Gıda kaygısının büyüklüğünden neredeyse “Kaygı Bakanlığı” kurulacak!

0
443

Lütfen durun! Bir an tüketici gözünden bakın; çünkü sektörün gerçek sahibi o: Tüketici!

Tüketicilerde gıda kaygısı o kadar fazla ki, neredeyse “Kaygı Bakanlığı” kurulacak!

Dijital çağda, sosyal medya ve tüm iletişim araçları sayesinde her gün 3 bin farklı veri ile muhatabız. Artık tüm tüketicilerin algısı geçmişe oranla çok daha açık. Çocuğunu kendinden zeki görmen ve kendini de babandan daha zeki bulman işte tam da bu sebepten… Data bombardımanı karşısında gelişen algılarımızdan dolayı olaylara daha şüpheci yaklaşıp, daha çok sorgular ve algılar haldeyiz.

Bu nedenledir ki; “Gıdada bilgi kirliliği var!” sözünü ortaya koyup, sorumluluk kabul etmeden, tüketiciyi susturma ve görmezden gelme çabası gıda sektörünün kafasını kuma gömmesidir.

Gıdada bilgi kirliliği oluşturan, üstelik de gıda ile ilgili bir eğitim almayan kesimin söyledikleri vatandaşa daha cazip geliyorsa, duydukların, -hukuk deyimi ile- hayatın olağan akışına uygun bulunması kaynaklıdır. Geçmişte tükettiği gıdalarla, zihninde bir gıda hafızası oluşturan vatandaş, akıl süzgecinden geçirdiği alternatif fikirlerden birine kendini daha yakın bulur.

Merkezine insan menfaatini oturtmayan tüm çalışmalar, inandırıcılığını zamanla kaybeder. Zaman öz eleştiri yapma zamanı! Dünya üzerinde beyaz eşya devlerinin bile tüketici ruhuna dokunabilmek için çevre ve dünya ile ilgili örgütlerle hareket ederek, doğa dostu projelere imza atması ve ürünlerinin doğayı ne kadar kirlettiğini ölçümleyip yayınlaması tam da bu sebeptendir.

“Tüketici Odaklı Yaklaşım”

Maalesef ki tüketicideki inanç kayıplarının başlangıcı belki de 1930’lu yıllarda “Science” adlı bilim dergisinde yer alan, “Sigara sağlığa yararlıdır; böbrek fonksiyonlarına faydalı etkileri de vardır.” ifadesi de olabilir. Belki o açıklamaya inanılmasaydı, o dönem pek çok sigara kaynaklı ölümcül vaka yaşanmayacaktı.

Sözün özü; tüketici sorgulamalı, sesini çıkarmalı, sanayi de bu durumu desteklemelidir.

“Gıda sektörü; tüketiciden uzaklaşmaya başladıysa inandırıcılığı kaybeder!”

Oysaki bilim insanı; meraklıdır, şüphecidir, iyi de bir gözlemcidir. Çünkü bilimin kendisi zaten bunu emreder: Sorgulamayı…

Bu durumda, bir tüketiciye, “Aldığın hiçbir gıdayı sakın sorgulama!” demek doğru mudur?

“Ambalajında ne yazıyorsa o! Biz denetliyoruz zaten yeterince senin adına” demek ne kadar doğru?

Firmaların denetim karnesi yok!

Hangi firma, yılda kaç kez ve ne maksatla (rutin, şikayet üzerine) denetleniyor; bilen var mı?

Gıda taklit ve tağşiş listelerinde bahsi geçen sahte ürünler, ifşa edilmeden önce pek çok insan tarafından tüketildi. Bunun sorumluluğu kime ait? “Yedin artık geçmiş olsun!” demekten farksız değil mi? Firmaya, idari yaptırım ve müeyyidelerin dışında bir sorumluk yüklenmez. Vatandaş aslında gıda hilesinin beraberinde ticari olarak da aldatılmıştır. Cebinden dolaylı yolla para çalınmıştır; ancak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yanında duruma Ticaret Bakanlığı’nın bir müdahalesi olmaz.

Ürünleri tüketen zavallı tüketicilerin hesabını kim öder? Sorumluluğu kim üstlenir? Belki o ürünleri sorgulasaydı Ayşe teyze, belki de tükettiği et ürününde tek tırnaklı eti yememiş olacaktı.

Belki sorgulasaydı Ayşe teyze, “yüzde 100 dana eti” sandığı ürünün içinde Et Yönetmeliği’ne aykırı oranda konulan fazla yağ, “karkasın kırpıntı eti” diye tabir edilen fazlalık kısımlarına para ödeyip, aldatılmamış olacaktı.

Ya da Ayşe teyze, yol üstündeki bir dinlenme tesisinde köftenin aşırı kırmızı rengini sorgulasaydı, “Red 2G”, “Allura Red” veya “karmin” gibi boyar madde ilavesini fark etmiş olacaktı.

Tüketici hakları ile ilgilenen sektörün içinden biri olarak, içinde kemirgen başı çıkan bir kuruyemişi mevzuata uygun olarak Alo 174’e şikayet etsem dahi, denetim günü firmanın o günkü şartlarına uygun bulunmasından ve elimdeki parti malın firmada tükenmesinden dolayı mağduriyetimle baş başa kalıyorsam; tüketiciye biraz da olsa hak vermek ve sorgulamak gerekir.

Bırakın vatandaş sorgulasın; susturmayın, destek olun!

Gıdada hile yapılabilir, bu denetimle tespit edilebilir veya gözden kaçabilir. Bu nedenle mutlaka tüketici sorgulamalıdır.

Unutmayın ki; “Alo 174” hattı da vatandaşın şüphelerini değerlendirme maksatlı kurulan bir hattır. Yani tüketici sorgular, tüketici şüphelenir, tüketici dile getirir!

Sektörün inandırıcılığını tekrar kazandığı an; üniversitelerle işbirliği halinde yürütülen “Gıdanın sağlık üzerine etkileri” konulu ortak bilimsel projeye destek verdiği, finanse ettiği ve çalışma sonuçlarını yayınladığı andır!

Sektörün inandırıcılığını tekrar kazandığı an; dünya gıda otoriteleri tarafından kabul edilen, güvenilir limitleri belirlenen katkıları en üst seviyede kullanmayı seçmeyip, tıpkı diğer gelişmiş ülkeler gibi etkin bir gıda politikası gıda uzmanlarının bilimsel çalışmalarının desteği bu seviyelerin altında üretim metotları geliştirdiği andır.

Meseleye çok yönlü ve tarafsız bakmak gerekli; yoksa şu yılların tartışma konusu olan “Sanat sanat için midir, yoksa sanat toplum için midir?” sorusu yerine gıda sektörü, “Sanayi için midir, yoksa halk için mi?” sorusu gündeme gelir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Buraya lütfen adınızı yazın