Pancar şekeri mi, mısır şekeri mi?

1
1170

Ali Osman Mola – Son iki hafta içinde, Yaşam İçin Gıda’da, şeker ile ilgili üç önemli açıklamanın haberleri yayımlandı.

İlk açıklama, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ Genel Müdür Vekili Sami Ölmeztoprak’tan geldi. Ölmeztoprak, TBMM KİT Komisyonunda yaptığı konuşmada, şirketin 2013-2014 yılları dönem zararının toplamda 448 milyon liraya ulaştığını söyledi. Ölmeztoprak’a göre, TBMM gündeminde bulunan yeni Şeker Kanunu tasarısında, nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotasının arttırılması yönündeki yaklaşım pancar şekeri sektörünü olumsuz etkileyecek.

İkinci açıklamanın sahibi Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik. Uluslararası Şeker Örgütü’nün (ISO) 49. Konsey Toplantısı’nda konuşan Çelik, “Şeker piyasasında yaşanan gelişmelere ayak uydurmak ve sektörde ortaya çıkan aksaklıkları gidermek amacıyla şeker piyasasını yeniden yapılandıracaklarını belirtiyor ve devletin şeker üretmesi artık rasyonel olmaktan çıktı.” diyor.

Aynı toplantıda konuşan Şeker Kurumu Başkanı Dr. Hüsnü Tekin ise uluslararası şeker fiyatlarının düşmesine sebep olacak iki önemli gelişmeden bahsediyor: Bunlardan birincisi petrol fiyatlarındaki yükselme ki şeker kamışından üretilen bioetanolün yakıt olarak kullanımının artmasına sebep olacak, böylece şeker arzı azalacak ve fiyatı yükselecek. İkincisi AB’de 2017’den sonra kota sistemi kaldırılacak. Bu da şeker arzının artmasına ve AB’nin net ithalatçı konumundan ihracatçı konumuna geçmesine sebep olacak.

Söylenenlerin, şeker ve şekerli mamuller sektörümüz bakımından çok önemli sonuçlar doğuracağı aşikâr. Buna rağmen, sektörün paydaşları da dâhil kamuoyu nezdinde yeterince ilgi uyandırmadığı kanaatindeyim.

Dünyada şeker üretimi

2014-2015 dönemi itibarıyla dünyada üretilen şekerin (sakkaroz) yüzde 21,57’si şeker pancarından, yüzde 78,43’ü şeker kamışından elde edilmiş¹. Tropik ve alt tropik bölgelerin şeker kamışı üretimine daha uygun ve verimin pancara göre 2-4 kat fazla olması ile işleme maliyetinin düşüklüğü bu durumun en önemli sebebi.

Aynı dönemde dünyada üretilen sakkaroz miktarı 171,180 milyon ton².

Sakkarozdan sonra ikinci büyük paya sahip tatlandırıcı türü, nişasta bazlı şekerler olarak bilinen; mısır, patates, buğday, kasava (tapioka) gibi bitkilerden izole edilen nişastadan elde edilen ve genel olarak glukoz şurubu ve izoglukoz olmak üzere iki ana türü bulunan karbonhidrat türü şekerler. Ülkemizde glukoz şurubu ve izoglukoz (fruktoz içeren şurup) olmak üzere iki ana grup NBŞ, sadece mısırdan üretiliyor. Dünyada sadece mısırdan üretilen nişasta kökenli tüm şuruplara “mısır şurubu”, glukozla birlikte fruktoz içeren şuruplara “HFCS (high fructose corn syrup-yüksek fruktozlu mısır şurubu)” deniliyor².

Dünyada 2010-2014 döneminde üretilen toplam HFCS’nin kuru madde olarak yıllık ortalaması 13,58 milyon ton. ABD, 7,95 milyon ton yıllık ortalama üretim ile toplamın yüzde 58,54’ünü üretmiş².

Mısır şekerini de dâhil ettiğimizde, dünyada üretilen şekerin yaklaşık yüzde 72’sinin ham maddesinin şeker kamışı, yüzde 20’sinin şeker pancarı, yüzde 7’sinin ise mısır olduğunu görüyoruz.

Mısır şekerinin tercih edilmesinin sebebi de özellikle pancar şekerine göre maliyetinin çok düşük olması.

Türkiye’de pancar şekeri üretimi

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ Genel Müdür Vekili Sami Ölmeztoprak’ın şeker sektörü ile ilgili verdiği bilgiler üzerinden devam edelim:

Ülkemizde, 7 şirkete ait 33 pancar şekeri fabrikası bulunuyor. Bu şirketlerin bir tanesi kamuya ait olan Şeker Fabrikaları A.Ş.  Toplam 33 fabrikanın şeker üretim kapasitesi 3,3 milyon ton/yıl. Buna karşılık 2014/15 pazarlama yılı itibarıyla üretilen miktar 2,06 milyon ton. Diğer bir söyleyişle toplam kapasitenin yaklaşık yüzde 40’ı kullanılmıyor.

2016-2017 pazarlama yılı için Şeker Kurulunca toplam pancar şekeri A kotası 2,385 bin ton olarak belirlenmiş. Kamunun 25 fabrikasının 2,36 milyon ton/yıl olan toplam kapasitesine karşılık 1,361 milyon ton tahsis edilmiş.

Bu durumda 6 özel şirkete ait 8 fabrikanın toplam kapasitesinin 1 milyon ton olduğu ve kendilerine 1 milyon ton A kotası tahsis edildiği, kamunun ise kendisine kapasitesinin çok altında kota tahsis ettiği anlaşılıyor!

Kamu, 2013 yılında toplam 1,309 milyon ton şeker satmış. Üretimlerinin yüzde 10 kadarını da stok olarak devretmiş. 2013 yılı dönem zararı 251,361 milyon lira.

2014 yılında satılan şeker miktarı 1,279 milyon tona düşmüş. Devir 82 bin 842 ton. Zarar 197 milyon 26 bin lira.

Başka sebepleri de olmakla birlikte, kapasite-kota verilerinden sonra kamunun zararının sebepleri üzerine yorum yapmama gerek yok sanırım.

Türkiye’de NBŞ üretimi

Ülkemizde, Şeker Kanunu kapsamında NBŞ üretim kotası tahsisi yapılan 5 şirkete ait 5 fabrika var. Bunların toplam kapasitesi yaklaşık 1 milyon ton/yıl. Ayrıca kota hakkı bulunmayan, sadece yurt dışına ihraç edilmek üzere NBŞ üretim faaliyetinde bulunabilen 5 şirkete ait NBŞ üretim kapasitesi ise 344 bin ton/yıl².

Buna karşılık, NBŞ üretim ve satış durumu aşağıdaki gibi (bin ton)²:nbs_uretim

 

 

 

Pazarlanacak şeker miktarı, sakkaroz kökenli ve diğer şekerler için ayrı ayrı olmak üzere şeker türlerine göre, gerektiğinde dönemsel olarak kotalar ile belirleniyor. Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplam A kotası, ülke toplam A kotasının yüzde 10’unu geçemiyor fakat Bakanlar Kuruluna, bu oranı, Şeker Kurumunun görüşünü alarak yüzde 50’sine kadar artırma, yüzde 50’sine kadar eksiltme yetkisi verilmiş.

ABD dışındaki ülkelerle karşılaştırdığımızda (AB tek ülke olarak düşünüldü), bizdeki yurt içi NBŞ satış kotası oranı yüksek.

Buna rağmen kapasite kullanımı ile ilgili sorun burada da söz konusu. Kurulu kapasitenin yarıdan fazlası kullanılamıyor fakat ham madde ve üretim maliyetlerinin sağladığı avantaj, kapasite kullanımı kaynaklı sorunların üzerini örtüyor.

Sonuç

Dünyada HFCS-NBŞ üretimi belirgin şekilde artmıyor ama azalmıyor da. Veriler, HFCS-NBŞ üretiminin sınırlandırılacağı şeklindeki iddiaları desteklemiyor.

Türkiye’de, Şeker Kanunu’na göre NBŞ kotası, toplam kotanın yüzde 10’u iken Bakanlar Kurulu kararı ile yüzde 15’ine çıkarılabiliyor. Ayrıca yeni Şeker Kanunu tasarısında, NBŞ kotalarının arttırılmasına yönelik bir yaklaşım olduğu doğrudan yetkililer tarafından söyleniyor.  Bunlara, kamuya ait şeker fabrikalarının zarar ettiği, dolayısıyla kamunun şeker üretiminden çekilmesi gerektiğine dair  ifadeler de eklenince, ülkemizdeki gelişmelerin NBŞ lehine olduğu anlaşılıyor.

Şeker pancarı ekim alanlarında yıllar itibarıyla görülen büyük miktarlardaki daralmalar ile mısır ekim alanlarında görülen büyük miktarlardaki artışlar da bu öngörümüzü destekliyor.

NBŞ’yi öne çıkaran başka haberler de var: AB’de kota sisteminin 2017’den sonra kaldırılacak olması sebebiyle arzın yüzde 13-14 oranında artacağı ve şeker fiyatlarının ucuzlayacağı tahmin ediliyor. Bu durumda Türkiye’de pancar şekeri fiyatları, dolayısıyla üretimi daha büyük baskılarla karşı karşıya kalacak.

Diğer yandan petrol fiyatlarının yükselmesi sonucunda, şeker kamışının bir kısmının şeker yerine bioetanol üretimine ayrılması ve bunun da arzı azaltıp fiyatları yükselteceği öngörülüyorsa da ekonomik büyüme tahminleri dikkate alındığında petrol fiyatlarının ciddi bir risk oluşturacak kadar artmayacağı söylenebilir. Yine de şeker fiyatlarının son 15 yıl içinde 280-770 dolar arasında dalgalandığı gerçeğinden hareket eden Şeker Kurumu Başkanı Dr. Hüsnü Tekin’in her türlü ihtimali hesaba katıyor olması sektör için güvence niteliğinde.

Öngörülerin hangisi gerçekleşirse gerçekleşsin, önümüzdeki yıllarda “Pancar şekeri mi, mısır şekeri mi?” tartışmalarının çok yönlü olarak ve artarak devam edeceğine şüphe yok.

Bunu normal karşılamakla birlikte, tartışmaların çiftçiler üzerinden yürütülmesi, birbirlerine karşı kışkırtılmaları toplumsal barışa zarar veriyor. Pancar üreticisi çiftçi de mısır üreticisi çiftçi değil mi veya mısır üreticisi çiftçi de pancar üreticisi çiftçi değil mi?

Böylesine hayati bir konu hakkındaki değerlendirmeler; alternatif ürünler, istihdam ve üretim teknolojileri ile karşılaştırmalı olarak şeker pancarının ve mısırın verim, su ihtiyacı, toprağa etkileri, ekonomik üstünlük, insan sağlığına etkileri gibi özellikleri üzerinden ve mutlaka uzmanları tarafından yapılmalı.

“Pancar şekeri mi yemeliyiz, şeker kamışı şekeri mi, mısır şekeri mi; beyaz şeker mi, esmer şeker mi?.. Bu konuda bir şey söylememişsin. İlla söyle.” diyorsanız:

  1. Bitkilerden üretilen şekerlere evet, kimyasal tatlandırıcılara hayır.
  2. Damak zevkim, pancar şekerinden yana.
  3. “Sağlıklı mı, değil mi?” tartışmalarında Sağlık Bakanlığının dediğine bakarım³.
  4. Hangi gıda olursa olsun, yeme içmede ölçüyü kaçırmayın. Sağlıklı olmanın yolu budur.

¹Pankobirlik, “Dünya, AB ve Türkiye Şeker İstatistikleri”, Ankara Mart 2016

²T.C. Şeker Kurumu 2015 Yılı Faaliyet Raporu

³http://www.saglik.gov.tr/TR/dosya/1-71654/h/fruktozbilimselrapor.pdf

1 YORUM

Bir Cevap Yazın