Birleşmiş Milletler (BM) En Az Gelişmiş Ülkelere Yönelik İstanbul Eylem Programının Yüksek Düzeyli Kapsamlı Ara Dönem Gözden Geçirme Toplantısı öncesinde düzenlenen konferanslarda özel sektör ile kamu işbirliği ve yatırım fırsatları ele alındı.

Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ayşe Sinirlioğlu
Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ayşe Sinirlioğlu

Yatırım Fırsatları Konulu Özel Sektör Forumu’nda konuşan Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ayşe Sinirlioğlu, İstanbul’da Dünya İnsani Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye’nin, Antalya’da En Az Gelişmiş Ülkelere Yönelik Gözden Geçirme Toplantısı’nın katılımcılarını da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.

Toplantının, en az gelişmiş ülkelerin kalkınması için ortaya konan ortak amaçları gerçekleştirirken özel sektörün karşılaştığı fırsatları ve zorlukları değerlendirmek için bir fırsat olduğunu belirten Sinirlioğlu, “Sürdürülebilir kalkınma, uluslararası toplumun ortak çabalarını gerektiren küresel bir meydan okumadır.” dedi.

En az gelişmiş ülkelerin dünya ekonomisiyle bütünleşebilmesi için ekonomilerinin yeni büyüme ve yatırım kaynaklarıyla çeşitlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Sinirlioğlu, “Özel sektörün bu konuda önemli bir rol oynadığına inanıyoruz. Türkiye, geçen yıl dönem başkanlığını yürüttüğü G20’nin merkezine, kalkınma konusunu aldı. Dünyanın en büyük ekonomilerini küresel kalkınma çabalarına katkı vermeye teşvik etmeyi hedefledik.” diye konuştu.

Türkiye’nin dönem başkanlığını devrettiği G20 zirvesinde kapsayıcılık, uygulama ve büyüme amaçlı yatırım konularının üç ana ilke olduğunu vurgulayan Sinirlioğlu, az gelişmiş ülkelerin kalkınması için etkili koordinasyonun gerekli olduğunun altını çizdi.

Sinirlioğlu, bu ülkelerdeki kalkınma adımlarının güçlenmesi için hükümetlerin bürokratik zorlukları azaltarak doğrudan yabancı yatırımların önünü açması, parlamentoların yatırım için yasal teminatları vermesi, tanıtım ajanslarının etkin iletişim mekanizmaları geliştirmeleri gerektiğini ve sivil toplumun yatırımcılara önceliklerin belirtilmesi konusunda rehberlik etmesi gerektiğini vurguladı.

Resmi kalkınma yardımlarının önemine dikkati çeken Sinirlioğlu, Türkiye’nin 2010’da yaklaşık 1 milyar dolar olan resmi kalkınma yardımlarını geçen yıl 3,9 milyar dolara çıkardığını belirtti.

Sinirlioğlu, en iyi yatırımların ise eğitim, sağlık, işsizliğin azaltılması ve cinsiyet eşitliği konularında yapılan, insan kaynaklarına yönelik yatırımlar olduğunu vurguladı.

“Afrika’ya yatırımlar hız kazandı”

Forumda konuşan Liberya Sanayi ve Ticaret Bakanı Axel Marcel Addy ise bugün Afrika’ya yönelik yatırım faaliyetlerinin büyük bir hız kazanmış durumda olduğunu, yatırımların sistematik ve sürdürülebilir şekilde gerçekleştiğini söyledi.

Afrika milletlerinin kalkınmayı gerektiren finansı sağlayacak değerlere ve kaynaklara sahip olduğunu ifade eden Addy, Afrika’daki işsizlik ve fakirliğin azaltılması ve sınai kalkınmayı tamamlayabilmesi için uluslararası toplumun Afrika’ya destek vermesi ve varlık paylaşımında bulunması gerektiğini dile getirdi.

Afrika milletleri özel sektörün büyümesi için reformların kilit öneme sahip gördüğünü kaydeden Addy, tarım sektöründen başlayarak, bu reformları harekete geçirmeye başlayacağını ifade etti.

“Afrika ülkeleri desteklenmeli”

Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü (UNIDO) Genel Direktörü Li Yong, “Yarın için en yararlı yol sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklığı sağlama yönünde hareket edilmesidir.” dedi.

Küresel aktörlerin Afrika ülkelerini desteklenmesi gerektiğini söyleyen Li, kalkınmanın tarım sektöründen başlayarak sınai kalkınmayla daha iyi bir yöne doğru ilerleyeceğini kaydetti.

Li, en az gelişmiş ülkelerin teknik uzmanlarla teknolojik dönüşümle kalkındırılması kapsamlı yatırım politikalarıyla bu sürecin devam ettirilmesinin önem arz ettiğini kaydetti.

“Küçük şirketler büyük pazarlara katılmalı”

Birleşmiş Milletler Sermaye Kalkınma Fonu (UNCDF) Genel Sekreteri Judith Karl, yeni başlayan şirketlerin büyük mali kısıtlamalara maruz kaldığını belirtirken, büyük şirketlerin var olduğu pazarda fırsatların mevcut olduğunu, küçük şirketlerin bu pazarlara katılması gerektiğini dile getirdi.

“Düşük gelirli tüketicilerin temiz enerji temin etmesi konusunda risk sermayesi ve teknik yardımları sunuyor. Düşük gelirli tüketicilere enerji şirketlerine ve enerji tedarikçilerine finansal hizmetler sunabiliyor. Bu yapılanlar UNCDF’nin LDC ülkelerine yaptığı katkıların önemli bir örneğidir. Özellikle düşük ve orta ölçekli şirketlere yapılan yardımlar bu modeller hem kamu hem de ticari finansmanı milyon sayıda insanın enerji alanında yardım bulmasına çözüm bulacaktır.” dedi.

Uluslararası Ticaret Merkezi Başkan Yardımcısı Dorothy Tembo da Uluslararası Ticaret Merkezi’nin Dünya Ticaret Merkezi’nin uluslararası kalkınma ajansı olma işlevini yerine getirdiğini söyleyerek, “Az gelişmiş ülkeler kendi gelişme hedeflerine sahip olmalı ve olmak istemeliler. Bu yatırımı çekmek için son derece önemli. Doğru tür yatırımların çekilmesi gerekiyor. Yerel kapasiteleri güçlendirecek ve insanlara, süreçlere, politikalara, üretkenliğe yatırım yapanların çekilmesi gerekiyor.” diye konuştu.

“Yatırımların özellikle en az gelişmiş ve gelişmekte olan küçük ve orta ölçekli sektöre yoğunlaşıp odaklanması gerekiyor.” diyen Tembo, bu tür yatırımlar yenilikçiliği getirdiği gibi üretkenliği ve istihdamı artırdığına dikkati çekti.

Fırsatları Yatırımcıların Dikkatine Sunmak

Toplantı kapsamında düzenlenen “En Az Gelişmiş Ülkelere Yatırım Fırsatlarını Yatırımcıların Dikkatine Sunmak: Zorluklar ve En İyi Uygulamalar” başlıklı oturumda konuşan Azerbaycan İhracat ve Yatırım Teşvik Fonu Müdürü Anar Gasimli de yatırım teşvik ajanslarının yatırımcı ile olası ihtilafları çözme konusunda yardım sağlayabileceğini ve yatırımcıyı bilgilendirmek için çalışmalar yapabileceğini söyledi.

Yatırımcıyı çekmek için arzu ve isteğin olması gerektiğini belirten Gasimli, “Yatırımcıyı çekmek için mevzuatta değişikliği yapma, reform yapma gibi temel kriterlerin yerine getirilmesi gerekiyor, yatırım teşvik araçları hazırlanabilir.” ifadelerini kullandı.

Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Yatırım Teşvik Bölümü Başkanı Furkan Karakaya ise “Her ülkenin kendine göre yatırım ve üretim ihracat paritesinde özel imkanları var” dedi. Karakaya ülkelerin bu imkanları kendi ihracat ve üretimini artırmak için bir avantaj olarak kullanabileceğini, böylelikle rakiplerinin önüne geçebileceğini dile getirdi.

Yatırım teşvik ajanlarının en az gelişmiş ülkeler için yapması gerekenlere de değinen Karakaya, “Önce 2 veya 4 yıllık stratejik bir planlama yapmanız gerekiyor, daha sonra markalaşma üzerinde çalışma yapmanız gerekiyor.” dedi.

Karakaya, yatırım teşvik ajanslarının büyük eski yatırımcılara yardımcı olurken, yeni kurulmuş işletmeler adına çalışmalar yapması gerektiği kaydetti.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın