Üç bakanlık, üç denetim raporu

0
288

Kasım ayı içinde, Ekonomi Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığının Ürün Denetim Raporları ile Uygunluk Değerlendirme Derneğinin (UDDER)  Tüketici Güveni Anketi’nin sonuçları açıklandı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ise “gıda üretim, satış ve toplu tüketim” yerlerinde yaptığı aylık kontroller ile şikâyet üzerine yapılan kontrollerin sonuçlarını düzenli olarak açıklıyor. Ayrıca taklit ve tağşiş yapan firmaları ve ürünlerini kamuoyuna bildiriyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının denetim sonuçları

Çoğumuz denetimlerden, “taklit ve tağşiş” yapan firma adlarının Bakanlık tarafından ifşa edilmeye başlanmasıyla haberdar olduk. Veriler bize, denetimlerin ve ifşaların faydalı olduğunu gösteriyor.

Aşağıdaki tablo, 2012-2015 döneminde gerçekleştirilen denetimlerin sonuçlarını içeriyor:

*İPC: İdari Para Cezası
*İPC: İdari Para Cezası

2016 Ocak-Ağustos döneminde ise 558.000 gıda denetimi gerçekleştirilirken, bu denetimlerde 8.551 işletmeye idari para cezası uygulandığı, 69 firma hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu belirtiliyor.

Aynı dönemde taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen 229 işletmeye ait 355 parti ürün internet ürerinden vatandaşlara duyurulmuş.

Tabloya göre 2012’de ceza uygulanan ve savcılığa suç duyurusunda bulunulan toplam işletme sayısı, toplam denetlenen işletme sayısının yüzde 4,17’sini oluştururken, oran, 2013’te yüzde 2,16’ya, 2014’te yüzde 2,00’ye, 2015’te yüzde 1,78’e, 2016’nın ilk 9 ayında ise yüzde 1,54’e düşmüş.

Denetim sayısı yıldan yıla artarken, ceza uygulanan ve savcılığa suç duyurusunda bulunulan işletme sayıları düşüyor.

Bakanlığın yayınladığı verilerden, gıda güvenliğinin üst seviyede olduğu ve giderek de daha iyi olacağı sonucu çıkıyorsa da acaba vatandaş aynı kanaatte mi?

Ekonomi Bakanlığının denetim sonuçları

Ekonomi Bakanlığının 2015 yılı denetim verileri UDDER Başkanı Selçuk Uçar tarafından açıklandı. UDDER, Ekonomi Bakanlığı öncülüğünde kurulan bir dernek. Çatışı altında piyasada denetim, gözetim, test ve belgelendirme yapan resmî ve özel kuruluşları barındıran alanında yetkin bir kuruluş.

Uçar’ın “tüketici sağlığı ve güvenliği için uygunluk ve güvenirlilik denetiminin hayati önem taşıdığı” vurgusuyla yaptığı açıklamalarına göre, gıda başta olmak üzere, 2015’te denetimi yapılan 221.258 ürün partisinden 40.113’ü uygunsuz ve güvensiz. Oran yüzde 18,13. Uygunsuz ya da güvenilir olmadığı tespit edilen ürün sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 50 artmış.

Her iki oran da vahim bir durumla karşı karşıya olduğumuz anlamına geliyor.

Firmalara kesilen toplam ceza 96 milyon TL.

“Uygunluk” kıstası ile ürünün hangi özelliğinin kastedildiğini bilmiyoruz. Kıstas, farklı ürünlerin farklı özelliklerini ve aynı ürünün birden fazla özelliğini de kapsıyor olabilir. Açıklanan sonuçlar ancak bunlar açıklanırsa vatandaş için gerçek anlamda uyarıcı olabilir.

Açıklamadaki en dikkat çekici ifade ise bana göre, “gıda başka olmak üzere” ifadesi fakat bu kadar yüksek oranda uygunsuz ve güvenilmez ürünün ne kadarı gıda ürünüdür ve hangi yönlerden güvensizdir, bilemiyoruz. Açıklanmaz ise vatandaşta, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının verileri ile UDDER’in -bir anlamda Ekonomi Bakanlığının- verilerinin örtüşmediği ve kamu denetimlerinin güvenilirliği hakkında şüpheler oluşur. Daha doğru bir söyleyişle vatandaş zaten kamunun denetimlerine güvenmiyor, güvensizliği iyice arttırılmış olur.

Sağlık Bakanlığının denetim sonuçları

Sağlık Bakanlığı verileri 2016’nın ilk 9 ayına ait. Denetlenen ürünlerin gıda ile ilişkisi olmasa bile bir kısmı sürekli kullandığımız ve sağlığımızla doğrudan ilişkili ürünler olduğu için bilgilendirmek istedim.

Denetimlerde, denetlenen 707 üründen 575’inin mevzuata aykırı olduğu tespit edilmiş. Aykırılık oranı yüzde 81,33. Korkunç bir oran.

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Hakkı Gürsöz, “707 kozmetik ürünü denetlediklerini, bunların 407’sinin teknik düzenlemeye aykırı, 168’inin güvensiz olduğunu; 168 güvensiz üründen 156’sının sahte, kaçak veya taklit olduğunu” söylüyor. Firma ve satıcılara kesilen toplam idari para cezası miktarı ise 632.175 TL.

Uygunsuz ve güvensiz bulunan ürünler arasında -maalesef- “sabun” da var. Maske, masaj kremi ve sütü, meyveli krem, salyangoz özlü krem ile gül suyu da bu ürünler arasında.

Hastanelerde kullanılan tıbbi cihazlarla ilgili denetlenen ürün sayısı 1.825;  930’u uygunsuz, 92’siz güvensiz bulunmuş. Denetlenen ürünlerin yüzde 56’sı mevzuata aykırı. Çok yüksek bir oran.

Denetlenen ürünler arasında sağlığımızı doğrudan ilgilendiren oksijen cihazı, ultrason jeli, diş dolgu materyalleri, diş protezleri ile soğuk terapi jelleri de var.

Uzmanlar, mevzuata uygun üretilmeyen kozmetik ürünlerde zararlı kimyasalların tespit edildiğini belirterek bazı uyarılarda bulunmuşlar. Bunların içinde bir tanesi var ki insanın “ört ki ölem” diyesi geliyor. Uyarı şöyle:

“Sağlık Bakanlığına bildirimi yapılmıştır.’, ‘Sağlık Bakanlığından onaylıdır.’ gibi ifadelere itibar edilmemeli.”

“Sağlık Bakanlığından onaylıdır.” ifadesine itibar etmeyeceksek neye itibar edeceğiz?

UDDER’in Tüketici Güveni Anketi

Şimdi de bu veriler ışığında “Tüketici Güveni Anketi”nin sonuçlarına bakalım:

Tüketiciler, en fazla “ilaç-kozmetik” ürün kümesinden ve bu kümede en çok, yüzde 26 ile “yanıltıcı beyandan” endişe ediyor. Bunu yüzde 25 ile “sağlığa zararlı olması” ve yüzde 19 ile “beklenen etkiyi oluşturmaması” endişesi izliyor.

İkinci sırada “gıda-tarım ürünleri” var. Tüketicilerin yüzde 33’ünde satışa sunulan gıda-tarım ürünlerinin “sağlığa zararlı olduğu” endişesi hakim. “Ambalajsız satılması”ndan endişe edenlerin oranı yüzde 25. Yüzde 19’u ise “etiketlerdeki beyanın” yanıltıcı olduğunu düşünüyor. Bu çok yüksek oranlara, tüketicinin aynı anda her üç konuda da endişeli olabileceği gerçeği de eklendiğinde ortaya, Türk insanının yarıdan fazlasının (belki de çok daha fazlasının) gıda-tarım ürünlerine güvenmedikleri ortaya çıkıyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının denetim sonuçlarının tam tersi bir algı mevcut.

İletişimdeki “Algı gerçektir.” kuralına çok çarpıcı bir örnek.

Ankete konu edilen diğer üç gruptaki (oyuncak-kırtasiye, tekstil-ayakkabı, inşaat) güvensizlik oranları da farklı değil.

Denetim verileri ile anket sonuçlarını karşılaştırdığımızda yüksek oranda örtüştüğünü görüyoruz. Dolayısıyla vatandaş endişelerinde haklı.

Bence durumun en korkutucu yanı şu:

Grupları artırsak, başka üretim sektörlerini ve hizmet sektörünün çeşitli kollarını da araştırmaya dâhil etsek, aynı güvensizlik oranlarına ulaşacağımızdan hiçbir şüphem yok. Her birimiz bu sektörlerden birinde çalıştığımıza ve ürettiğimize göre aslında “birbirimize güvenimiz yok”.

Sonuç

Denetleme raporlarını yeterli bulmadım. İlgili bölümlerdeki uyarılarıma ek olarak şunları söyleyebilirim:

Bilgilendirmeler çok daha detaylı olmalı.

Örneğin kaç firmanın denetlendiği raporlarda yer almalı. Denetimlerin kaçının düzenli denetimler çerçevesinde, kaçının şikâyet üzerine yapıldığı da ayrıca belirtilmeli. Ceza alan firmaların bunların hangisi sonucunda yapılan denetimlerle cezalandırıldığını bilmek de tüketici hassasiyetlerini bilmek ve yeni denetim politikaları geliştirmek bakımından faydalı olabilir; firmaların, “tüketici güveni istatistiklerine” karşı daha duyarlı olmalarını sağlayabilir.

Örneğin Sağlık Bakanlığının denetimleri sonucu açıklanan rakamlar “sahte, kaçak ve taklit” ürünler için toplu olarak verilmiş. “Bu ürünlerin üzerinde markaları var mı, üreticileri ve adresleri belli mi; ürünler yerli mi ithal mi?” bilmiyoruz.

Bunlar ve daha fazla detayı vatandaş bilmeli ki alışverişlerinde daha dikkatli olabilsin. Örneğin Türkiye’de üretilen, üreticisi-markası belli ürünlerin uygunsuzluk ve güvensizlik oranı düşükse, boşuna kendi insanımız ve markalarımız hakkında şüpheye düşmeyelim, kötü düşünmeyelim; yerli ürünlere yönelimi arttırabilelim.

Bu sebeplerle denetleme ve araştırma sonuçları, uygulamayı yapan kurum veya kuruluşun internet sitesinde mümkün olduğunca detaylı bir şekilde yer almalı. Kamuoyuna yapılan açıklamalarda, araştırmaların tamamına erişebileceğimiz internet sayfalarının adreslerine de yer verilmeli.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın