2016 Küresel Beslenme Raporu, pek çok ülkenin sergilediği iyi yöndeki gelişmelere karşın, dünya genelinde hem yetersiz beslenme hem de obezite düzeyinin yüksek bir seviyeye ulaştığını gözler önüne seriyor.

Bağımsız uzmanlar grubu tarafından hazırlanan rapor, Uluslararası Gıda Politika Araştırma Enstitüsü (IFPRI) tarafından inceleniyor ve yayımlanıyor. Dünya genelinde beslenme konusunda bilgi sağlayan Rapor, hükümetler ve diğer paydaşların bu konuda etkili kararlar almalarına yardımcı olması amacıyla hazırlanıyor. Raporun hazırlanmasında mali olarak destek sağlayanlar arasında; Bill & Melinda Gates Vakfı, İngiltere Uluslararası Kalkınma Ajansı, Kanada Hükümeti, Çocuklar Yatırım Fonu Vakfı (CIFF), Avrupa Komisyonu, Almanya Hükümeti, Amerika Uluslararası Kalkınma Ajansı, Hollanda hükümeti gibi kurum ve kuruluşlar bulunuyor.

2016 Küresel Beslenme Raporu, dünyanın her bölgesinde ve hemen hemen her ülkesinde obezite ve aşırı kilo oranının artış gösterdiğini gözler önüne seriyor. Rapor, kötü beslenmenin her şekli ile mücadelede sergilenen gelişimin yetersiz kaldığını gösteriyor.

Kötü beslenme; dünya genelinde beş yaş altındaki çocuk ölümlerinin neredeyse yarısının nedeni ve aynı zamanda hastalıklar açısından da en önemli faktör. Dünya genelinde en az 57 ülkede hem yetersiz beslenme hem de aşırı kilo ve obezite oranı oldukça yüksek, bu da hali hazırda oldukça hassas olan sağlık sistemleri üzerine yük oluyor.

Raporu hazırlayan bağımsız uzmanlar grubu eş başkanı ve Uluslararası Gıda Politika Araştırma Enstitüsü araştırmacılarından Lawrence Haddad; “Her üç kişiden biri kötü beslenmenin sonuçları ile karşı karşıya kalıyor. Artık kötü beslenmenin ‘yeni normal’ olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Hepimiz bunun kesinlikle kabul edilemez bir ifade olduğu konusunda ısrarcı olmalıyız.” açıklamasında bulunuyor.

kotu_beslenme_india

Rapor, kötü beslenmenin sarsıcı ekonomik maliyetinin yanı sıra bugüne kadar bu konuda yapılan yatırımların ve verilen sözlerin ne denli yetersiz kaldığını da gösteriyor.

Kötü beslenmenin birey ve aile bazında etkilerinin de incelendiği rapor, kötü beslenmenin yol açtığı hastalıklarla mücadelenin maliyetlerinin önemli bir boyuta ulaştığı gösteriyor. Örneğin Amerika’da aile içerisinde tek bir bireyin obez olması durumunda, aile toplam yıllık gelirinin %8’inin sağlık harcamalarında kullanıyor. Çin’de ise diyabetli bireyler yıllık gelirlerinin %16.3’ünü hastalıkları nedeniyle harcıyor. Beslenme şeklinin etkileri kendisini toplumsal bir maliyet olarak gösteriyor. Her yıl Afrika ve Asya’da gayri safi yurtiçi hasılanın %11’i kötü beslenme nedeniyle ‘kayıp’ olarak değerlendiriliyor.

Düşük ve orta gelir düzeyine sahip ülkelerde ölüm ve sakatlığın sebebi %50 oranında bulaşıcı olmayan hastalıklar iken,  raporda yer alan analizlere göre, 2014 yılında beslenmeye bağlı bulaşıcı olmayan hastalıklar için yapılan yardımlar sadece 50 milyon dolar seviyesinde. Raporda incelenen düşük ve orta gelir düzeyine sahip 24 ülkenin bütçeleri, yetersiz beslenme ile mücadeleye ortalama %2 oranında harcama yapıldığını gösteriyor.

Bağımsız uzmanlar grubu eş başkanı ve Gıda Politikaları Merkezi Başkanı Profesör Corinna Hawkes; “Yetersiz beslenme ile mücadelede çok gerideyiz. Ancak dünya genelinde ağlığın iyileştirilmesi amacıyla, hükümetler ve kuruluşlar aynı zamanda beslenmeye bağlı bulaşıcı olmayan hastalıklar ve obezite tehdidi ile mücadele etmek zorunda. Günümüzde dünyada her 12 kişiden biri diyabet hastası ve neredeyse 2 milyar insan obez veya aşırı kilolu. Bu duruma bir çözüm bulmak zorundayız.” açıklamasında bulunuyor.

Raporda ayrıca kötü beslenme ile mücadelede etkinliği kanıtlanmış politikalar ve müdahaleler konusunda uygulama aşamasında çok önemli açıklar yaşandığını da gözler önüne seriyor. Rapor dünya genelinde yetersiz beslenme konusunda gerçekleştirilen 13 temel müdahalenin sadece altısının genel nüfusa %50’nin üzerinde ulaştığını gösteriyor. Rapora göre, Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayımlanan Anne Sütüne İkame Ürünlerin Pazarlanmasına İlişkin Uluslararası Düzenlemeleri dünya geneline ülkelerin sadece %36’sı yeterli düzeyde uyguluyor. Ülkelerin üçte ikisi ise Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı beslenme konusundaki temel tavsiye kararlarını uygulama konusunda hiç bir ilerleme sergilemiyor.

Karşı karşıya kalınan tüm zorluklara rağmen bu konuda gelişme kaydetmek mümkün. Afrika ve Okyanusya dışında dünyanın tüm bölgelerinde, beş yaşından küçük yetersiz seviyede gelişen çocuk sayısı azalma sergiliyor. Ve ülkeler tek tek incelendiğinde pek çok ülkenin kayda değer bir ilerleme sergilediği görülüyor. Örneğin Gana’da sadece 11 yıl içerisinde bodur çocuk sayısı neredeyse yarı yarıya azalmış. Ayrıca pek çok ülke küresel hedeflere ulaşma yönünde emin adımlarla ilerliyor. Peru ve Malawi, emzirme oranları ve aneminin azaltılması konusunda küresel hedeflere ulaşmaya yakın durumda.

Tüm bu başarı hikayelerinin ortak noktasının politik kararlılık olduğuna dikkat çeken Lawrence Haddad; “Hükümetler, sivil toplum, bilim dünyası ve iş dünyası bu konuda kararı olduktan sonra her şey mümkün. Tüm zorluklara rağmen, kötü beslenme kaçınılamaz bir sorun değil.“ değerlendirmesinde bulunuyor.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın