100. yıl

0
159

Büyük Türk Milleti’nin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Saygı, sevgi ve minnetle yad ediyorum. Ruhları şad olsun.

Diğer millî bayramlarımız olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile birlikte bu bayram da milletimize, anasının ak sütü gibi helaldir.

Bayramlar, bayram gibi kutlanmalıdır: güvenle, gururla, onurla, coşkuyla; şanına yakışır biçimde ama mutlaka “birlikte”.

O kadar ki maddi ve manevi varlık mücadelemizin kan ve can pahasına kazanılmış armağanı olan bayramlarımıza yokmuş muamelesi yapanı, Milletimin ve değerlerimin hasmı, dolayısıyla şahsi hasmım da sayarım.

………….

Bu günler aynı zamanda olan biteni sorgulama günleridir:

Ne olmuştu da Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmıştı?

Milletin istiklali ve vatanın geleceği tehlikedeydi.

Nasıl olmuştu da bu hâle gelmiştik?

Neler olmuştu da 20 milyon km²’lik koca İmparatorluk 200 bin km²’lik bir alana sıkışmış, 100 kat küçülmüştü?

19 Mayıs’ta Samsun’dan başlatılan istiklal mücadelesi yapılmasaydı belki (bana göre kesinlikle) o 1 de bize bırakılmayacaktı.

Sorulara benim cevabım şöyledir:

Devlete ve millete, adalet yerine siyaset, liyakat yerine adam kayırma hâkim olduktan sonra biz bu hâllere düştük.    

Bunların hâkim olduğu bir ülkede ahlak da vicdan da bilim de çalışmak da günden güne azaldı. Ayrışma gündelik meşgalemiz oldu. Paramız pula döndü.

Böyle olunca da ne rakiplerimize ne de düşmanlarımıza direnebildik.

Şimdi elinizi vicdanınıza koyup söyleyin:

Suç rakiplerimizin ve düşmanlarımızın mı, bizim mi?

…………

İstiklal Marşı şairimiz cennetmekân Mehmet Akif Ersoy “Kıssadan Hisse” adını verdiği darbımeselinde diyor ki:

Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey! 
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? 
“Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar; 
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

Bu soruların muhatabı hepimiziz. Dürüstçe cevaplasak ne derdik acaba?

Tarihi niçin okuyoruz: Birilerini sınırsızca övmek veya birilerine sınırsızca sövmek için mi?

……………

Bugünün Türkiye’sinde adaletten şikayeti olmayan var mı?

Bugünün Türkiye’sinde siyasetten şikayeti olmayan var mı?

Bugünün Türkiye’sinde liyakate önem verilmemesinden şikayeti olmayan var mı?

Bugünün Türkiye’sinde adam kayrılmasından şikayeti olmayan var mı?

Bugünün Türkiye’sinde maddenin, ahlaki değerlerin önüne geçmediğini savunabilecek olan var mı?

Bugünün Türkiye’sinde vicdan sahibi insanların azalmadığını söyleyebilecek olan var mı?

Bugünün Türkiye’sinde eğitimde ve bilimde iyi durumda olduğumuzu söyleyebilecek olan var mı?

Bugünün Türkiye’sinde toplumun tehlikeli şekilde ayrışmadığını söyleyebilecek olan var mı?

Bugünün Türkiye’sinde paramızın pul olmadığını söyleyebilecek olan var mı?

…………..

“Ayrışma ve birlik beraberlik” konuları dilimize pelesenk olduğu için birkaç cümle de bu konuda edeyim:

Herkes istiyor ki birlik ve beraberlik kendi çatıları altında olsun.

Herkes istiyor ki birlik ve beraberlik kendi fikirleri etrafında olsun.

Herkes istiyor ki birlik ve beraberlik kendi istikametleri doğrultusunda olsun.

Birlik ve beraberlik böyle bir şey değildir.

Birlik ve beraberlik, öbürlerinin çatılarına, başkalarının fikirlerine, diğerlerinin istikametlerine, en öz söyleyişle “haklarına” saygı ile mümkündür.

Birlik ve beraberliği temin etmenin başka hiçbir yolu yoktur.

Herkes ister diğerleri kendisi gibi olsun.

Bunun yolu da iyi örnek olmak ve ikna etmektir.

………….

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en çok da şu sözünü seviyorum:

“Türk; öğün, çalış, güven!”

(Öğün: Aklını kullan)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Buraya lütfen adınızı yazın