CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin buğday ve arpa ithal ettiğini anımsatarak, “Tarım Bakanı’nın ilginç bir açıklaması var, (Eti biraz daha az yersek bu iş çözülecek, diyetisyenler de bunu öneriyor) diye. Bu sözün üzerine ne denir? Millet eti gramla alıyor. Sarayın sofrasına oturanlar, saraydan beslenenler, yani bu haramzadeler milletin hangi tabloyla karşı karşıya olduğunu bilmiyorlar. Sanki millet günün 24 saati et tüketiyor. Gramla et alıyor.” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, hükümetin tarım politikalarına eleştirilerde bulundu. Türkiye’nin bugün sağlıklı, güçlü üretim yapamayan bir ülke konumunda olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu; “Bunun en temel belirtisi de tarımda geldiğimiz noktadır. Eğer saman, mercimek, pirinç, nohut, canlı hayvan ithal ediyorsak, hemen hemen tarımın her şeyini, zeytini, zeytinyağını ithal ediyorsak, bu ülkede üretim durmuş, bu ülkede sorun var demektir. Oysa bir devlet politikası olarak Türkiye’nin demokrasi içinde üretimi özendirmesi lazım. Ülke üretecek ki güçlü olsun, ülke üretecek ki saygınlığı, itibarı artsın, ülke üretecek ki işsizlik olmasın, herkesin hayat standardı yükselsin, her tarafta barış, kardeşlik, mutluluk egemen olsun.” dedi.

Milli gelirin yüzde 1’i çiftçiye verilmiyor

Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre, her yıl milli gelirin en az yüzde 1’i oranında çiftçiye destek verilmesi gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, bugüne kadar 278 milyar lirayı bulan bu paranın verilmediğini, verilen miktarın 123 milyar lirada kaldığını söyledi.

Korkudan kimsenin dava açamadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, “Zamlar arka arkaya geliyor, çiftçi henüz tam farkına varamadı. Yeme gelen zam yüzde 90, mazota gelen zam yüzde 26. 2019 bütçesi görüşülüyor, ‘Tarıma 16 milyar lira destek ödemesi yapacağız’ diyorlar. Çiftçinin kullandığı mazot için ödeyeceği para 19 milyar lira. Bütün teşvikten çok daha fazla mazota para verecek.” dedi.

Kılıçdaroğlu, 14 Kasım 2016’da yapılan “Milli Tarım Projesi Toplantısı”nda Başbakan Binali Yıldırım’ın, “Gübre ve mazot konusunda sizlere çok daha destek vereceğiz. Mazot için de diyoruz ki deponun yarısı sizden, yarısı bizden, haydi hayırlı uğurlu olsun” dediğini anımsatarak, “Çiftçi kardeşim, deponun yarısı sizden oldu, yarısını hükümet doldurdu mu? Erdoğan doldurdu mu? (Deponun yarısı sizden, yarısı bizden…) Şimdi? (Deponun tamamı sizden, malı götürmek bizden.)” diye konuştu.

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı çıktıklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, işçiler işten atılmayacak diye söz verilmesine rağmen Erzurum Şeker Fabrikası’nda çalışan işçilerin çıkarıldığını belirtti.

İktidarın söz verdiği şeyin aksini yaptığını savunan Kılıçdaroğlu, şimdi Bursa, Çorum, Aksaray, Kahramanmaraş’ta şeker pancarının toplanamadığını, 100 bin ton şeker pancarının karın altında kaldığını, çiftçinin mağdur olduğunu söyledi.

“O şeker fabrikaları özelleştirilirken niye karşı çıkmadın? Şimdi senin burnundan fitil fitil getiriyorlar.” diyen Kılıçdaroğlu, onların hakkını da CHP’nin savunacağını vurguladı.

Bunun sonucunda çocukların GDO’lu mısırdan elde edilmiş nişasta bazlı şeker yemek zorunda kalarak hastalanacağına işaret eden Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin çıkmaz yolun içinde olduğunu kaydetti.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin buğday ve arpa ithal ettiğini anımsatarak, “Tarım Bakanı’nın ilginç bir açıklaması var, (Eti biraz daha az yersek bu iş çözülecek, diyetisyenler de bunu öneriyor) diye. Bu sözün üzerine ne denir? Millet eti gramla alıyor. Sarayın sofrasına oturanlar, saraydan beslenenler, yani bu haramzadeler milletin hangi tabloyla karşı karşıya olduğunu bilmiyorlar. Sanki millet günün 24 saati et tüketiyor. Gramla et alıyor.” diye konuştu.

Özelleştirmenin Türkiye’ye hiçbir yarar getirmediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, en son İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi’nin (İDO) 861 milyon dolara özelleştirildiğini, bu parayla Sarıyer, Beykoz ve Silivri’ye metro yapılacağının söylendiğini hatırlattı.

İstanbullulardan “861 milyon dolarla ne yaptınız?” diye sormalarını isteyen Kılıçdaroğlu, bu bölgelere hala metronun yapılmadığına dikkati çekti.

Kılıçdaroğlu, 20 yıldır İstanbul’un sorunlarının büyütüldüğünü, hiçbir sorunun çözülmediğini savunarak, İDO’da da özelleştirmeden dolayı yüzlerce işçinin işsiz kalabileceğine işaret etti.

“AK Parti demek enflasyon, yolsuzluk, işsizlik, hayat pahalılığı demektir. Geldiğimiz nokta bu.” diyen Kılıçdaroğlu, şeker, çimento, kağıt fabrikalarının özelleştirildiğini, et kombinalarının kapatıldığını, Telekom’un, bankaların, Bitlis’in sigara fabrikasının satıldığını, Adıyaman’ın tütününün yok edildiğini söyledi.

“Fabrikaları, bankaları, arsaları, arazileri sattınız, bir tek fabrika yaptınız mı?” diye soran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Özelleştirme yaparak hapishane yapan dünyadaki tek hükümet bunlar. Bununla da övünüyorlar (Size modern hapishaneler yapıyoruz) diyorlar. Enflasyon aldı başını gidiyor, enflasyonla mücadele yerine esnafla mücadele ediyorlar. (Vay efendim esnaf pahalı satıyor.) Zabıtayı, valileri, kaymakamları gönderiyor (esnafa ceza kesin.) Esnaf sattığının yerine yenisini alamıyor. Esnaf kardeşime de sesleniyorum; eğer Türkiye’nin gerçeklerini görüyorsan, eğer canın yanıyorsa önümüzde seçimler var, bir ders verme imkanın var. O dersi vereceksin.”

Kaynak: Meclis Haber

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Buraya lütfen adınızı yazın