İsraf bahane, ekmek zammı şahane

O kadar garip bir ülke haline geldik ki!.. Normalde birim alandan alınan ürün miktarı arttıkça maliyetin düşmesi gerekirken Türkiye'de verim arttıkça maliyetler, dolayısıyla fiyatlar artıyor. İlan edilen verimlilik ve üretim miktarları doğruysa verime bağlı olarak üretim arttıkça buğdaya ve ekmeğe enflasyonun üzerinde zam yapılmasının başka bir açıklaması yok.

2018’den beklentilerimiz…

2017 yılı geçip gidiyor. Koca yıl nasıl geçti, zaman ne hızlı aktı; fark edemedik bile… Birkaç gün sonra 2018’e gireceğiz ve bir bakacağız ki yeni yılın ilk günlerini de aynı hızla harcamaya başlamışız. Gelecek yıl için hepimizin umutları, beklentileri var. Bunların başında da ‘sağlıklı bir yaşam sürme’ beklentisi geliyor. Açıkçası, bu, benim de yeni yıldan beklentilerim arasında üst sıralarda yer alıyor.

İthalat yap, dağıt; ithal et, dağıt…

Yeni bir başlangıç için maalesef başka çare görünmüyorsa da hayvancılığa bir bütün olarak bakınca "Hayvan ithal edip üreticiye dağıtacağız, 2-3 sene içinde sorun kalmayacak." söyleminin gerçekçi olmadığı gün gibi ortada.

Trans yağ tüketimimizi nasıl kontrol edebiliriz?

Bilinçli bir tüketici olmanın yolu satın aldığınız ürün etiketini okumaktan geçiyor. Ürünün etiketinde yer alan bilgileri ya da içindekiler listesinde kısmen hidrojenize edilmiş bir bileşen olup olmadığını kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmeniz trans yağ asitlerini aşırı tüketmenizi önlemede atacağınız ilk adım olacaktır.

Hayvan varlığımızda ciddi artışlar yaşandı (mı?)

Hayvan varlığımızda ciddi artışlar yaşandı (mı?) Başlıktaki söz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba tarafından birkaç gün önce söylendi. Her gelen bakan aynı cümleyi kuruyor olmakla beraber, hayvan varlığımızın azaldığı ve canlı hayvan ile et ithalatının her geçen gün çeşitlenerek arttığının artık aşikâr olduğu günlerde söylenmesi bakımından şaşırtıcıydı. Evet, Devlet'in Bakanı böyle diyor. Peki, Devlet'in verileri ne diyor?

Ucuz etin maddi ve manevi muhasebesi

Önemine binaen yazmaya devam ediyorum. Devam da edeceğim çünkü bu işin sonunda hayvancılığımızın yok olması tehlikesi var. Tarım ve hayvancılığın birlikte yürütülen iki faaliyet olduğunu düşündüğümüzde durum daha da ciddi bir hâl alıyor. Buna, tarım ve hayvancılığı bırakacak nüfusun şehirlere hücum edeceği gerçeğini de eklersek nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu daha iyi anlarız.

Tuz tüketimimizi kontrol altında tutabilir miyiz?

Günlük olarak tüketmemiz gereken tuz miktarı ne olmalı, bu miktarı aşıyor muyuz ya da vücudumuz için gerekli olan miktardan daha mı az tuz alıyoruz? Bu gibi sorular hepimizin aklına geliyor, hepimiz kendimizce hesaplamalar yapıyoruz. Ya da asla bu konuya önem vermeyip hesapsızca tuz tüketiyoruz.

Gitti TEOG, geldi LKS – (Eğitimci gözüyle enine boyuna yeni sistem)

Doğru düzgün bir eğitim sistemimiz olmadan ne sanayici yetiştirebiliriz ne ticaret ehli, ne bilim adamı yetiştirebiliriz ne sporcu, ne zanaatkâr hatta sanatkâr, ne doğru dürüst tarım yapabiliriz ne de hayvancılık...