Coğrafi İşaretli Ürünler üzerine düşünceler

0
976

19-21 Eylül günlerinde Ankara’da, Cumhurbaşkanlığının himayelerinde ve Ankara Ticaret Odasının (ATO) ev sahipliğinde “2. Uluslararası Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi” gerçekleştirildi.

Neler konuşulacağını oturum başlıkları yayımlandığı için biliyorum fakat ne konuşulduğunu bilmiyorum. Bizde adettir; bir sürü reklam yapılır, özellikle açılış konuşmalarında büyük büyük laflar edilir, bunlar basında yer alır fakat teknik konuşmalardan (İşin özü bu konuşmalardadır.) kimsenin haberi olmaz.

Konuşmaları yazmak basının görevi değil, onlar en fazla kısa özetler yapabilirler ki bu bile bir hayli zahmetli bir iştir. Kimseden özet beklentimiz yok zaten. Peki, siz bu Zirve için site açmadınız mı kardeşim! Açtınız. Peki, niçin sunumları burada yayımlamıyorsunuz? Üstelik bu site, zirveler sürekli olduğu için tek seferlik bilgiler de içermiyor (içermemeli). Bir nevi “arşiv” hüviyetinde (olmalı). Nitekim https://www.cografiisaretlerzirvesi.com/tr‘ye girdiğinizde 2017 Zirvesi ile ilgili bir bölümün olduğunu görüyorsunuz. Bu bölümün altında neler var? Tanıtım videosu ve sayısız fotoğraf dışında hiçbir şey. Bilgi yok yani, beyler kendi fotoğraflarını koydurmuşlar. Ha bir de “Zirve Hakkında” bölümü var. Şöyle yazmışlar (Başka da bir şey yok.):

“2017 yılında düzenlenen 1. Uluslararası Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi, 15 bini aşkın kişinin katılımı ile ülkemizde konusunda gerçekleştirilen en yüksek katılımlı organizasyondur.

Zirvenin konferans programına ulusal ve uluslararası uzmanlardan oluşan 42 konuşmacı 30 oturumda Coğrafi İşaretli Ürünler ile ilgili bilgilendirici konuşmalar yapmıştır.

Zirve, 180 stantla ülkemizin yedi bölgesinden yerel ürünlerin sergilendiği fuar alanıyla ilk defa Coğrafi İşaretli Ürünlerin ticarileşmesine yönelik bir organizasyon olma özelliğine sahiptir.

Zirve esnasında üreticiler 200’ü aşkın ikili iş görüşmesi yapma fırsatı bulmuşlardır. Zirve sonunda Türkiye’deki Coğrafi İşaretli Ürünlerin sorunları ve çözüm önerilerini içeren bir manifesto yayınlanmıştır.”

Güzel! Peki, nerede manifesto? Yok. Hiç mi koymamışlar, koymuşlarda mı kaldırmışlar? Niye? Bilinmiyor. Zirveleri karşılaştırmamızı istememişlerdir belki.

21 Eylül’de sona eren Zirve’nin manifestosu da ben bu yazıyı kaleme aldığımda henüz yayımlanmamıştı. Önümüzdeki günlerde yayımlanırsa paylaşacağım ve yorumlayacağım.

Zirve mi, Çalıştay mı?

Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi niçin yapıldı? İlgili sitenin “Zirve Hakkında” bölümünde gayet veciz bir şekilde ifade edilmiş:

“Zirve’nin temel amacı; Türkiye coğrafyasına ait ürünlerin bir markaya dönüşmesine katkı sağlayarak ülkemizin coğrafi işaretli ürün potansiyelini harekete geçirmek ve bu yolla büyüyen uluslararası ticaretten yararlanmasına ve kırsal kalkınmaya hedeflerine ulaşmasına katkı sağlamaktır.

Zirve’nin hedefleri ise “Coğrafi işaretlerin ekonomik, sosyal ve kültürel getirileri konusunda farkındalık yaratmak; dünya ile uyum için bilgi ve deneyim paylaşımında bulunmak; üreticiler/satıcılar ile yerel, ulusal ve uluslararası alıcıları bir araya getirerek ülkemizin coğrafi işaretlerinin uluslararası düzeyde tanıtımını yapmak ve yerel ürünlerin ticarileştirilmesine yönelik iş birliği platformları oluşturmak; gelecek dönemlerde gerçekleştirilecek uluslararası organizasyonlar için altyapı oluşturmak. (…)

Benzer organizasyonlardan farklı olarak Konferans Programı, Eğitim Kampları, Coğrafi İşaretler Fuarı, B2B toplantıları ve daha birçok etkinliği bir arada bünyesinde barındıran Zirve, katılımcılara coğrafi işaretler alanında daha fazla bilgi ve deneyim edinme, son gelişmeleri anlama, network ve ticari ilişkiler geliştirme gibi çok yönlü avantajlar sağlamaktadır.”

Yapılanları takdir etmediğimi düşünmenizi istemediğim için önce Zirve’ye katkı verenlerin hepsine de teşekkür ediyorum fakat “Yukarıda yazılan amaçlar ve hedefler gerçekleşiyor mu?” diye de sorgulamam gerekiyor. Bunları ölçebiliyor muyuz? Ölçüyorsak örneğin 2017’de de aynı amaç ve hedeflerden bahsedildiğine göre o günden bu güne ne değişti?

Bu sorulardan hareketle son paragraftaki yoğun etkinliklere de dikkatinizi çekiyorum. Bütün bunlar -en fazla- üç gün içinde yapılacak. Diğer taraftan etkinliklerin çakıştığını da unutmayalım.

“Zirveleri desteklemekle birlikte, asıl önemli olanın “yörelerdeki çalışmalar” olduğunu düşünüyorum. Sanayi ve Ticaret Odaları, Kalkınma Ajansları ve Belediyeler ele ele vermeliler, konferans ve B2B toplantıları (ikili görüşmeler) ve fuar dışındaki program onların işi olmalı çünkü yöresinde bu işlerle uğraşacak insanlar böyle zirvelere katılamazlar, katılsalar bile yörelerindeki çalışmaları yürütecek bilgiyi iki günde öğrenemezler. Bu kurum ve kuruluşlar, denetimlerde de aktif rol almalı.

Ulusal ve uluslararası politikalarımızın şekillendirileceği toplantılar ise zirveler değil, çalıştaylardır.

2017’den 2019’a ne değişti?

Zirveler üç gün olarak planlanıyorsa da protokol konuşmaları ile açılışın yarım gün sürmesi ve son günde saat 15.00’e kadar çalışılması sebebiyle fiilen iki gün çalışılıyor. Dolayısıyla yukarıdaki alıntıda sıralanan çalışmaların iki gün içinde gerçekleştirilmesi gerekiyor. Ne kadar faydalı olacağına siz karar verin.

2017’de konferans programına ulusal ve uluslararası uzmanlardan oluşan 42 konuşmacı katılmışken 2019’da sayı 76’ya yükselmiş (protokol konuşmacıları hariç); oturum sayısı ise 30’dan 12’ye düşmüş. Konuşmacı başına düşen vakit azalmış. İlk gün konuşmacıları için -en fazla- 8 dakika. Dünyanın parasını ödeyip dünyanın öbür ucundan uzmanlar getiriyorsunuz ve 8 dakika konuşma süresi veriyorsunuz. Ne diyeceğimi bilemedim!

2017’de, coğrafi işaretli ürünler pazarının 200 milyar dolar olduğu söylenmiş. 2019’da da 200 milyar dolar olduğu söyleniyor. Avrupa pazarı ise 55 milyar avro imiş. Ya pazar büyümüyor ya rakamlar güncellenmiyor ya da biz yeni rakamları pek merak etmiyoruz.

Türkiye’de 2500 civarındaki ürünün coğrafi işaret alma potansiyeli varmış. 2017’ye kadar bunlardan 204’ü Türk Patent Kurumu tarafından tescil edilmiş, inceleme aşamasında olan ürün sayısı ise 304’müş. Bugün itibarıyla tescil sayısı (menşe, mahreç) 446, incelenen ürün sayısı ise 428.

AB toplamında coğrafi işaret alma potansiyeli bulunan ürün sayısı 10 bin civarındaymış. Bunların 1500’e yakını AB’den coğrafi işaret almış. Bizim, AB’den coğrafi işaret alan ürün sayımız ise 2017 Zirvesi sırasında 2 iken (Antep baklavası ve Aydın inciri) sonra “Malatya kayısısı”nın da eklenmesiyle 3’e çıkmış.

En önemlisi, Türkiye’nin 200 milyarlık ve 55 milyar avroluk pazardan ne kadar pay aldığı?

Bilmiyorum. Yetkililerimiz de bilmiyor demek ki bu konuda konuşmuyorlar ama şöyle söylüyorlar:

“Yerel ve geleneksel ürünlerimizin Avrupa’da tescillenerek uluslararası pazara açılması durumunda yıllık 20 milyar dolarlık bir katkı sağlanabilir.”

Türkiye’nin dünya ticaretinden aldığı pay yüzde 0,8, Yerel ve geleneksel ürünlerimizden almayı umduğumuz pay ise yüzde 10. Üstelik hâlihazırdaki ile ilgili elimizde bir veri de yok. Birileri buna “Büyük düşünmek.” diyebilir, ben ise -affınıza sığınarak- “Sallamak.” diyorum.

Bir de şu tarafından bakalım:

Önemli olan sadece pazar büyüklükleri değil. Coğrafi işaretli ürünlerin iki-üç katına satılabileceği söyleniyor. Bu durumda AB’den coğrafi işaret alan üç ürünümüzü, coğrafi işaret aldıktan sonra daha pahalı ihraç edip etmediğimizi de öğrenmek istiyorum doğal olarak. Yok, fiyatlar sadece iç pazarda yükseldiyse bu düpedüz “birbirimizi kandırmak” anlamına geliyor.

Uyarılar

Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜCİTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu diyor ki:

“Coğrafi işaretler konusunun sağlam temellerle ilerleyip gelişebilmesi için denetim konusu önemlidir. (…) Çok tescil, coğrafi işaretler kavramını öldürür, tescile olan güvenin kaybedilmesine yol açar.”

Tamamıyla katılıyorum.

Gıdadan örnekler vereyim:

İlk örnek Ezine Peyniri: O kadar çok markanın Ezine Peyniri satılıyor ki insan ister istemez şüphe ediyor. Ediyor çünkü tattığınızda bunların hiçbirinin tadının diğerini tutmadığını, hatta birbirleriyle uzaktan yakından alakalarının olmadığını anlıyoruz. Fiyatlar da epeyce farklı.

İkinci örnek Maraş Dondurması: Gerçek Maraş dondurmasını bulmak bir yana, asıl merak ettiklerim, ambalajlarının üzerinde “Maraş Usulü” yazan dondurmalar. Bu “usulü” işini anlayabilmiş değilim.

Bunlar resmî izinli ürünler. Dolayısıyla üreticiye bir diyeceğim yok. Almış iznini, üretiyor. Ürünlerine de bir diyeceğim yok. Damak tadı olarak hiç de fena değil, sağlıksız da değil ama maalesef Maraş da değil.

Ülkemizde “denetim konusu” zaten fecaat.

“Çok tescil” konusu da son derece önemli. Müracaatlar son iki yılda kat be kat artmış olmakla birlikte Türk Patent Kurumu tescil konusunda hassas davranıyor. Umarım siyasilerin abartılı hedeflerinin kurbanı olmazlar.

İşin AB tescili tarafında ise hızlı davranmalıyız çünkü bize ait bazı ürünlerin başka ülkeler tarafından kendi adlarına tescil ettirildiğini de biliyoruz. Örnek: Yoğurt. “Yoğurt” Türkçe bir kelime ve yoğurt bizim icadımız ama Amerika’da bile başına “Yunan/Greek” kelimesi konularak satılıyor.

Coğrafi İşaretli Ürünler ya da köklerimiz

Coğrafi İşaretli Ürünler o kadar önemlidir ki önemlerini sadece parayla ifade etmek büyük hata olur.

Coğrafi İşaretli Ürünler, gelir dağılımının tabana yayılmasına katkı sağlayabileceği, katma değerli ürün ihracatımızı arttırabileceği, kırsal kalkınmaya katkı yaparak kırsaldan kente göçün önünde önemli bir engel teşkil edebileceği gibi, kültürlerin, geleneklerin, üretim usul ve tekniklerinin, endemik hazinelerin korunmasını ve yaşatılmasını da sağlar.

Sadece coğrafi işaretli ürünün bulunduğu ülkedeki değil, dünyanın her yerindeki insanlar bu ürünler sayesinde ürünün yerini, yöresini, insanlarını, kültürlerini, medeniyetlerini, geleneklerini merak eder, ilgilenir, değer verir, tanımak için binlerce kilometre öteden kalkıp gelir. 

…………………………….

¹Coğrafi işaret: Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işarettir. Coğrafi işaretler, menşe adı ya da mahreç işareti olarak tescil edilir. Gıda, tarım, maden, el sanatları, sanayi ürünleri coğrafi işaret tesciline konu olabilir.

²Coğrafi işaretlerle ilgili her türlü bilgiye ci.gov.tr adresinden erişilebilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Buraya lütfen adınızı yazın