Ne dedim? Ne oldu? Ne olur? (2013-2018, Ekonomi ile ilgili tahminlerim)

5 Aralık 2016'da kaleme aldığım "Tuhaf bir ekonomi yazısı: Düşmanlarımız gelişmemizi engelliyorlar" makalesinden sonra niye "ekonomi" yazıları yazmadığımı sorgulayan okuyucularım olmuştu. Kısmet bugüneymiş.

Tarımsal İşletme Yapı Araştırması ve gerçekler

Türkiye'de -düzenli olarak- 3 yılda bir örnekleme araştırması yapılıyor mu? Hayır. Önceki Tarımsal İşletme Yapı Araştırması 2006 yılında yapılmış yani üzerinden 10 yıl geçmiş. Türkiye'de -düzenli olarak- 10 yılda bir tarım sayımı yapılıyor mu? Hayır. Önceki Tarım Sayımı 2001 yılında yapılmış. Sayımın üzerinden 17 yıl geçmiş. İlgili mevzuatın amir hükmüne rağmen yapılmamış. Belki de sistem, takipsizlikten artık o kadar karmaşık hâle gelmiş ki yapılamamış.

Hindistan cevizi yağı tartışması

Son zamanlarda Hindistan cevizi yağı “süper gıda” olarak nitelendirilen, tüketiciler arasında yaygınlaşan, ünlüler tarafından desteklenen ve olumsuz etkilerine hiçbir şekilde değinilmeyen gıdalar arasına girdi. Bu modayı medyada dolaşan Hindistan cevizi yağı tüketiminin kilo verdirici ve enfeksiyon engelleyici özellikleriyle ilgili haberler başlattı. Angelina Jolie gibi ünlülerin de kampanyalarıyla giderek yaygınlaştı.

Bir 23 Nisan yazısı: Bari çocuklarınızdan utanın

Bir bayram düşünün ki aslında iki bayram bir arada Çocuk Bayramı ve Ulusal Egemenlik Bayramı. Çocukları seyrediyorsunuz; içiniz umutla, yüreğiniz sevinçle doluyor. Çocuk Bayramı, bayram gibi kutlanıyor. Büyükleri seyrediyorsunuz;  içiniz kararıyor, umudunuz umutsuzluğa, sevinciniz üzüntüye dönüşüyor.

Et vurguncuları açıklandı: Besiciler (!)

Malumunuz olduğu üzere, ben, vurguncular (spekülatörler) konusuna pek meraklıyımdır. Nasıl olmayayım, Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanları başta olmak üzere, gıda fiyatlarının yüksekliği konusunda tedbir almakla görevli herkes, basın-yayın işiyle uğraşan zevat ve doğal olarak vatandaş, hep onlardan bahsediyor. Anladığım kadarıyla çok güçlü insanlar bunlar. Öyle ya, bu kadar güçlü olmasalar, bu kadar büyük adamlar tarafından muhatap alınmazlar, yıllardır her gün onlardan bahsediliyor olmazdı. Peki, kimler bu 100 milyarlarca liralık gıda pazarında fiyatları istedikleri gibi yükseltebildikleri söylenen, bakanların bile baş edemediği insanlar?

Yavru kayıplarının önlenmesinde Kızgınlık Takip Sistemlerinin önemi

Teknolojinin hayvancılığa katkılarını irdelemeye devam ediyorum. Ne zaman hayvancılıkla ilgili yazsam, bir şekilde lafı yavru kayıplarına getiriyorum. Yavru kayıpları hayvancılığımızın müzmin yarası. Elbette kayıpların tek bir sebebi yok. Doğru damızlık seçiminden yeterli ve dengeli beslenmeye, hayvan refahı şartlarından hastalıklara, tedavi imkânlarına kadar birçok sebep sayabilirim fakat bir tanesi var ki "Bu kadarı da olmaz!" dedirtiyor.

Gıdalara ek vergi getirilmesi ile sağlıklı beslenme arasındaki ilişki kurulabilir mi?

Aşırı tüketilmemesi gereken bazı yiyecek ve içeceklerin fiyatını vergiler yoluyla artırmak politik bir önlem, ancak tüketicilerin bu ürünleri satın alma gücünün azaltılması gibi bir mantıkla yola çıkılmasının olumlu sonuçlarına dair fazla veri yok elimizde.

Küpe sorunu ya da delik kovaya su eklemek

Selim Özkök: "Türkiye hayvancılığında, çözülmeden çözüm üretilemeyecek iki temel problem vardır. Bunlardan birincisi ve en önemlisi 'küpe güvenliği' konusudur. Aslında bu yazınızda kısmen bu konuya değindiniz. İkinci temel problem ürüme verimliliği sorunlarıdır. Bu iki temel probleme çözüm getiremezseniz, çözümler delik kovaya su eklemekten öteye gidemez. Çözüm var mı? Evet var. Tek bir metotla hem kimliklendirme güvenliği hem de üreme verimliliği problemlerini çözebilirsiniz." Okuyucularımdan katkılar geldiğinde çok keyifleniyorum. Geçen haftaki "Hayvan sayısını bilmeyen devlet" makaleme okuyucumuz Selim Özkök'ün yaptığı kısa yorum yukarıda. Bu hafta makalemde, Özkök’ün tespitleri ve çözüm önerilerini biraz daha geniş ele aldık. Bakalım, sizlerin bu konudaki görüşü ne olacak?