Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Talat Gözet

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Talat Gözet, iklim değişikliğine sebep olan sera gazlarının salınımında kalıcı tedbirlerin alınması konusunda ve açlığın önlenmesinde daha samimi ve tutarlı olunması gerektiğini vurguladı.

TVHB Merkez Konseyi Başkanı Talat Gözet, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) 2016 yılının Dünya Gıda Günü temasını; “Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak, gıda ve tarımsal üretimde yaşanacak değişimler” olarak belirlediğini belirterek, küresel iklim değişikliği nedeniyle yaşanan, kuraklık, tabii afetler ve salgın hayvan hastalıklarının, gıda ve tarımsal üretimin önünde önemli bir sorun olarak yer aldığını kaydetti.

Dünya gıda fiyatlarındaki artışın, son yıllarda istikrarlı bir şekilde devam ettiğine dikkat çeken Gözet, gıda fiyatlarının artışının en çok yoksul kesimleri etkileyeceğini belirtti. “Gıda fiyatlarındaki bu artış devam ettiği sürece dünyadaki aç insanların sayısı daha da artacaktır.” diyen Gözet, “İnsanların temel hakkı olan güvenli gıdaya ulaşımı sağlamak her geçen gün daha da zorlaşacaktır. Tüm dünyada insanların yaşamak, fiziksel ve mental gelişimlerini sağlamak için yeterli gıdaya ulaşmaları ve bu gıdaların sağlık yönünden güvenli olması, devredilemez ve ertelenemez temel hak olarak görülmesine rağmen açlığın, yetersiz ve dengesiz beslenmelerin neden olduğu ölümler, mental ve fiziksel bozukluklar ulusal ve uluslararası düzeyde trajik boyutlara ulaşmıştır. 10 milyon çocuk 5 yaşına ulaşmadan hayatını kaybetmektedir.” şeklinde konuştu.

Dünyada yaşanan küresel krizlerin ülkemizde yıllardan beri var olan yetersiz ve dengesiz beslenme sorununu daha da artırdığını savunan Gözet, şu ifadeleri kullandı:

“Ülkemiz nüfusunun yarısının yoksulluk sınırı altında, 1 milyondan fazla yurttaşımızın da açlık sınırı altında yaşadığı göz önüne alınırsa, açlık ve yetersiz beslenmeyi ulus olarak ne kadar derinden yaşadığımız ortaya çıkacaktır. Ayrıca bir toplumun gelişmişlik seviyesi fertlerinin tükettiği hayvansal gıdaların miktarı ile doğru orantılıdır. Ülkemizde tüketilen et, balık, süt, yumurta gibi değerli protein kaynakları miktarının gelişmiş ülke verileri ile karşılaştırıldığında çok geride olduğu görülecektir.

Ülkemiz geniş coğrafyası, iklim özellikleri ve üç tarafındaki denizleri ile hayvansal üretim açısından önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen yanlış tercihle uygulanan tarım politikaları nedeniyle hayvansal üretim geliştirilememektedir. Bunun sonucu insanlarımız dengeli beslenme için gerekli düzeyde hayvansal proteine ulaşamamaktadır.  Dünyada yaşanan bu kadar büyük açlık tehlikesine rağmen ülke potansiyelinin değerlendirilerek hayvansal üretimin arttırılmaması bunun yerine, hayvansal protein açığının ithalat yolu ile karşılanmasının tercih edilmesi, ileride çok daha büyük açlık sorunlarını beraberinde getirecektir.

Gıda güvencesi kapsamında gıdaya yeterli ve dengeli bir biçimde ulaşmak tek başına yeterli değildir. Tüketilecek olan gıdanın insan sağlığını olumsuz yönde etkileyecek her türlü etkenden uzak üretilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda gıda güvencesi ve güvenliğinin sağlanmasında veteriner hekimlere önemli görevler düşmektedir. Gıda güvenliği ile ilgili riskin % 90’ı hayvan kökenli gıdalardan kaynaklanmaktadır. Bunun yanında zoonoz hastalıklar riski nedeniyle, hayvansal kökenli gıdalar halk sağlığı açısından özel öneme sahiptir.”

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın