Şeker Zirvesine, pancar üreticisi Nihat Babaözlü’nün konuşması damgasını vurdu.

ESAM tarafından düzenlenen zirvede konuşan, pancar üreticisi Nihat Babaözlü; “Bu geç kalmış bir toplantı, burada laf salatası yapıyoruz, lafın harmanı olmaz. Lafa gerek yok, şimdi eylem zamanı, sokağa çıkın” çağrısı yaptı.

Genel Başkanlığını Recai Kutan’ın yaptığı ve kısa adı ESAM olan Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi, bugün Ankara’da bir otelde “Mili Değer, Milli Gelecek” temasıyla Şeker Zirvesi düzenledi.

Zirveye Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, İyi Parti Genel İdare Kurulu Üyesi, Isparta Milletvekili Nuri Okutan, BBP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Gürhan, HÜDAPAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, Şeker İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve ESAM Genel Başkanı Recai Kutan ile çok sayıda davetli katıldı.

Zirveye, pancar üreticisi Nihat Babaözlü’nün konuşması damgasını vurdu. “Bu geç kalmış bir toplantı, burada laf salatası yapıyoruz, lafın harmanı olmaz” diyen Babaözlü, “Pancarı ben 10 kuruşa satarım arkadaş sen bana 1 liraya ürettiğin mazotu 1.5’a ver, ben sana 10 kuruşa satarım.” dedi. Kendilerini dinleyen bir hükümet yetkilisinin olmadığını belirten Babaözlü, “lafa gerek yok, şimdi eylem zamanı, sokağa çıkın” çağrısı yaptı.

Ağbaba: “Şeker fabrikaları halkımızın alınteridir”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba

ESAM Genel Başkanı Recai Kutan ile Şeker İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök’ün konuşmalarının ardından zirvede bir konuşma yapan Veli Ağbaba 2 haftayı aşkın süredir Türkiye’yi karış karış dolaştıklarını belirterek “İktidar partisinin şeker fabrikalarını özelleştirme kararı sonrası, Genel Başkanımızın talimatıyla 20 milletvekilimizden oluşan bir komisyon kurduk. Sadece özelleşecek değil, şimdilik kapsam dışı bırakılan fabrikalara da gitme kararı aldık. Kırklareli Alpullu Şeker Fabrikası ile başlayıp, Uşak, Afyon, Niğde, Kırşehir, Yozgat, Ankara, Malatya, Kahramanmaraş ve geçtiğimiz iki günde de Burdur, Tokat, Amasya ve Çorum Fabrikalarında işçiler ve çiftçilerle buluştuk. İktidar partisi şeker fabrikalarını yok pahasına elden çıkarmak istiyor. Bu satışa karşı çıkışımız, siyasi bir gerekçeyle değil. Çünkü biz ilk günden beri aynı duruşumuzu koruyoruz. Şeker Fabrikaları ekmektir diyoruz. Şeker fabrikaları halkımızın alınteridir diyoruz. Şeker fabrikaları Cumhuriyetin değeridir diyoruz. Şeker Fabrikaları vatandır diyoruz. Vatan Satılmaz diyoruz” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı kendi raporlarına mı Amerika’nın raporlarına mı inanacak?

Son dönemlerde yerli ve milli vurgularının yapıldığını kaydeden CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, “ İktidardakiler her gün yerlilikten ve millikten bahsediyor. Kendi beceriksizliklerini dış güçler edebiyatıyla örtmek istiyor. Ama iş, bu ülkenin topraklarında yetişen pancara, bu ülkenin üretimi olan fabrikalara geldiğinde yerli ve milli olamıyorlar. Ocak ayında Sağlık Bakanlığı bir rapor yayınlayarak nişasta bazlı şekerin adeta bir zehir olduğunu, her türlü hastalığa yol açtığını ifade ettiler. NBŞ lobisi olan Cargill firması da tam tersi bir rapor yayınladı. Sağlık Bakanına soruyoruz, kendi bakanlığının raporuna mı inanacaksın, Amerikalıların raporuna mı inanacaksın?” dedi. Afrin şehitlerini de anarak konuşmasını sürdüren Ağbaba, “İktidar partisi tüm Türkiye’den Afrin Operasyonu için milli bir duruş bekliyor. Bu milli duruş zaten sağlanmış durumdadır. Ama bizler de AKP’den, Şeker Fabrikaları için milli bir duruş bekliyoruz” dedi.

Fabrikaları satıp sayılı günlerini uzatıyorlar

“Bugüne kadar bir tane fabrika yapmamış olanların, Cumhuriyetin kurduğu fabrikaları birer birer satarak sayılı günlerini uzatmasına karşı çıkıyoruz” ifadeleriyle konuşmasını sürdüren Veli Ağbaba, “Bu fabrikaları Atatürk kurdu, İsmet İnönü, Menderes, Demirel, Erbakan, Özal, Ecevit kurdu. Bu fabrikaları satmak onların kemiklerini sızlatır. Bu fabrikaları satmak Türkiye’nin değerlerine hakarettir. Geçmişine, geleceğine darbe vurmaktır.” dedi.

Sonuç Bildirgesi yayınlandı

Zirve boyunca konuşulan şeker sektöründe model arayışına ilişkin bir de sonuç bildirgesi yayınlandı. Şeker üretimini garanti altına alan bir yapının oluşturulması gerektiği vurgulanan Bildirgede, şeker sektörüne ve özelleştirmelere ilişkin şunlar kaydedildi:

“Ülkemizde pancar şeker sanayinin kristal şeker ve bağlı yan endüstrileriyle birlikte oluşturduğu üretim, istihdam ve katma değerden gelen stratejik pozisyonu Türkiye’nin sosyal ve iktisadi gereksinimlerini karşılamak üzerine kuruludur. Şeker üretimini garanti altına alan endüstriyel bir yapının oluşturulması temel öncelik olmalıdır.

Pancar şekeri endüstrisinin çok katmanlı yapısı ve diğer sektörlerle yakın ilişkisi dolayısıyla şeker politikalarının oluşumunda üretim ve arz kontrolünün önceliği, üretimin sürdürülebilirlik ve yerel kalkınma hedefi doğrultusunda tasarlanmalıdır.

Ülkemizde şeker piyasasının kendine özgü yapısı ve özelliklerini dikkate alan bir yapıda işlemesi, şeker sektörünün tabanı geniş çok paydaşlı bir sektör olması münasebetiyle şeker fabrikalarının özelleştirilmesi sürecinden çıkarılarak çalışanların, üreticilerin ve kamunun da içinde bulunacağı bir yapılanma modelinin hayata geçirilmesi gereklidir.

Ülkesel sınırların ötesinde şekerde uygulanan koruma, önlem ve politikaların Türkiye açısından yansımalarının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Özelleştirme kapsam ve programında olan kamu şeker fabrikalarının yeniden yapılandırılması çerçevesinde endüstriyel otomasyon, modernizasyon ve Ar-Ge yatırımlarının yapılması, insan kaynağı açısından takviye sağlanması aciliyet gerektiren temel konuları oluşturmaktadır.

Fabrika günlük işleme kapasitelerinin artırılması, yan ürünlerin değerlendirilmesi ile ilgili tedbirler alınmalı, pazar odaklı ürün ve arz stratejileri geliştirilmeli, tarımsal girdi temininde üreticiyi teşvik edici tedbirler ve muafiyetlerle koruyarak maliyetlerin düşürülmesine yardımcı olunmalıdır.

Pancarın tarımsal destekleme programı içine alınması, çiftçilerin işletme sermayesi ihtiyacı için finanse edilmesi, bölgesel teşviklerle çiftçi gelirlerinin standart hale getirilmesi ve genç çiftçilerin desteklenmesi yönünde kararların alınması desteklenmelidir.

Tarımsal kalkınma, gıda sanayi, petro-kimya sanayi, maya, kozmetik, ilaç endüstrilerinin yanı sıra alternatif ve temiz bir enerji kaynağı olan biyoetanol üretimi şeker sanayinin sebep olduğu dolaylı etkiler gözetilerek teşvik edilmeli, düzenleyici tedbirler alınmalıdır.

Türkiye’de tarımsal yapıda etkinliğin sağlanmasıyla gıda güvenliği sürdürülebilir bir şekilde iyileştirilmelidir.

Yerli C şekeri (ihraç şekeri) üretimi için Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye külfet getirmeyecek ve tüm paydaşlarca üstlenilecek şekilde bir çözüm üretilmelidir. A kotasından aktarım yapılmadan, C pancarı ve C şekeri ürettirilmesinin yolları aranmalıdır.

Ülkemizde şeker ithalatına meydan verilmeden çözüm yöntemlerinin masaya yatırılması, dünya ticaretini takip ederek ihracat potansiyelimizin ortaya konması ve elzem atılımların hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.

Sağlıklı gıda üretimine olan talebin hızla yükseldiği, dolayısıyla organik gıda endüstri ürünleri üretiminin önem kazanmasıyla halk sağlığı açısından nişasta bazlı şekerler ve yüksek yoğunluklu tatlandırıcıların (YYT) sağlık boyutu dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de tartışılmaktadır. Bu sebeple Türkiye’nin sağlıklı gıda tüketimi için, sağlıklı şeker üretim potansiyelini her geçen yıl daha da daraltan NBŞ kotaları pancardan şeker üreten AB ülkelerinde uygulanan seviyeye indirilmeli, yüksek yoğunluklu tatlandırıcı ithalatının önüne geçilmelidir.”

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER