TÜSİAD Başkanı Bilecik, Türkiye’yi dünya siyaseti ve ekonomisinde etkili kılan en büyük güç kaynaklarının her zaman demokrasi, insan hakları, hukuk devleti ve özgürlükler olduğunu vurgulayarak; “Bu nedenle acilen olağan demokrasi ortamı ve reform gündemine dönmemiz doğru olur. Devlet geleneğimizin dikkatli diplomatik üslubu da bu yönelimi desteklemelidir.” şeklinde konuştu.

TÜSİAD’ın 48. Olağan Genel Kurul toplantısı, 18 Ocak 2018 günü İstanbul’da gerçekleştirildi. Toplantıda, TÜSİAD’ın açık isminin “Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği” olarak değiştirilmesine, derneğin kısaltması olarak kullanılan TÜSİAD markasının korunmasına karar verilirken; Derneğin, TÜSİAD marka ismini kullanmaya devam edeceği bildirildi.

Toplantıda TÜSİAD Kurucu Başkanı Feyyaz Berker de anıldı. Genel Kurulda, Feyyaz Berker’in 1977 yılında yaptığı bir konuşmadan; “Türkiye halkı kavga istemiyor; reform istiyor. Yalnızca ekonomik reformdan bahsetmiyorum. İnsan hakları, düşünce özgürlüğü.. tüm bunları kapsıyor. Özgürce düşünüp söyleyemeyecekseniz, bu korkunç bir hapishane.” alıntısını paylaşan TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, “40 yıl önce söylenen bu ‘tarihi’ cümlelerin dile getirdiği sorunlar, maalesef hala ‘tarihe karışamadı’. Bugün hala aynı sorunları konuşuyorsak, yorumu size bırakıyorum.” dedi.

TÜSİAD’ın 2017 yılı çalışmalarından bahseden Bilecik, “Kamuoyuna verdiğimiz mesajlarda, hiçbir ekonomik kazanımın, demokraside ilerleme sağlanmadan kalıcı ve sürdürülebilir olamayacağını belirttik. Hukuk, demokrasi ve özgürlükler toplumu olmadan; katma değer ve istihdam yaratmaktan, nitelikli yatırım çekmekten veya etkin girişimlerin yeşerdiği ülke olmaktan bahsetmenin mümkün olmadığını sıklıkla ifade ettik. İnovasyon, ekonomi ile özgürlüklerin ortak alanında yeşerir.” şeklinde konuştu.

Geçtiğimiz yıl ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü konularında yaşanan sıkıntılar nedeniyle AB ile ilişkilerimizin gerildiğini hatırlatan Bilecik; “ABD ile ihtilaflarımız, ilişkimizi tarihin en dip noktalarına itti. Rusya ve İran ile birlikte, Suriye’deki iç savaşa son verme çabaları ise genelde başarılı oldu ancak burada da PYD’nin siyasi rolü nedeniyle Moskova ve Ankara arasında anlaşmazlık yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor.

Uluslararası ilişkilerde haklı olduğumuz veya müttefiklerimizle farklı tutumları benimsediğimiz birçok konu olabilir. Tarihin bize çok net olarak verdiği dersler ispat ediyor ki; Türkiye’yi dünya siyaseti ve ekonomisinde etkili kılan en büyük güç kaynakları her zaman demokrasi, insan hakları, hukuk devleti ve özgürlükler olmuştur.

Bu nedenle acilen olağan demokrasi ortamı ve reform gündemine dönmemiz doğru olur. Devlet geleneğimizin dikkatli diplomatik üslubu da bu yönelimi desteklemelidir.” ifadelerini kullandı.

“OHAL son bulmalı”

Türkiye’nin hem dünyada hak ettiği saygın konumunu koruyabilmesi hem de gelişmesi, kalkınması için yakın tarihin hepimizi sarsan travmalarından kurtulup hızla normalleşmeye başlaması gerektiğine işaret eden Bilecik, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“Bu nedenle atılması gereken ilk adımın, daha önce de başka vesilelerle gündeme getirdiğimiz gibi OHAL’in son bulması olduğuna inanıyorum. Hain terör odaklarına en etkin güvenlik önlemleri ile darbe vururken, yasama, yürütme ve yargımızı en ileri demokratik standartlara taşımak için her zaman devletimize destek olacağız.

Yargının gerek ulusal gerekse evrensel hukuk ilkelerine, öz ve usul açısından daha fazla itina göstermesinin Türkiye’nin atlattığı tehlikenin dünyaya daha iyi anlatılmasında tartışmasız önemde bir unsur olduğuna inanıyorum. Tutukluluğun istisna; tutuksuz, delilleri güçlü ve detaylı hazırlanmış, özenli iddianamelerle yargılanmanın esas olduğu bir yargı anlayışına ve uygulamasına ihtiyacımız var.”

2018’de daha dengeli ve nitelikli büyüme ihtiyacı

“Geçen yıl gerçekleştirdiğimiz büyüme hızı gerçekten etkileyiciydi. Ne var ki, yüksek büyümeyle beraber enflasyon ve dış borç başta olmak üzere maalesef finansal kırılganlıklarımızın arttığını gördük. İç talebe yönelik uygulanan politikalar talebi arttırmakta başarılı olurken, bütçe açığının artmasına, enflasyon oranımızın ise çift haneye çıkmasına neden oldu.

2018 yılında ekonomi politikalarının daha dengeli ve nitelikli bir büyümeyi desteklemesini arzu ediyoruz. Kredi artış hızlarının makul düzeyde seyretmesi, finansal istikrara katkıda bulunurken, verimliliği arttırıcı reformlara hız verilmesi ise hem rekabet gücümüzü arttıracak hem de fiyat istikrarına katkıda bulunacaktır. Reform isteği, ilerlemenin en büyük motorudur, kağıt üzerinde kalmayan somut icraatlar için daha fazla geç kalınmamalıdır. Örneğin; hemen tüm ülkelerde vergi mevzuatı değişiklikleri ekonomik reform gündeminin ilk sıralarında yer alıyor. Daha önce söylediğimiz gibi Türkiye’de müthiş haksız rekabete yol açan bir kayıtdışı ekonomi sorunumuz var. Kayıt dışılığı azaltan daha adil ve rekabet odaklı bir sisteme ihtiyacımız var. İş dünyası olarak, işgücü piyasasındaki katılıkları giderecek düzenlemelerin yapılmasını çok önemli bir öncelik olarak görüyoruz.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi buraya giriniz