Pamuğumuz, pamuk ipliğine bağlı

Zeytinyağı ve ayçiçeği yağından sonra, bitkisel yağlara, pamuk yağı ile devam ediyorum.

Aslında pamuk tarımı, yağı için yapılmıyor; asıl amaç dokuma (tekstil) sanayisinin ham maddesi olan pamuğu elde etmek. Bu sebeple pamuk üretimi ile ilgili vereceğim genel verilerin, pamuk yağı üretimi ile de doğrudan ilgisi var.

Pamuk bitkisinin, dokuma dışındaki kullanım alanları oldukça fazla. Pamuk çekirdeği yani tohumu “çiğit” olarak adlandırılıyor ve pamuk yağı, çiğitten çıkarılıyor. Çiğit, aynı zamanda yem olarak da değerlendiriliyor. Çiğidin üzerindeki pamuk liflerinin adı olan “linter” ise kağıt, mobilya, selüloz, barut başta olmak üzere 250 civarında sanayi dalında kullanılıyor. Çiğit, biyodizel için de uygun bir ham madde.

Dolayısıyla pamuk bitkisi, ekonomik değer ve istihdam bakımından son derece değerli bir bitki.

Dünyada ve Türkiye’de pamuk tarımı

2011/2015 üretim dönemi itibarıyla dünyada ortalama 33 milyon hektar, Türkiye’de 487 bin hektar alanda pamuk ekimi yapılmış. Yağlı tohum elde edilen bitkilerin ekim alanları ile karşılaştırıldığında pamuk açık ara önde (İkinci sıradaki ayçiçeği, dünyada 25 milyon 365 bin hektar alana ekilmiş. Türkiye’de ise 600 bin hektar ekim alanı ile ayçiçeği önde).

Türkiye, dünya pamuk ekim alanı sıralamasında Hindistan, Çin, ABD, Pakistan, Özbekistan, Brezilya, Burkina Faso ve Türkmenistan’ın ardından 9. sırada. Hindistan’ın, dünyadaki toplam pamuk ekim alanı içindeki payı yüzde 37. Pamuk ekimi yapılan ilk 10 ülkenin, toplam ekim alanı içindeki payı yüzde 81.

Bütün dünyada, her geçen yıl pamuk ekim alanları daralıyor. Çin, Brezilya ve Türkiye’deki daralma çok daha belirgin. Bu daralmanın, pamuk yağı üretiminde azalışa sebep olacağı kesin. Nitekim Uluslararası Pamuk İstişare Komitesi-International Cotton Advisory Committee (ICAC) verileri, verimdeki artışa rağmen, üretim miktarının düştüğünü gösteriyor.

Türkiye’nin, verim artışında gösterdiği başarı ise en üst düzeyde: 2014/2015 üretim dönemi itibarıyla verim artışında 1., verimlilikte ise Avustralya’nın ardından 2. sırada (Türkiye 1809 kg/ha, Avustralya 2196 kg/ha). Bu da bizi, üretimde, çok daha fazla alanda pamuk ekimi yapılan Burkina Faso ve Türkmenistan’ın önünde 7. sıraya yerleştiriyor.

2015 itibarıyla Türkiye’de 434 bin hektar alanda pamuk tarımı yapılmış. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin toplam ekim alanı içindeki payı yüzde 60,9, Ege Bölgesi’nin yüzde 21, Çukurova’nın yüzde 15, Antalya’nın yüzde 1,4. Diğer ekim alanları istatistiğe girecek büyüklükte değil.

TÜİK verilerine göre 1995-2015 yılları arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde pamuk ekim alanları yüzde 29 genişlerken, Ege Bölgesi’nde yüzde 63, Çukurova’da yüzde 73, Antalya’da yüzde 79 gerilemiş. Aynı dönemde toplam ekim alanlarındaki daralma ise yüzde 42 olmuş.

Üretimimiz tüketimimize yetmiyor

Dünyada pamuk ekim alanında 9., lif pamuk üretiminde 7., verimlilikte 2. sırada bulunan Türkiye (önemli pamuk üreticisi ülkeler arasında sadece Türkiye), bu olumlu verilere rağmen, kendine yetecek üretimi gerçekleştiremiyor. Daha da kötüsü, üretim-tüketim makası her geçen yıl hızla açılıyor.

2011/2012 üretim yılında üretimin tüketimi karşılama oranı yüzde 73,3 iken, 2014/2015’te yüzde 56,9’a kadar düşmüş; 2015/2016’da ise 49,2’ye gerileyeceği tahmin ediliyor.

Şaşırtıcı olan ise bu durum, Türkiye, dünyanın pamuğa en çok doğrudan destek veren 3. ülkesi olmasına rağmen gerçekleşiyor.

Bana göre, doçentlik seviyesinde bir araştırma ve tez konusu ile karşı karşıyayız.

Pamuk yağı üretimi bakımından ise yeterlilik karşılaştırması yapamıyorum çünkü pamuk yağı, bir yan ürün. Dokuma amaçlı pamuk üretimi ne kadar artarsa pamuk yağı üretimi de o kadar artar. Dolayısıyla ülkemizin bitkisel yağ açığının kendi kaynaklarımızla kapatılmasına katkısı da artar.

 Pamuk Yağı

Pamuk bitkisi, dünyada soya fasulyesinden sonra ikinci önemli bitkisel yağ kaynağı. Buna rağmen, 2010-2014 yılları ortalaması 162,9 milyon ton olan toplam bitkisel ham yağ üretimi içindeki payı çok düşük: 5,1 milyon ton ve oranı yüzde 3,1.

Türkiye’de ise pamuk yağı üretim ve kullanım oranı dünya ortalamasının üzerinde. Yaklaşık 1 milyon ton olan bitkisel yağ ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 5’ini pamuk yağı ile karşılıyoruz.

Sorunlar ve çözüm önerileri

İki hafta önceki “ayçiçeği yağı” ile ilgili makalemde “verim, verim, verim” demiştim. Pamukta verim üst düzeyde ama yine de sorunlar bitmiyor.

Örneğin -hatırı sayılır devlet desteklerine rağmen- ekim alanlarının daralmasının ve pamuk üreticisi çiftçilerin başka ürünlere yönelmesinin sebepleri olmalı.

Soruna böyle yaklaştığımızda verimden sonraki diğer kronik sorunlarımızla karşı karşıya kalıyoruz: Girdilerde dışa bağımlılık, üretici maliyetlerinin yüksek olması ve kalite.

Girdilerin başında gübre, mazot ve elektrik var. Dövizdeki ani ve hızlı yükselmeler, maliyetleri doğrudan etkiliyor. Böyle olunca da ne üretici malını yeterince kâr ederek satabiliyor ne de sanayici dünya pazarlarında rekabet edebiliyor.

Aslında ilgili devlet kurumları sorunların farkında. Konu ile ilgili raporlarda hem sorunlar hem de çözüm önerileri maddeler halinde sıralanmış.

Şu cümleleri, bu raporlardan derledim:

  1. Maliyet sorunu var. Yüksek devlet destekleri bile üretimi kârlı hale getiremiyor.
  2. Pamuk ekilen alanlara mısır ve ayçiçeği ekiliyor, üzüm ve narenciye fidanları dikiliyor (İhtiyaçların ve fiyatların gidişatına göre, mısır ve ayçiçeği yerine yarın pamuk da ekebilirsiniz fakat narenciye ve üzüm gibi ürünlerin ağaçlarını söküp, pamuk ekemezsiniz. Bu gidiş tehlikeli).
  3. Prim hak edişlerindeki bürokratik engeller ve primlerin geç açıklanması.
  4. Üretici örgütlerinin zayıflaması.
  5. Küçük ve çok parçalı arazi yapısı.
  6. Üretici-sanayici iş birliğinin zayıf olması, bütüncül yaklaşımların olmaması.
  7. Dünya pamuk stoklarındaki artış.
  8. Pamukta kirlilik, kalite, lisanslı depoculuk ve tek balya standardizasyonu.
  9. Yerli sanayicinin yerli ham madde kullanmasının önündeki engeller.
  10. Makineli hasada yeterli oranda geçilememesi.
  11. Rekolte tahminlerinin sağlıklı yapılamaması.

Yeter sanıyorum. Uzatmayayım.

Şimdi diyeceksiniz ki…

Madem yetkililerimiz sorunları ve çözümlerini biliyorlar, öyleyse niye hâlâ sorunlarla boğuşuyoruz?

Ne siz sorun ne de ben söyleyeyim!

1 YORUM

  1. Eline sağlık hocam; Faydalı bir çalışma olmuş, ben cahil halimle bilgilendim, ilgili olanlar da ihtiyaç hissedip istifade ederler İnşallah. Gene de soralım yetkililer ne işle meşgul diye!…

Bir Cevap Yazın