Amerika Tarım Bakanlığı ve Uluslararası Tropik Tarım Merkezi tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, ülkelerin ulusal gıda tüketiminde ve tarım uygulamalarında, “yabancı ekinlerin” hakimiyetini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre günümüzde tükettiğimiz meyve, sebze, bakliyat ve hububatların %70’inin menşei, aslında dünyanın çok farklı bölgeleri.

Proceedings of the Royal Society B Biyoloji Bilim Dergisinde yayımlanan bir araştırma ile bilim adamları ilk kez ulusal beslenme ve tarımsal ekonomilerin ne denli iç içe geçmiş durumda olduğunu gözler önüne seriyor. Araştırma küreselleşmenin, insanların farklı ülkelerde tükettikleri gıdaları ne denli etkilemiş olduğunu ve etkileyemeye devam ettiğini ortaya koyuyor.

177 ülkeden 151 ekinin ekimini ve tüketimini (dünya nüfusunun %98’nin gıda tüketimini) mercek altına alan araştırma, her ülkede ekimi yapılan ve tüketilen gıdaların ortalama üçte ikisinden fazlasının  “yabancı ekinler” olduğunu, bu gıdaların aslında ilk kez dünyanın çok farklı yerlerinde gıda olarak tüketilmeye başlandığını gösteriyor.

Amerika Tarım Bakanlığı işbirliği ile gerçekleştirilen araştırmanın başkanlığını yürüten Uluslararası Tropik Tarım Merkezi’nden (CIAT) Colin Khoury; “Bu bitkilerin ilk kez ekiminin yapıldığı yerlerden binlerce mil uzaktaki ülkelerde bugün bu bitkilerin geleneksel beslenmenin bir parçası olduğunu görmek büyüleyici. İtalya’da domates veya Tayland’da biber yediğinizde, asıl kaynağı çok farklı bir yer olan ve bu bölgelere nispeten yakın zamanda gelmiş gıdaları tüketiyorsunuz.” açıklamasında bulunuyor.

Gıdada küreselleşme

Araştırmaya katkı sağlayan uluslararası bilim adamları, gıdaların menşelerinin belirlenmesine yönelik daha önce gerçekleştirilen araştırmaların, tarihi ekin biyoçeşitliliği ve belli tarımsal ekinlerin gelişimi açısından önem taşıyan coğrafi bölgelerin tanınmasını sağladığını belirtiyorlar.

Ulusal gıda tedariğinin ortalama %68,7’sinin ve ülkelerde tarımı yapılan ekinlerin, ortalama %69,3’ünün yabancı ekinler olduğunu belirten Khoury; “Artık dünyanın her yerindeki ulusal beslenme düzenlerinin ve tarımsal sistemlerin kaynağının dünyanın farklı bölgeleri olduğunu biliyoruz.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Araştırmacılar;  “Küresel gıda tedariğinde homojenizasyon (tek türleşme), tarımsal üretim ve gıda tüketiminin coğrafi olarak bağımsızlaşması, ambalajlı ve işlenmiş gıda ürünlerinin tüketiminin artması sonucunda patatesin ana vatanının İrlanda ve domatesin ana vatanının İtalya olduğu gibi varsayımlarda bulunulması oldukça akla yatkın. Ancak bu durum ekinlerin coğrafi kökenleri ile bağının git gide kopmasına neden oluyor.” açıklamasında bulunuyor.

Küreselleşme ve gıda güvenliği

Araştırmanın gıda tedariği üzerinde küreselleşmenin muazzam ve karmaşık etkisini gözler önüne sermenin yanı sıra, Khoury, araştırmadan elde edilen verilerin gıda güvenliğinin geliştirilmesi ve iklim değişikliği gibi dünyanın karşı karşıya olduğu tehditlere karşı yapılabilecekler konusunda önemli sonuçlar ortaya koyduğunu belirtiyor.

“Ortaya konulan sonuçlar dünya genelinde gıda sistemlerinin küreselleşmesi konusuna yeni bir bakış açısı getiriyor.” açıklamasında bulunan araştırmacılar,  diğer bölgelerin bitkilerine bağımlılığınız günden güne artmaya devam ederken, uzun vadede son derece büyük bir öneme sahip olan bu gıdaların güvenliğinin sağlanabilmesi için ekinlerin ilk kez tarımının yapıldığı bölgelerin belirlenmesinin ve korunmasının hayati bir öneme sahip olduğunu belirtiyorlar.

Araştırmacılar; “Yabancı ekinlerin kullanımının artması, dünya genelinde kamuya mal olan önemli bitkilerin genetik çeşitliliğinin dikkate alınması gerektiği gerçeğini destekliyor” açıklamasında bulunarak eğer ekin biyoçeşitliliğinin korunması amacıyla bir an önce harekete geçilmezse bu bitkilerden yararlanma fırsatını sonsuza kadar kaybedebileceğimiz uyarısında bulunuyorlar.

Araştırma yazarlarından ve dünyada ekin çeşitliliğinin korunması konusunda çalışmalar gerçekleştiren uluslararası bir organizasyon olan Global Crop Diversity Trust’ta görev alan Luigi Guarino; “Geleneksel ekin çeşitleri ve dünyanın çok küçük bölgelerinde bulunan bu ekinlerin yabani akrabaları dünya genelinde potansiyel olarak kullanılabilir. Bunun için bu ekinleri doğal alanlarında korumamız gerekiyor. Aynı zamanda bu ekinleri toplamalı, gen bankalarında korumalı ve gıda sistemimizi daha dayanıklı hale getirmek için bu ekinleri dünyanın geri kalanı ile paylaşmalıyız.“ açıklamasında bulunuyor.

Araştırma sonuçlarının gıda ve tarıma bakış açılarının değişmesine yardımcı olacağını ümit ettiğini belirten Khoury; “Dünyanın diğer bölgeleri ile derin bağlarımız bulunuyor, bilimsel araştırmalarımızın, politikalarımızın ve kurum ve kuruluşlarımızın da bu gerçeği yansıtması gerekiyor.” açıklamasında bulunuyor.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın