SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel

SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, çiğ süt tavsiye fiyatının, bir taban fiyat olarak yılda bir kez belirlenmesi ve takvim yılı boyunca ülke genelinde uygulanmasının sağlanmasını önerdi. Tezel; “Bu taban fiyat ile birlikte taban kalite (yağ, protein, mikrobiyolojik yük) değerleri de açıklanmalı. Fiyat, “toplanmış ve soğutulmuş” süt fiyatı olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.

Süt ve et sektörlerinde 2018 yılını değerlendiren Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, 2019 yılı ile ilgili beklentilerini de paylaştı.

2018 yılı çiğ süt üretiminin 2017’ye oranla %10 artış ile 22,7 milyon ton seviyesinde; kırmızı et üretiminin ise yaklaşık %3,5’lik artış ile 1 milyon 165 bin ton olmasını öngördüklerini ifade eden Tezel; et ve süt sektörlerinin 2018 yılını şu şekilde değerlendirdi:

“Bakanlık, ciddi bir piyasa regülasyonu modeli ortaya koydu”

“Ulusal Süt Konseyi (USK), çiğ süt tavsiye fiyatını 15 Ağustos-31 Aralık 2018 tarihlerini kapsayan dönem için 1,70 TL/litre olarak ilan etti. Tarım ve Orman Bakanlığı da yılın sonuna doğru çiğ süt destekleme bedellerini 25 kuruşa yükselterek ciddi bir piyasa regülasyonu modeli ortaya koydu.

Sektörün dış ticaretine baktığımızda ise 2018 yılında süt ve süt ürünleri ihracatının bir önceki yıla oranla %2,7 oranında daraldığını görüyoruz. Bu daralma ile ihracat cirosunun da %5 düşüşle, 2017 yılındaki 335 milyon dolardan 320 milyon dolar seviyesine gerileyeceği görülüyor.

“Kırmızı et arzında sıkıntı yok”

2018 yılının ilk üç çeyreğinde 859 bin ton kırmızı et üretilmiş olup, bu miktar, bir önceki yılın aynı dönemine göre %3,36 oranında bir artışa karşılık geliyor. Buradan hareket ile 2018 yılı sonunda kırmızı et üretiminin yaklaşık %3,5’lik artış ile 1 milyon 165 bin ton olmasını öngörüyoruz.

Ülkemiz kırmızı et üretiminde yeterli hayvan kaynağına sahip olmadığı için vatandaşın daha hesaplı kırmızı et tüketmesi amacıyla son iki yılda zorunlu olarak yüksek miktarlarda yapılan ithalat bir bakıma meyvesini göstermeye başladı. 2018 yılı sonu itibariyle kırmızı et arzında bir sıkıntı yok. Kişi başı kırmızı et tüketiminde 14,7 kg seviyesine geldik. Dünya kırmızı et üretiminde %1,5 pay ile 11. sıradayız.”

2019 beklentileri

Süt sektörü: Piyasa regülasyonu ve büyüme için en önemli kaldıraç ihracat

“Çiğ süt üretiminin 2019 yılında, 2018 yılına göre %7 oranında artmasını bekliyoruz. 2018 yılında %70’i genç düve ve %30’u gebe olmak üzere 120.000 baş süt hayvanı ithal edildi.

Türkiye süt ürünleri ihracatının 2019 yılında, 2018 seviyelerinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. İhracatımızın artması, rekabet gücümüzün artmasına bağlı. Rekabet gücümüzü artırmaya yönelik bir toparlanma ise ancak çiğ sütte kalite-fiyat dengesi ile oluşacak. Bu kapsamda verilecek ihracat desteklemeleri de elimizi güçlendirecek.

2018’deki gelişmeler bir kez daha göstermiştir ki iç piyasanın regülasyonu ve sürdürülebilir bir büyüme için en önemli kaldıraç ihracattır. Bu hem milli ekonominin ihtiyacı olan döviz girdisini sağlayacak, hem de sektörün tüm paydaşlarının yeni yatırım hevesini teşvik edecektir. Dolayısıyla sektörün vizyonunda ihracatın önemli bir yer tutması gerekirken, uluslararası rekabeti göz önüne aldığımızda ihracatta desteklemelere ihtiyaç var. İhracatımız içinde özellikle katma değeri yüksek ürünleri de özel bir destekleme kapsamına alarak ton başına ihracat değerimizi yükseltmeliyiz.”

Et sektörü 2019 yılına stokla girdi

“2019 yılında ülkemizin ihtiyacı olan et üretim miktarına ulaşılabileceği ümidini yakaladık. 2018 yılında piyasanın regülasyonunu sağlamak üzere yapılan ithalat, 2019 yılına stokla girilmesini sağladı. Şimdi ihtiyaç olan damızlıkların belli bir plan dahilinde temin edilerek, kendine yeten bir kırmızı et sektörü için 2020 sonrası planlarımızı yapmalıyız. Dolayısı ile bu yılın hedefi 1,5 milyon ton et üretimi olmalı.

Ancak bu üretimi gerçekleştirebilmek için her şeyden önce besi hayvancılığında verimlilikleri artırmak gerekiyor. Bugün 250 kg olan ortalama karkas ağırlıkları 300 kg’a çıkarmalı, karkasta kemik oranı ise kombine ırklarda %17’ye, etçi ırklarda ise %15’e düşürülmeli.  Bu hedef, yurtiçi kırmızı et üretimde en temel önceliğimiz olmalı.”

Beklentimiz; çiğ süt tavsiye fiyatının yılda bir kez belirlenmesi

SETBİR olarak en genel ve temel beklentilerinin, “uzlaşma içinde, asgari müştereklerde birleşen, nihai tüketicimizin sorumluluğunu birlikte paylaşan, uluslararası pazarlarda rekabet hedeflerine birlikte odaklanan ve kalite bilinci ile ortak hedeflere birlikte inanmış bir sektörel iklime kavuşmak” olduğunu vurgulayan Tarık Tezel, et ve süt sektörleri için çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:

-Süt sektörünün en temel sorunu, istikrarlı ve hayvan besleme maliyeti ile ilişki kuran bir fiyatlama ve destekleme modelinin kurulamamış olması.

Önerimiz, çiğ süt tavsiye fiyatının, bir taban fiyat olarak yılda bir kez belirlenmesi ve takvim yılı boyunca ülkemizin her yerinde uygulanmasının sağlanması. Bu taban fiyat ile birlikte taban kalite (yağ, protein, mikrobiyolojik yük) değerleri de açıklanmalı. Fiyat, “toplanmış ve soğutulmuş” süt fiyatı olmalı.

-Mevsimsellik nedeniyle oluşan arz-talep kaymalarını telafi edecek (müdahale alımı gibi müdahale satışını da öngören) bir müdahale sistemi kurulmalı. Süt fiyatı ile hayvan besleme maliyeti arasında karşılıklı bir değer (parite) belirlenmeli ve yıl boyunca bu paritedeki sapmaları telafi edecek bir “çiğ süt destekleme” sistemi oluşturulmalı.

-Çiğ sütün toplanmasında, süt hijyeni riskleri ve toplama maliyetlerini yükselten uygulamalar israfa yol açıyor. Süt, sağımından itibaren en geç iki saat içinde + 4 C’ye soğutulmalı. Ancak merkezi toplama yerine, kapı kapı süt toplanması nedeni ile mikrobiyolojik yükün artması, sütün niteliğinin bozulmasına neden oluyor.

Bunu önleyebilmek için sütün üretildiği yerleşim merkezlerine süt toplama ve soğutma merkezleri kurulmalı. Üretici, sütünü bu merkezlere mutlaka kendi getirmeli. Sıcak süt, destekleme kapsamından çıkarılmalıdır.

“Kırmızı ette arz yetersizliğinin dört önemli nedeni var”

“Kırmızı et sektöründe ise kesimden başlayarak tüketiciye kadar olan zincirde, kayıt dışını destekleyen, haksız rekabete yol açan, halk sağlığını tehdit eden ivedilikle iyileştirilmesi gereken uygulama alanları mevcut.

-Kesim standartları ve karkas sınıflandırması belirlenerek kalite odaklı, haksız rekabeti önleyici, tüketici memnuniyetini hedefleyen uygulamalara geçilmeli.

-Eski, iyi hijyen şartlarından yoksun, çevre duyarlılığı olmayan mezbahalar çağın ve yasaların gereklerine uygun hale getirilmeli.

-Sektörde kesimhaneler ile perakende satış noktaları arasındaki aracılar yasal düzenlemeler ile ortadan kaldırılmalı. Hayvan pazarlarında denetimler standart bir sisteme kavuşturulup sıklaştırılmalı.

Türkiye’nin iç piyasada kırmızı ette arz yetersizliğinin dört önemli kök nedeni var:

– Sürülerde gebelik oranı ve döl veriminin düşüklüğü.

– Özellikle buzağı ölümleri ve hastalık nedenleriyle yaşanan kayıplar.

– Etçi ve kombine ırk hayvan sayısının azlığı.

-Hayvan hastalıkları ile etkin mücadeledeki yetersizlik.

Bu süreçte, teşvik ve destekleme amaçlı tüm girişimlerin odağında kalite ve verimlilik olmalı. Bu gelişmelerin istenen sonucu vermesi ile besi hayvancılığı ve et üretimi için umut vaat eden bir geleceğin bizi beklediği inancındayız.

Diğer yandan hayvancılıkta en önemli yetiştirme unsuru, kaliteli ve yeterli miktarda kaba ve kesif yem ihtiyacının karşılanmasıdır. Yurt içi üretim yeterli değil. İhtiyaç büyük oranda ithalat ile karşılandığından, dövize bağlı istikrarsız bir piyasa hüküm sürüyor.

  • Kesif yem üretiminin %60’ı ithal girdilere dayanıyor. Çiğ süt ve kırmızı et maliyetlerini önemli ölçüde etkileyen yem fiyat istikrarı için yem sektörü desteklenmeli.
  • Kaba yem ihtiyacının karşılanması için hayvancılığa dayalı yem bitkisi üretimi teşvik edilmeli.
  • Meraların, ihtisas sahibi üreticilere, ıslah şartıyla kiralanacağı bir düzen getirilmeli.

Sonuç olarak, halkımızın en kaliteli ve en hesaplı hayvansal protein kaynağı ile beslenmesini sağlamalı ve bunu sürdürebilmeliyiz. Bize göre, bu hedeflere ulaşabilmek için öncelikle yapılması gereken dört şey var:

1- Kayıt dışını ortadan kaldırmalıyız.

2- Fiyat istikrarını sağlamalıyız.

3- Arz-talep dengesini sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmalıyız.

4- Süt ve et ürünlerine yönelik bilgi kirliliğini gidermeliyiz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz