Sizin için müthiş haberler seçtim

0
207

Bu hafta sizin için seçtiğim haberler gerçekten müthiş!..

  1. McDonald’s Türkiye, 2017 yılında, dünya birincisi oldu.
  2. Fakıbaba, “Bakanlık olarak şeker fabrikalarına biz de talipli olacağız.” dedi.
  3. Çiftlik Bank battı. Hayal satın alanlar, gerçeklerle yüzleşti.

McDonald’s Türkiye dünya birincisi

Açıklamayı yapan Genel Müdür Oğuz Uçanlar:

“McDonald’s Türkiye, 2017 yılında, 119 ülke arasında, müşteri sayısındaki yüzde 15 büyüme oranıyla birinci oldu.”

Sonra da kahrolsun Amerika ve özelde de kahrolsun Cargill öyle mi?

Şeker fabrikalarını özelleştireceğiz ya…

Geçin bunları!..

Hani pancar üreticisi nerede? Şöyle güçlü bir ses duyanınız oldu mu?

Sorsan hepimiz NBŞ’ye karşıyız. Kim yiyor NBŞ ile üretilen ürünleri o halde?

Dahası var:

Türkiye’nin yıllık toplam NBŞ tüketimi 1 milyon ton civarında. NBŞ firmalarına, iç pazara satış için verilen kota yuvarlak hesap 300 bin ton. İhracat için verilen kota da 300 bin ton.

İster bizim yiyip içtiğimiz ürünlerde kullanılsın, ister ihraç edilen ürünlerde, içeride kullanılan 1 milyon ton NBŞ’nin 700 bin tonu nereden geliyor?

Dışarıdan.

Yani hem döviz ödüyoruz, hem elin çiftçisine kazandırıyoruz.

Eminim çoğunuz bu durumu şimdi öğrendiniz.

“Madem verdiğiniz kotanın iki katından fazlasını ithal edip döviz ödeyeceksiniz, aynı kullanım şartlarıyla bari Türkiye’dekiler üretsin.” desem…

McDonald’s’ı dünya şampiyonu yapan bir ülkenin vatandaşlarını kızdırır mıyım acaba?

Devletin sattığı fabrikalara devlet talip oldu!

2002’den beri tartışıyoruz:

Şeker fabrikaları özelleştirilsin mi özelleştirilmesin mi?

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, Cumhurbaşkanı’nın da söylediği gibi kurulduğu günden beri AKP hükûmetlerinin gündeminde. Buna rağmen, bugüne kadar, geniş çaplı bir özelleştirme için bugünkü kadar kararlı olmamışlardı.

Cumhurbaşkanı ve hükûmet “Özelleştireceğiz.” diyor. Cumhurbaşkanı’nın iki ekonomi başdanışmanından Yiğit Bulut, “Birlikte tartışalım.” derken, Cemil Erten, “Yerliye veya yabancıya blok satışa” karşı. Erten, “Fabrikaların önce verimli hale getirilmesini, sonra gerçek sahibi olan millete arz edilmesini.” istiyor.

Konu, kamuoyunun da katılımıyla bu minvalde ve oldukça sert biçimde tartışılırken her daim gülümseyen bakanımız Eşref Fakıbaba’dan hepimizin yüzünü güldüren bir öneri geldi:

 “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak biz de talipli olacağız. Şartlarımız uyduğu takdirde Tarım Kredi Kooperatifleri olarak birkaç fabrikayı biz almayı düşünüyoruz.”

Hepimizi aldı bir düşünce!..

Bu iş nasıl olacaktı?

Devletin bir kurumunun özelleştirmek için satışa çıkardığı fabrikaları devletin başka bir kurumu alabilir miydi? Alabilse bile, bu durumda fabrikalar özelleştirilmiş oluyor muydu?

Olacak iş değildi tabii.

Öyleyse, Fakıbaba niçin böyle bir açıklama yapmıştı?

Benim tahminim, Sayın Bakan’ın danışmanlarından biri, “Sayın Bakanım, pozitif bir görüntü oluşturuyorsa da sürekli gülümsemeniz tepkilere de sebep oluyor. ‘Bir bakanın asıl görevi vatandaşı güldürmektir.’ şeklinde eleştiriler duyuyoruz.” dedi ve muhtemelen Sayın Bakan da bunun üzerine, “Şeker fabrikalarına Bakanlık olarak biz de talip olacağız.” açıklamasını yaptı.

Bence başarılı da oldu.

Şahsen ben, haberi okuyunca, acı acı da olsa, uzunca bir süre güldüm.

Hatta ara ara gülmeye devam ediyorum.

Çiftlik Bank battı

Önce, bilmeyenler için, Çiftlik Bank’ın ne olduğunu anlatayım:

Çiftlik Bank bir bilgisayar uygulaması. Ortada bir şirket var elbette ama…

Diyorlar ki: “Bize para yatırın, bilgisayardaki uygulama üzerinden inek, keçi, koyun tavuk, arı vs. alın. Biz, sizin sanalda aldıklarınızın karşılığını gerçek hayatta alacağız, üretim yapıp satacağız, kazançtan da size pay vereceğiz.”

Pay ne kadar?

Örneğin 200 bin TL yatırırsanız, ayda 50 bin lira.

Evet, doğru okudunuz, verdiğiniz parayı 4 ayda amorti ediyorsunuz.  Sonra her ay 1 araba, her yıl yerine göre 1,2,3 daire alacak kadar para kazanıyorsunuz?

1 milyon yatırırsanız, özel uçak bile alırsınız.

Anlayabildiniz mi?

Anlayamayanlar olduğundan eminim. Demek ki yalnız değilim.

Ben anlayamadım ama 132 bini aktif olmak üzere 500 bin zeki insan anlamış ve üye olmuşlar. Bunların içinden ileri zekâlı olan 77 bin 843’ü, 2016-2017’de, Çiftlik Bank hesabına tam 511 milyon 700 bin TL (Eski parayla 511 trilyon, 700 milyar TL) yatırmışlar.

Ortada bir de çiftlik var. Bursa İnegöl’de. Bir araziye, birkaç bina yapmışlar, içine de İnegöllü çiftçilerden topladıkları hayvanları bağlamışlar. Birkaç da dükkân kiralayıp, içine çiftlik ürünleri koymuşlar.

Uzatmayayım…

Sonuçta bunun dolandırıcıların bir tezgâhı olduğu resmen de tescillendi.

Çiftlik Bank tezgâhını kuran Mehmet Aydın…

Tezgâhı kuran Mehmet Aydın isimli sahtekâr velet, tezgâhı kurmak ve itimat telkin ederek ileri zekâlıları sisteme sokmak için topladığı paranın 398 milyon 300 bin TL’sini harcamış. Kalan 113 milyon 400 bin TL’yi ise kaşla göz arasında Kıbrıs’a aktarmış.

Şimdi, sisteme para kaptıran ileri zekâlılar diyorlar ki:

Mağduruz da mağduruz, mağduruz da mağduruz.

E ne yapalım?

Devlet zararımızı karşılasın.

Ne dersiniz, karşılasın mı?

Editörümüz Metin Ertunç’tan, para kaptıranlar bakıp bakıp “Biz bunca paramızı bu velede mi kaptırdık.” diyerek ağlasınlar diye veledin fotoğrafını yazımın uygun bir yerine koymasını da rica ettim.

Ha unutmadan…

Veledin Venezuela’ya kaçtığına dair haberler var. Özellikle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığını uyarıyorum. Malum 1 milyon baş damızlık sığır alma konusunda kararlılar. Aldıkları yerlerin içinde Güney Amerika ülkeleri de var.

Maazallah…

 

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın