Türkiye’nin son 10 yılda büyük bir başarıya imza atarak makarna ihracatını 6 kat arttırdığını açıklayan Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Külahçıoğlu, buna karşın aynı başarının iç tüketime yansımadığını ifade etti. Külahçıoğlu, “Makarnanın beslenmedeki yeri ve sağlıkla ilgili yanlış bilinenleri düzeltmeye çalışıyoruz” dedi.

TRT Radyo-1’de 21 Ekim Cuma günü canlı yayınlanan Ekonomi Günlüğü programına telefonla bağlanan Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği (TMSD) Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Külahçıoğlu, program sunucusu Hafize Okan’ın sorularını yanıtladı.

Sektörün son yıllarda özellikle ihracat ağırlıklı büyüme sergilediğine dikkat çeken TMSD Başkanı, “İhracatta 850 bin ton seviyelerini zorlar hale geldik. Sektörümüzün toplam 2 milyon ton kurulu üretim kapasitesi var.  Ama büyüme trendi açısından baktığınızda ihracattaki büyümenin, iç piyasa büyümesinden daha fazla gerçekleştiği görülüyor. Son 10 yılda ihracatımızdaki büyüme yaklaşık 6 kat oldu. Bu artışta, kalite ve kapasite olarak üst seviyelere ulaşmamızın, küresel pazarlarda fiyat rekabeti yapabilmemizin önemli bir etkisi var.” şeklinde konuştu.

TMSD Başkanı Külahçıoğlu, program sunucusu Okur’a, sektörle ilgili şu bilgileri aktardı:

“Makarna ihracatında dünya ikincisiyiz”

“Türkiye, makarna ihracatında İtalya’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. Ancak burada önemli bir ayrım var, bunu belirtmek isterim. Avrupa Birliğinin bize uyguladığı bir kota var. Türkiye’den Avrupa’nın 28 ülkesine yapılabilecek ihracat miktarı 20 bin ton ile sınırlı. AB’nin makarna ithalatı yıllık 3 milyar 750 milyon dolar civarında. Biz bu pazardan ancak 17 milyon dolarlık bir pay alabiliyoruz. Kotanın kaldırılması durumunda biz AB pazarından rahatlıkla 2 milyar dolar pay alıp dünya birinciliğine oturmamız mümkün. Hatta şöyle çarpıcı bir rakam vermek isterim; İtalya’nın dünya ülkelerine yaptığı ihracat 550 bin ton, Türkiye’nin bu yılki ihracat hedefi 850 bin ton. Dolayısıyla AB gibi korumalı pazarları çıkardığınız zaman aslında biz dünyanın en büyük ihracatçısıyız.”

“ABD, Türk makarnasına anti-damping uyguluyor”

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 2000’li yıllardan evvel uygulamaya koyduğu bir anti-damping uygulaması var. Bunun her 5 yılda bir gözden geçirme toplantıları gerçekleşiyor. Biz ilk iki savunmayı ülke olarak maalesef yapmamışız, son dönemde derneğimiz bu konuda girişimlerde bulundu. Ekonomi Bakanlığımız, TİM ve ihracatçı birliklerimizle birlikte ülke savunması gerçekleştirdik. Bu konuda ciddi bir yol aldık. Sanırım önümüzdeki yeni gözden geçirme toplantısında ABD’nin uyguladığı anti-damping uygulamasının kaldırılması veya oranının düşürülmesi mümkün olacaktır.”

“152 ülkeye ihracat yapıyoruz”

“Şu anda dünya ülkelerinin yaklaşık dörtte üçüne yani 152 ülkeye ihracat yapar haldeyiz. Bu kadar yaygın bir ihracat, Türk makarnasının dünyada bir marka olduğunun önemli bir göstergesidir. Bir de bunun, bir ara mamul ithal edilmeden tamamen bir katma değer yaratarak ülkemize döviz kazandırılması söz konusu. Yani çiftçimizin buğdayını işleyip, kaliteli makarna haline getirip dünya pazarlarına ihraç ediyoruz.”

“Makarna ile ilgili yanlış algıları düzeltmeye çalışıyoruz”

“İç tüketim günden güne artıyor ama ihracat artış hızımızdaki kadar değil. Son 10 yılda ihracatta 6 kat artış sağladık, buna karşın iç tüketim yüzde 50 oranında arttı. Burada sektör olarak, makarna ile ilgili yanlış algıları düzeltmeye çalışıyoruz.

Makarnanın sağlık faydalarını daha fazla ortaya koyarak, doğal ve sağlıklı bir ürün olduğunu vurgulayarak, tüketimdeki artışın önünü açmaya gayret ediyoruz.  Tüketicide de giderek bu bilincin geliştiğini görüyoruz zaten.

Glisemik indeks açısından baktığımızda, durum buğdayından yapılan makarnanın, düşük glisemik indekse sahip, kompleks karbonhidratlar grubunda yer alan bir ürün olduğu görülüyor. Aslında ham madde olarak baktığımızda da bulgurla aynı ve en az bulgur kadar sağlıklı bir ürün. Sofralarımızda hak ettiği yeri her geçen gün biraz daha alıyor.”

“KDV’nin yüzde 1’e düşürülmesi sektörün önünü açacak”

“KDV oranları konusunda girişimlerimiz oldu. Maliye Bakanlığına dosyamızı sunduk. Makarnanın ikame ürünü olarak değerlendirebileceğimiz pirinç ve bulgurun KDV’si yüzde 1, makarnada ise bu oran yüzde 8. Bu oranın yüzde 1’e indirilmesi hem tüketim hem de istihdam açısından çok faydalı bir gelişme olacak. Üstelik devletimizin bu işten bir vergi kaybı olmayacağı gibi, sektörümüzün önü açılacak. Öte yandan tüketicinin daha sağlıklı beslenmesinin, Türk makarnasının daha fazla tüketilmesinin önünü açacak bir gelişme olarak da değerlendiriyoruz.”

“30 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyoruz”

“Sektörümüzün toplam büyüklüğü 1 milyar dolar seviyesinde. 30 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyoruz. Makarna sanayi, ülkemizin güzide sektörlerinden biri ve bahsettiğim engelleri ortadan kaldırabildiğimiz takdirde daha fazla büyümemiz ve katma değer üretmemiz mümkün olacak.

Ekonomi Bakanlığı nezdinde bu yıl AB kotası görüşme masasında. Oradan olumlu bir sonuç alırsak, önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde 2 milyar dolar ihracat rakamına ulaşmamız işten bile değil. Bu yıl böyle olumlu bir gelişme bekliyoruz.”

“Üretim, doğu ve güneydoğu bölgelerimizde yoğunlaşmış durumda”

“Makarna üretimi, daha çok hammaddenin üretildiği bölgelerde yoğunlaşıyor. Makarnanın hammaddesi olan durum buğdayı, ağırlıklı olarak Güneydoğu bölgesinde üretildiği için makarna üreticilerimiz çoğunlukla bu bölgede konumlanmış durumda. Yine İç Anadolu Bölgemizde de durum buğdayı üretimimiz var ve dolayısıyla bu bölgede ve Ege Bölgesinde de makarna üreticilerimiz var.”

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın