Pastörize ve UHT sütün karalanması kabul edilebilir değil

0
554

Kimi “uzman” olduğunu iddia eden kişilerce pastörize ve UHT sütün karalanmasının kabul edilebilir ve anlaşılır olmadığı belirtilen TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu açıklamasında, “Böylesi önemli bir gıda maddesi üzerine felaket senaryoları yazmaya ve tüketiciyi kandırmaya kimsenin hakkı yoktur.” ifadelerine yer verildi.

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu, 21 Mayıs Dünya Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayınladı. Sütün, doğanın tüm memeli hayvanlara doğumlarından sonra ilk olarak sunduğu; temel besin öğelerini yeterli ve dengeli bir şekilde bileşiminde bulunduran mucize bir gıda maddesi olduğu vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi:

“Süt, protein karbonhidrat, yağ gibi makro öğeleri ile mikro besin öğeleri olan mineraller ve vitaminleri içeren çok zengin bir besin öğesidir. Sağlık açısından her birey günde ortalama iki su bardağı süt içmeli ya da süt ürünleri tüketmelidir. İki bardak süt günlük B12 vitamini gereksiniminin %98‘ini, B2 vitamini gereksiniminin %88‘ini, B6 vitamini gereksiniminin %26‘sını, kalsiyum ve fosfor gereksiniminin tümünü, magnezyum gereksiniminin %36‘sını karşılamaktadır.

Günde iki bardak süt

Süt ve süt ürünlerinin yeterli miktarlarda tüketimi özellikle büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu okul çağı çocukları başta olmak üzere her yaş grubu için büyük önem taşımaktadır. Uzmanlar, kemiklerin yapı taşı olan kalsiyum açısından oldukça zengin ve vücutta kullanılabilirliği en yüksek besin maddesi olan sütün her gün düzenli olarak tüketilmesini önermektedir. Günde iki bardak süt içilmesi tavsiye edilirken, ilerleyen yaşlarda düzenli olarak tüketilen sütün, iskelet ve kemik yapısının deformasyonunu geciktirdiği bilinen bir gerçektir.

Süt fiyatları, her kesiminin kolaylıkla tüketebileceği seviyelerde olmalı

USK tarafından çiğ süt tavsiye fiyatı, (15 Kasım 2019 – 31 Aralık 2020 döneminde %3,6 yağlı ve %3,2 proteinli çiğ süt için) 2,3o TL/L olarak belirlenmiştir. Belirlenen bu fiyatın sütün market raflarında tüketiciye ulaşmasına kadar ne yazık ki 2-3 katına çıktığı görülmektedir. Süt fiyatları, toplumun her kesiminin kolaylıkla tüketebileceği seviyelerde tutulması sağlanmalıdır. Ülkemizde sütün daha fazla tüketilmesi için çiğ süt fiyatları ile perakende süt fiyatları arasındaki fiyat farkının düşürülmesine yönelik politikalar oluşturulmalıdır.

Bunun için; süt üreticilerinin bir araya gelmesini sağlayacak teşvikler oluşturulmalı, kooperatifler desteklenmeli, yerel yönetimler süt ile ilgili süreçlere dahil olmalı, sütün tüketiciye ulaştırılmasında etkili ve sonuca odaklı organizasyonlar planlanmalıdır. Süt ve süt ürünlerinin daha fazla üretilmesi, geriye giden ülke hayvancılığının yeniden ayağa kaldırılması, yeterli ve dengeli beslenemeyen tüketicilere sütün en güvenli ve kaliteli biçimde ulaştırılması ve süt ve süt ürünlerinin daha yoğun tüketilmesinin sağlanması ulusal bir hedef olmalıdır.

Sokakta satılan sütler kayıt dışı

Üretilen çiğ sütün yarısından biraz fazlası fabrikalara ulaşmakta, geriye kalan kayıt dışına gitmektedir. Fiyatların bu kadar yüksek olması da bütçesi yeterli olmayan tüketicileri kayıt dışı ürün tüketimine yönlendirmektedir. Kayıt dışı, sağlık riskinin diğer adıdır. Sokakta satılan sütler kayıt dışı olup satın alınmamalıdır. Ambalajsız olarak satılan bu sütlere, dayanma süresinin uzatılması amacıyla kimyasal maddeler katılabilmekte, yağı alınarak su ilave edilebilmekte veya değişik hileli işlemler uygulanabilmektedir. Bu sütler tüketiciye ulaşana kadar soğuk zincir sağlanamadığından mikroorganizma yükü artabilir. Uygun olmayan çiğ süt tüketimi birçok önemli sağlık riskini beraber getirmektedir. Veba, kolera, tüberküloz, sıtma,  tifo ve malta humması çiğ sütten geçen çok önemli hastalıklardır. Sokaktan alınan çiğ süt evlerde kaynatıldığı için sütte vitamin kaybı, renk ve lezzet değişikliklerinin de olabileceği unutulmamalıdır. Süt ve süt ürünlerindeki denetimler artırılmalı, sokak sütü ve kayıt dışı üretime izin verilmemelidir.

Çiğ süt üretiminin yıl içerisinde gösterdiği dalgalanma süt fiyatlarında istikrarsızlık doğururken, tüketimin üretimle aynı hızda artırılamaması ve arada müdahale sisteminin olmaması; bazı aylarda sütte arz fazlasına ve dolayısıyla fiyatlarda önemli düşüşlere neden olmakta, üretici sanayicinin vereceği fiyata mahkum olmaktadır. Bu koşullar devam ettiği sürece sektörde istikrar noktasına ulaşılması beklenmemelidir. Diğer taraftan, canlı sığır ile et ithalatlarının devam ettirilmesi süt hayvancılığından materyal sağlayan ve yüksek maliyetlerden dolayı rekabet gücü düşük olan kasaplık sığır üreten kesimlere zarar vermektedir. Hayvancılığın kendi içerisinde birbirine bağlı olan bu zincirin kırılması süt üretiminde yeni krizleri tetiklemektedir.

Bilgi kirliliği en büyük sorun

Ülkemizde süt tüketimi ile ilgili en büyük sorunlardan biri de bilgi kirliliğidir. Basın ve yayın organlarında, izlenebilirliğin en yüksek olduğu yayın saatlerinde konunun uzmanı olmayan kişiler tarafından hiçbir bilimsel temeli olmayan, spekülatif ve bir o kadar da tehlikeli, tüketiciyi yanlış bilgilendirip, yönlendiren “medyatik” birtakım insanlar tarafından işlenmiş sütün tüketilmemesi gerektiği konusunda yoğun çaba sarf edildiği görülmektedir. Gıdada bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi için basın yayın organları bu konu hakkında hassas davranmalıdır. Tüketicinin doğru haber alma hakkının önüne geçecek yanlış uygulamalardan vazgeçilmelidir. Bu tür yanlış, bilimsellikten uzak ve halk arasında infiale yol açacak kadar mesnetsiz iddiaları ortaya atanlara karşı kamu kurumları, üniversiteler ve sivil toplum örgütlerinin işbirliğine ihtiyaç duyulmaktadır.

Pastörize ve UHT sütün karalanması kabul edilebilir değil

Bizler uzmanlar olarak bu konuda tüketicilerimizi doğru yönlendirmeye çalışırken; kimi “uzman” olduğunu iddia eden kişilerce pastörize ve UHT sütün karalanması kabul edilebilir ve anlaşılır değildir. Böylesi önemli bir gıda maddesi üzerine felaket senaryoları yazmaya ve tüketiciyi kandırmaya kimsenin hakkı yoktur.

Bizler, süt ve ürünlerinin tüketimini önermeye, üretimde sürdürülebilir ve güvenli mekanizmaların kurulmasını ve üreticinin hak ettiği refah seviyesine ulaşmasının sağlanmasını vurgulamaya, süt ve ürünleri ile ilgili yanıltıcı ve hiçbir bilimsel dayanağı olmayan karalama kampanyalarına karşı durmaya devam edeceğiz.

Gıdalar üzerine bilgisizce ve spekülatif iddialar yerine bilimsel gerçeklerle değerlendirme yapılan, sokak sütü değil, sağlıklı koşullarda üretilerek işlenmiş içme sütü tüketiminin özendirildiği bir ortamın ülkemizde hakim olmasını ve süt tüketiminin arttırılması ile genç nesillerin sağlıklı beslenmesine katkı sağlanmasını diliyor, Süt Gününüzü her şeye rağmen kutluyoruz.

Güvenli süt ve ürünlerine ulaşmak bir insan hakkıdır.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Buraya lütfen adınızı yazın