinde olacağına dikkat çekmiştim. Aradan 4 ay geçti ve biz bugün, soğanla yatıp soğanla kalkıyoruz.

Değişen pek bir şey yok: Yöneticilerimiz hâlâ sorunun gerçek sebepleri ile uğraşmıyorlar.

Yine de haksızlık etmeyeyim (!). Yöneticilerimizin, patates ile soğan sorununa yaklaşımlarında benzer yönler çok olmakla birlikte bu defa farklı bir “çözüm yolu (!)” da takip ediyorlar: Soğan depolarını basıyorlar. Gerçi bu da domates enflasyonunu düşürmek için bazı belediye başkanlarının halk pazarlarını basıp “domates satan esnafları pazardan kovma” çözümünün bir gömlek üstü sayılabilir fakat “Soğan fiyatları düşmezse ithal ederiz ha!”. çözümünü henüz kimsenin ağzından duymadım.

Peki, patates ithalatı patates fiyatlarının düşmesini sağladı mı? Hayır.

Pazarcıyı pazardan kovunca domates fiyatları düştü mü? Hayır.

Et ithal edince et fiyatları düştü mü? Hayır.

Soğan depoları basılınca soğan fiyatları düşer mi? Kesinlikle hayır.

İki konuyu tekrar ve ısrarla vurguluyorum:

  1. Fiyatlar tarlada (üreticide) söylendiği kadar ucuz değil.
  2. Asıl sorun maliyetler.

Kim, ne diyor?

Yıllara göre kuru soğan üretimimiz

Listeyi incelediğimizde 2017’de son 17 yılın en yüksek 3. rekoltesinin, 2016’da ise en yüksek 4. rekoltesinin elde edildiğini görüyoruz. 2016 ve 2017’nin bir başka önemi daha var: Yüksek rekoltenin üst üste gerçekleşmesi.

Listede rekolte ile ilgili gördüğümüz diğer önemli durum, birer ikişer yıl arayla rekoltede ciddi düşüşler ve yükselişler görülmesi. “Bu durumun sebebi nedir?” diye sorduğumuzda basit ve anlaşılır bir cevapla karşılaşıyoruz: Ürün çok olduğunda fiyatlar düşüyor. Böyle olunca da çiftçilerin bir kısmı ertesi yıl soğan ekmiyor. Aslında birçok üründe aynı durumla karşı karşıyayız.

Anlaşılmaz olansa şu:

İki yıl üst üste rekor rekolte olduğu halde bu yıl soğan fiyatları neden bu kadar yükseldi? Belki de şöyle sormak daha doğru olur: İki yıl üst üste rekor rekolte olduğu halde ve üçüncü yılda (2018) soğan hasadı yeni yapılmışken soğan fiyatları neden düşmüyor?

Her yıl sebze ve meyvede şu olur: Yeni rekolte yılında doğal olarak taze ürüne yöneliriz. Bu durumda pazara ilk inen ürünler pahalıdır. Sonra asıl hasat başlar ve fiyatlar da bu doğrultuda düşer.

Bu yıl böyle olmuyor. Neden?

Bir de şu tarafından bakalım:

Her yıl soğan hasadından sonra üretimin bir kısmını tüccar alır ve depolar. Çiftçilerin bir kısmı ürünlerini hemen satar çünkü nakit paraya ihtiyacı vardır. Üretimin bir kısmını da üreten çiftçi depolar. Sonra ürün, depolardan peyderpey perakende satış yerlerine dolayısıyla son tüketiciye ulaşır. Üretici de tüccar da malı bunlardan alanlar da bellidir.

Listeden de görebileceğiniz gibi rekoltenin düşük olduğu yıllar da olmuştu fakat fiyatlar bu yılki kadar yükselmemişti (Yanılıyorsam hatırlatın lütfen.). Üretici aynı, tüccar aynı, perakendeci aynı; aynı insanlar yıllardır “vurgun” derdinde değil, vatandaşı kazıklamak için “stok yapmıyor” fakat 2018’de birdenbire ahlakları değişiyor ve “stokçu, vurguncu, hain” oluveriyorlar! Bu durum bana inandırıcı gelmiyor.

Üretici tarafı, 2018’de rekoltenin düştüğünü ve depolardaki ürünün önemli bir kısmının hastalık sebebiyle çürüdüğünü söylüyor.

Hükûmet tarafı ise bu söylenenlere inanmıyor.

Oysa rekolteyi tahmin etmek (TÜİK’in 2018 kuru soğan rekolte tahmini 2017’nin 7,1 altında.) ve depolardaki çürümeyi tespit etmek hiç de zor değil. Kamuoyunun gözü önünde bile yapılabilir. Maksat üzüm yemek ise (bağcıyı dövmek değil ise) zor değil.

Ben, ne diyorum?

Çiftçiyi üretmekten alıkoyacak hiçbir tedbiri kabul etmiyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi buraya giriniz