Tarım Ürünleri ve Gıda Piyasası İşleyişi ve Kurumsal Yapılar

0
629
Dr. Hayati BAŞARAN / hayatibasaran@gmail.com

Yerleşik düzenle birlikte insan; neslini sürdürmek, beslenmek, barınmak, giyinmek gibi temel ihtiyaçları karşılamak için üretim yapmak zorunda kalmıştır. Başta besin olmak üzere bu ihtiyaçların büyük kısmını karşılayan üretim faaliyetlerine Tarım adı verilmiştir. Tarımsal üretim insanlığın ilk iktisadi faaliyeti olmuş, önemini hep korumuştur.

Adam Smith’in yaklaşımlarının etkisiyle 18. yüzyılın sonunda dünyada serbest ticaret tartışmaları ve korumacı yaklaşımlar yükselmiştir. Ancak tarım ürünleri dünyada her dönem ticaretin önemli bir emtiası olmuş, ülkelerin sermaye birikimine ve uluslararası ilişkilere katkısını sürdürmüştür. Dış faktörlere bağlık ve biyolojik sistem etkileşimi, tarım sektörünü her dönem önemli kılan özellik olmuştur. Tarımsal üretimin kendine özgü yapısı (doğal koşullar ve biyolojik etkileşim ) ve gıda arz/talebinin stratejik önemi nedeniyle hemen her dönem tarım politikaları hükümetlerin müdahalesine maruz kalmıştır.

Devletin ekonomiye müdahalesi; ülkenin kalkınmışlık düzeyine, ülkedeki mevcut siyasal düzene, ekonomik konjonktüre göre değişmektedir. Devletlerin mal ve hizmet üretimi yaparak ticari faaliyette bulunmasının birinci nedeni ekonomiktir. Ülke yönetimlerinin politik tercihi ne olursa olsun gelişmekte olan ülkelerde; kalkınmayı sağlamak, ekonomiye yön vermek, özel sektöre öncülük etmek, özel sektörün başaramayacağı veya giremediği işleri yapmak, tekelci piyasayı devlet eliyle işletmek/yönetmek için kamunun yönetiminde işletmeler bulunur. Ülkelerin yönetim sistemi, gelişmişlik düzeyi, sosyal anlayış yaklaşımına göre devletin ekonomik hayata müdahalesinin boyutu farklılık gösterebilmektedir. Bu farklılık devletlerin hizmet sunacakları kurumların veya üretim yapacakları işletmelerin statü, özellik ve fonksiyonlarını da belirlemektedir.  

Türkiye’nin iktisadi politikalarının başlangıç rehberini İzmir İktisat Kongresi kararlarının oluşturduğu kabul edilmektedir. 1923 yılında toplanan Kongrede; özel teşebbüsün itici güç olması, Devlet’in özel girişimciliği desteklemesi ve teşvik etmesi ağırlıklı görüş olarak benimsenmiştir. İzmir İktisat Kongresinden kısa süre sonra tüm dünyayı etkisine alan 1929 ekonomik krizinin olumsuz etkileri Türkiye’de de kendini hissettirmiş zaten yeterli sermaye birikimine sahip olmayan özel sektör girişimciliği de olumsuz etkilenmiştir. Bu olumsuzluklar, kalkınma hamlesinin Devlet eliyle başlatılması gerekliliğini oluşturmuş, politik olarak Devletçilik fikri ağırlık kazanmıştır. Bu sonucun oluşturduğu politika; Devlet’in planlama ve kuracağı iktisadi teşebbüsler aracılığı ile ekonomide daha fazla rol alması şeklinde tezahür etmiştir. Keynes’in bunalımdan çıkmak için, talep doğurucu kamu harcamalarının arttırılması yönündeki önerileri de, bu gelişmeleri özendirmiştir.

Bu dönemde; tarım sektöründe mal ve hizmet üretimini sağlayabilmek için ya özel kanunlar ile kurumlar kurulmuş ya da KİT kanunu çerçevesinde doğrudan işletmecilik yapan kuruluşlar faaliyete geçirilmiştir. Tarım Kredi Kooperatifleri ile Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin faaliyetleri bu dönemde çıkarılan özel kanunlarla başlamıştır. Özel kanunlarla kurulan Kurumların başlangıç sermayesi Devlet tarafından karşılandığından İktisadi Devlet Teşekkülü (İKT) statüsünde faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Özel Kanunlarla kurularak faaliyetini İKT statüsünde yürüten ve daha sonra özelleştirilen kurumlar arasında Türkiye Zirai Donatım Kurumu, Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu, TEKEL ve Et ve Balık Kurumu bulunmaktadır. Özel kanunlarla işletmecilik yapan veya KİT Kanununa tabi faaliyetlerde bulunarak sonradan özelleştirilen veya kurumsal yapı ve statüsü değişerek faaliyetini halen sürdüren kurum ve kuruluşlar arasında da; Türkiye Yem Sanayi A.Ş., Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ve Toprak Mahsulleri Ofisi bulunmaktadır.

Cumhuriyetin ilk yılları ile ikinci dünya savaşı sırasında (3780 Sayılı Milli Korunma Kanunu dayanak alarak) kurulan Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT), doğal kaynakların ülke ekonomisine kazandırılması, eksik altyapının tamamlanarak sanayi yatırımlarına olanak sağlanması ve istihdam yaratıcı özellikleri ile ülke ekonomisinin gelişmesinde önemli katkıları olmuştur. Ancak, özel teşebbüsün yeterli sermaye birikimi ve tecrübeye ulaşarak yatırım yapar hale gelmesi, ekonomide liberal politikalara ağırlık verilmesi, Türkiye ekonomisinin konjonktürel olarak karşılaştığı zorluklar ve kamu işletmeciliğinin yönetim sorunları KİT’leri de etkileyerek mali bünyelerinde giderek artan yapısal bozulmalara neden olmuştur. Bunun bir sonucu olarak özelleştirme uygulamaları başlamıştır.

Günümüzde dünyada tarım sektöründe görülen en büyük değişim piyasanın ürüne bağlı hale gelmesidir. Bu durum tarımsal üretici kadar girdi tedarikçisi, sanayici, ticaret aktörü ve tüketicileri de ilgilendirmektedir. Bu değişim Türkiye’de de kendini göstermiştir. Ürün miktarı gıda güvenliği bakımından taşıdığı önem nedeniyle sektör aktörlerinin, ürün kalitesi gıda güvenirliği bakımından taşıdığı önem nedeniyle hemen her kesimin tartışma konusu olmuştur. Çoğu kez tarım ürünleri ve gıda fiyatlarının yüksekliği gerekçe gösterilerek tüm tarımsal faaliyetin verimlilik ve ekonomikliğine de vurgu yapılarak tarım topyekûn tartışma konusu yapılmıştır. Bu tartışmaların kaynağını tarım ürünleri piyasasının etkin işlememesi oluşturmaktadır.

Tüm dünyada tarımsal kurumların ortaya çıkmasında konjonktürün etkisi olduğu görülmektedir. Ülkemizde de devletin kuruluş yılları ile ikinci dünya savaşında dönemsel ihtiyaçlar yeni kurumlar ortaya çıkarmıştır. Covit-19 pandemi etkisinin belirleyici olmaya başladığı yeni dönemde, gıdayı sorun olmaktan çıkarmak için tarım ürünleri piyasasının etkin işlemesini sağlayacak yeni kurumsal düzenlemelere ihtiyaç olduğu anlaşılmaktadır.

Tarım sektörünün yapısal sorunlarını çözmek ve sektörün potansiyelini verimli hale getirebilmek için piyasanın etkin işlemesi sağlanmalıdır. Tarım sektörünün ve gıda sanayinin kayıt ve kapasitesi, tarımsal girdi piyasasının kayıt ve kapasitesi, tarımsal ürün ve işlenmiş gıdaların pazarlanma yöntemleri gibi sektörün doğrudan temel faaliyetleri ile yatırım ve destekleme gibi yönlendirme faaliyetleri izlenerek etkin yönetilmelidir. Bu durumda mevcut kurumsal yapıların fonksiyonlarının gözden geçirilmesi, buradan çıkarılacak sonuçlara göre yeni kurumsal yapılara ihtiyaç olacaksa piyasanın etkin işleyişini sağlamak için yeni kurumlar hayat bulmalıdır.  

Tarım ürünleri ve gıda piyasasının etkin işlemesini sağlamak amacıyla;

  1. Sektörü daha kapsamlı şekilde kayıt altına alacak idari düzenleme yapılmalıdır.
  2. Veri/bilgi temelli planlama ve yönlendirme yapılabilecek kapasite oluşturulmalıdır.  
  3. Yatırım öneri ve ticareti yönlendirici kurumsal kapasite oluşturulmalıdır.
  4. Arz/talep yönetimini tek otorite tarafından izleyecek kurumsal düzenleme yapılmalıdır.   
  5. Destekleme ödemelerini tarım politikalarının etkin aracı olarak kullanabilecek kurumsal kapasite oluşturulmalıdır. 
  6. Tarım ürünleri borsaları ve sektör içinde fonksiyon üstlenen kuruluşların bilgi sistemlerinin işletimi ve denetimini sağlayacak kapasite oluşturulmalıdır.   
  7. Karar mekanizmasında; üretici, yetiştirici, sanayici ve tüketicilerin yer alacağı organizasyonlar kurulmalıdır.
  8. Kooperatifler ve diğer örgütlü yapıların daha etkin olacağı organizasyonlar yapılmalıdır.  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here