Ucuz etin maddi ve manevi muhasebesi

148

Önemine binaen yazmaya devam ediyorum. Devam da edeceğim çünkü bu işin sonunda hayvancılığımızın yok olması tehlikesi var.

Tarım ve hayvancılığın birlikte yürütülen iki faaliyet olduğunu düşündüğümüzde durum daha da ciddi bir hâl alıyor.

Buna, tarım ve hayvancılığı bırakacak nüfusun şehirlere hücum edeceği gerçeğini de eklersek nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu daha iyi anlarız.

Bitmedi…

Temel gıda maddelerinde yurt dışına mahkum olmak gibi bir durumla karşı karşıya da kalacağız.

Sakın abarttığımı düşünmeyin. Az bile söylüyorum.

Fakir fukara ucuz et yemesin mi?

Yesin ama…

  1. “Fakir fukara” edebiyatı yapılmasın.
  2. Hükûmetin görevi, sadece fakir fukara vatandaşlarına değil, bütün vatandaşlarına ucuz et yedirmektir.
  3. Ucuz etin fakir fukara tarafından alınabildiği ne malum? A101 ve BİM’den ucuz et talep edenlerin alnında “fakir fukara” mı yazıyor?
  4. Bu şekilde ucuz et satışı kaç ay sürdürülebilecek?
  5. Kesintisiz olarak ucuz et satışı yapılacaksa “serbest piyasa sistemi”nden vazgeçip “devlet tekeli” dönemine geri mi dönüyoruz?
  6. Ucuz et satışı bir müddet sonra sonlandırılacaksa fiyatların normalin üzerinde artması nasıl önlenecek? Bu durumda “fakir fukara” ne yiyecek?

Görüldüğü gibi, yıllık 1 milyon 200 bin ton civarındaki et ihtiyacının yaklaşık 200 bin tonunu yurt dışından karşılama noktasına gelen Türkiye, tam bir kısır döngünün içine düşmüş bulunuyor.

Ucuz et, yerli mi ithal mi?

Bu soruya, Bakan Fakıbaba dâhil, “evet”, “hayır” veya “ikisi birden” cevabı verene rastlamadım.

Yine de ucuz etin ithal et olduğuna şüphe yok.

Niyetim “Yerli yerim, yabancı yemem” gibi bir tartışma başlatmak değil. Kendi kendimize yetemediğimiz için canlı hayvan veya karkas et ya da lop et olarak zaten mecburen ithalat yapıyoruz.

Karkas veya lop et ithalatına iki sebeple şiddetle karşıyım:

  1. Kim aksini söylerse söylesin, yurt dışında yapılan kesimlerin dinî bakımdan yeterince denetlendiğini düşünmüyorum.
  2. Canlı hayvan ithal edilirse kesim zamanına kadar çiftçimize dağıtılıp belli bir ücret karşılığında bakımı yaptırılabilir. İthal hayvan miktarının yüz binleri bulduğu günümüzde, bu uygulamanın geçimi zorlaşan çiftçimize katkısı olacaktır. (Böyle bir uygulama zaten var. Teklifim yaygınlaştırılmasına yönelik. Elbette esas olan yerli üretimi arttıracak sürdürülebilir tedbirleri almak.)

ESK, ucuz etten kâr ediyor mu?

Et ve Süt Kurumunun (ESK)¹, et ticaretinden iyi kâr ettiğine şüphem yok. “Hizmet” yerine “ticaret” kelimesini tercih etmemin sebebi de bu.

İthalat fiyatlarına bakıldığında durum anlaşılıyor zaten.

  1. Seçilmiş ülkelerde karkas sığır eti fiyatları*
*Veriler, ESK’nın 17-23 Ekim tarihleri arasındaki fiyatları esas aldığı haftalık bülteninden alınmıştır. Türkiye ile ilgili veriler 16-22 Ekim tarihlerine aittir. **Fiyatlar, TL karşılığı hesaplanarak yayımlanmaktadır.
  1. Karkas-lop et alımında hesaplamaların nasıl yapıldığına da yine ESK’nın listesinden bakalım:
*01.11.2017 tarihinden geçerli fiyatlar.

Diğer yandan, 1 numaralı tabloda yerli sığır kilogram karkas fiyat ortalamasının yaklaşık 25 TL olduğu görülüyor. Kesimlerin kendi kombinalarında yapılması şartıyla -et ağırlığına göre fiyat değişmekle birlikte- ESK’nın ilan ettiği alım fiyatlarının ortalaması da yaklaşık 25 TL.

Özel sektörün karkas alım fiyatı ne kadar: Ortalama yaklaşık 25 TL.

Bakan Fakıbaba, sıkça, 2 numaralı tablodaki alım fiyatlarının üreticiyi korumak için bu şekilde ilan edildiğini savunuyor. Veriler, Fakıbaba’nın iddiasını desteklemiyor.

Bu durumda yani karkas fiyatı ortalama 25 TL olan etten elde edilen kıyma ve kuşbaşı, taşıma, ambalajlama, kira, personel vs. masraflar da dâhil edildikten sonra 29 ve 31 liraya satılamaz (ESK bile satamaz.). Satılırsa -etin çok daha pahalı satılan bölümleri de olmasına rağmen- satan zarar eder. Dolayısıyla kasap ve marketler, et satış fiyatları sebebiyle ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, ESK fiyatından kıyma ve kuşbaşı satmaları beklenemez.

Hayvancılığımız, mera-otlaklarımız ıslah edilip kullanıma açılmadan, yem sanayimiz dışa bağımlılıktan kurtarılmadan, yem bitkileri üretiminde verim, kalite ve miktar arttırılmadan, yerli damızlıklarımız geliştirilmeden, kısacası her yönüyle yerlileştirilmeden kurtarılamaz.

Maliyet ucuzlamadan, yeterli yerli üretim yapılıp fiyatlar serbest piyasa şartlarında ucuzlamadan kalıcı ucuzluk sağlanamaz.

Büyük çaplı “ucuz et satışı” uygulamalarının siyasetçilere geçici siyasi faydaları olabilir fakat yerli üreticiye kalıcı zararlar vereceği aşikârdır.

A101 ve BİM, ucuz etten kâr ediyorlar mı?

Ucuz et satışına talip olan marketler içinden sadece A101 ve BİM’e izin çıkınca haliyle merak ve eleştiri konusu oldu. Şartnamede bulunan “81 ilde mağazası bulunma” şartı sadece bu iki firmaya uyuyordu ve böyle olduğu şartname hazırlanırken de pekâlâ biliniyordu.

Eleştirilerin temelinde, A101 ve BİM’e ticari avantaj sağlandığı iddiaları vardı.

BİM, iddialara karşı savunma ihtiyacı hissetti ve İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç, et satış fiyatlarını ucuzlatma projesi kapsamında yapılan satışlardan BİM’in hiçbir kâr etmeyeceğini ve bu projede yer almaktan BİM olarak büyük memnuniyet duyduklarını belirtti.

Açıklamayı yadırgadığımı belirtmek isterim.

Doğrudur, kâr etmiyorlardır. Zaten ben de açıklamanın “kâr etmedikleri” kısmını değil, “projede yer almaktan büyük memnuniyet duydukları” kısmını yadırgadım.

O kadar yadırgadım ki oturup hesap yapma ihtiyacı hissettim:

ESK, ayda 6 bin ton ucuz et satılacağını açıkladı. Miktarın 10 bin tona çıkarılma ihtimali de var. Hesabımızı -şimdilik- 6 bin ton üzerinden yapalım:

6 bin ton, 6 milyon kg eder. Ayda 6 milyon kg, yılda 72 milyon kg eder. Etler yarımşar kiloluk paketlerde satılacağına göre bu da 144 milyon paket eder.

Ucuz et satışının ne kadar süre devam edeceğini bilmemekle beraber, kesin olan şu ki A101 ve BİM’in kapısından bu vesileyle milyonlarca yeni müşteri girecek. Bu milyonlarca müşterinin müşteriliği ucuz et satışının süresi ile sınırlı olsa bile -ki bir kısmı kalıcı müşteri olur- her içeri giren, markete 1 TL kâr sağlayacak bir alışveriş yapsa marketlerin kârı milyonlarca TL artar.

Ucuz et satış izni verilmeyen marketler ise tersine, daha önce kendilerinden alışveriş yapan milyonlarca müşteriyi, en iyimser tahminle ucuz et satışının yapıldığı süre boyunca kaybederler. Dolayısıyla satışları ve kârları düşer.

Bu durumda, BİM’in açıklamasına karşı ben de “Et almak için mağazanıza girenlerin, hazır içeri girmişken alacağı birkaç parça mal size yeter de artar bile. Dolayısıyla projede yer almaktan memnuniyet duymanız normal.” desem haksız mı olurum.

Ayrıca, bu projeye destek olmakla orta ve uzun vadede, istemeyerek de olsa, hayvancılığımıza zarar verdiğiniz kanaatindeyim.

¹Sahadaki kurum olduğu için konuyu ESK üzerinden anlattım. Aslında karar alıcı kurum Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın