Yeni bir araştırmaya göre, Meksika’da tüketiciler ‘şeker vergisinin’ yürürlüğe girmesinin ardından bir yıl içerisinde kalorili ve şekerli gıdaları daha düşük miktarda tüketti. Şimdi Avrupa’da uzmanlar bu araştırmanın geçerliliğini ve vergilerin İngiltere gibi Avrupa ülkeleri üzerindeki potansiyel etkilerini tartışıyor.

Meksika’da 2014 yılı Ocak ayında, 100 gramda 275 kilokaloriden daha fazla toplam enerji içeren bazı gıdalara %8 oranında ve şekerli içeceklere de litre başına bir peso (0.04 avro) vergi uygulanmaya başlandı. Vergi kapsamına giren gıdalar arasında; kek, pasta, donmuş tatlılar, tuzlu atıştırmalıklar ve cipsler yer alıyor. Plos Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, Meksika’da uygulanan bu verginin tüketicilerin satın alma davranışları üzerinde etkisini ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre, vergi uygulanmayan gıdaların satışlarında genel olarak bir değişim gözlemlenmezken, vergi uygulamasına tabi olan gıdaların satışları bir yıl içerisinde kişi başı 25 gram düşüş sergiledi. Araştırmacılara göre, vergi öncesi (2012-2013) trendler temel alındığında, bu miktar satışlarda %5.1 oranında düşüşe eşdeğer.

Araştırmanın vergi uygulaması açısından ortaya koyduğu bir diğer önemli sonuç ise, bu uygulamanın farklı gelir gruplarının satın alma davranışları üzerindeki etkisi. Araştırmaya göre, vergi uygulanan yüksek kalorili gıdaları daha az satılmasındaki en büyük etken düşük gelir düzeyine sahip aileler. Verginin uygulanmaya başlamasının ardından bir yıl içerisinde düşük gelir düzeyine sahip aileler vergi uygulanan gıdalara yönelik harcamalarını %10,2 oranında azalttı. Orta gelir düzeyine sahip ailelerde bu oran %5,8’e inerken, Meksika’da yüksek gelir düzeyindeki ailelerin satın alma davranışlarında her hangi bir değişiklik gözlemlenmedi.

Araştırmacılar; “Sonuçlar vergi uygulamasının başlamasının ardından, özellikle düşük ve orta gelir düzeyine sahip ailelerin, vergi uygulanan gıdaları satın alma oranlarında beklediğimizden de daha fazla oranda düşüş yaşandığını gösteriyor.” açıklamasında bulunuyor.

Araştırmacılar ayrıca bu araştırmanın sağlıkla amacıyla uygulanan gıda ve içecek vergilerinin satın alma trendleri üzerindeki etkisini ve düşük gelir düzeyine sahip tüketicilerin bu gibi önlemler karşısında davranışlarını inceleyen az sayıda araştırmadan biri olduğuna da dikkat çekiyorlar.

Verginin etkisi tartışma konusu

Araştırma, obezite ile mücadelede “sağlıksız gıda vergileri” uygulaması konusunda süregelen tartışmaları tekrar alevlendirdi.

FoodNavigator internet sitesine konuşan Children’s Food Campaign koordinatörü Malcolm Clark araştırma ile ilgili; “belli ürünlere yönelik özel vergiler gibi mali önlemlerin, tüketicilerin satın alma alışkanlıklarını gerçekten ve açık bir şekilde değişmesini sağladığını ortaya koyuyor”  açıklamasında bulunuyor.  Clark, ayrıca obezite oranının azaltılması için tıpkı İngiltere gibi Avrupa Birliği hükümetleri için bu araştırmanın yönlendirici olması gerektiğini belirtiyor.

Diğer taraftan İngiltere Ekonomik İlişkiler Enstitüsü’nden Christopher Snowdon, gıda vergilerinin başka ülkelerde de uygulanması açısından araştırmanın yeterli temele sahip olmadığı görüşünde.

Snowdon; “Halk sağlığı lobisi bu tür araştırmaların haberlerini etrafa yayar ve para toplama ihtiyacı duyan politikacılar da bu araştırmalara atıfta bulunmaktan mutluluk duyar ancak gerçek şu ki bu tamamıyla politik ve mali bir karar. Bunun sağlık veya obezite ile bir ilgisi yok.” değerlendirmesinde bulunuyor. Meksika’da gıdalara vergi uygulamasına başlandığı dönemde evcil hayvan mamalarına da vergi uygulanmaya başlandığına dikkat çeken Snowdon; “Evcil hayvanlar obeziteden mustarip değildi. Burada konu para.” açıklamasında bulunuyor.

Gıda zinciri içerisinde yer alan bir kısım gıda için uygulanacak oldukça az miktarda verginin diğer ülkelerde hiç bir şekilde obezite üzerinde etkisi olmayacağını savunan Snowdon; “Meksika gibi oldukça fakir bir ülkede yükselen fiyatlar nedeniyle satışlarda düşüş yaşanması hiç de şaşırtıcı değil.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Araştırmanın sonuçları konusunda Snowdon ayrıca; “Satışlarda %5 oranında bir düşüş pek çok kişinin çoğu zaman hemen hemen aynı şekilde alışveriş yaptığını gösteriyor. Ne yazık ki daha fazla para ödemek durumunda kalmışlar dolayısıyla diğer şeyler için daha az paraları kalmış. Bu iyi bir şey değil. Bu yarardan çok zarar.” açıklamasında bulunuyor.

Children’s Food Campaign koordinatörü Malcolm Clark ise araştırmanın ortaya koyduğu rakamların verginin özellikle düşük gelir düzeyine sahip bireyler açısından yararlı olduğunu ortaya koyduğu, mali açıdan bir eşitsizlik yaratılmadığı görüşünde.

Clark’a göre vergi düzeninin başarısının göstergesi, tüketicilerin vergilendirilmiş şeker ve kalori kaynaklarından vergilendirilmemiş diğer sağlıksız seçeneklere yöneldiğine dair bir kanıt bulunmaması gerçeği.

Clark; “Bu özellikle önemli çünkü beslenmeye bağlı sağlık problemleri düşük gelir düzeyine sahip toplumları daha çok etkiliyor ve bu toplumlar uygun tıbbi bakım için para ve kaynaklardan yoksun. Dolayısıyla bu önlem, endüstrinin eleştirilerinde iddia ettiği gibi eşitsizliği arttıran değil azaltan bir önlem.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Yine de mevcut araştırmanın yazarları, vergilerin; enerji alımı, beslenme kalitesi ve diğer gıdaları satın alma alışkanlıkları açısından etkilerinin değerlendirilmesi için daha bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu kabul ediyor.

Avrupa’da gıda alanında daha önce Danimarka yağ vergisi uygulamış ancak bu uygulamaya daha sonra son verilmişti. Fransa’da ise şekerli içecekler ek vergilere tabi.

İngiltere şeker vergisi

Bu yıl Mart ayında İngiltere Maliye Bakanı George Osbourne, bütçe görüşmeleri sırasında ülkede şekerli içeceklere vergi getirileceğini ve uygulamanın 2018 yılı Nisan ayında başlayacağını açıklamıştı.

Ancak İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararının ardından hükümetin değişmesi, şeker vergisi konusunda yeni hükümetin nasıl bir duruş sergileyeceği ve verginin geleceği konusunda belirsizliğe neden oldu.

Vergi savunucuları Meksika araştırması gibi çalışmaların yeni hükümetin de şeker vergisi konusunda kararlı bir duruş sergilemesi için yeterli olduğu görüşünde.

Clark; “Gıda ve içecek şirketleri ve bu şirketlerin mali olarak desteklediği lobi grupları kamu sağlığına öncelik veren, ulusal sağlık sistemi ve ekonomi açısından uzun vadede yararlı olacak her hangi bir politika ve yasal düzenlemeyi çaresizce engellemeye çalışıyorlar.”  değerlendirmesinde bulunuyor.

Şeker vergisi ile ilgili ilk açıklamaların ardından pek çok gıda ve içecek şirketi bu konuda yasal yollara başvurabileceklerini açıklamıştı. İngiltere’de hükümetin değişmesinin ardından da İngiltere Gıda ve İçecek Federasyonu yeni hükümete şeker vergisini durdurma çağrısında bulunmuştu.

Snowdon, şeker vergisi fikrinin kanıtlara dayanmadığı ve böyle bir verginin ekonomiyi olumsuz yönde etkileyeceğini savunuyor.

Snowdon; “Artık Osborne görevden ayrıldığına göre hükümetin bu vergiyi mantıklı bir şekilde değerlendirme fırsatı bulunuyor. Eğer hükümet akla uygun bir şekilde hareket ederse bu vergiyi ortadan kaldıracaktır.” değerlendirmesinde bulunuyor.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın