Günümüzde sağlıklı beslenme ve ideal kilo ile aramızdaki en büyük sorunun ekmek, makarna, hamur işleri gibi karbonhidrat içeren gıdalar olduğu kanısı oldukça yaygın. Üstelik sadece ülkemizde değil dünya genelinde beslenme ile ilgili çeşitli kitaplar, uzmanlar ve ünlü kişiler, yıllar içerisinde bu kanının oluşmasını sağladı. Peki, bilimsel gerçekler ne söylüyor?

Beslenmede karbonhidratlara az miktarda yer verilmesi gerektiğini ve hatta hiç yer verilmemesi gerektiğini savunan uzmanların bir iddiaları var; eğer beslenmede karbonhidrat alımını kısıtlarsanız, daha hızlı yağ yakar ve kilo verirsiniz. Ve hatta pek çok beslenme uzmanı da Atkins ve Dukan diyetleri gibi karbonhidratlara az yer veren diyetlerin kısa vadede başarılı olduğunu söylüyor.

Ancak bugüne kadar bu alanda yapılmış olan iddiaları inceleyen bir grup bilim adamı, iddiaların gerçeklerle örtüşmediğini ortaya koydu. American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, karbonhidratlar kilo vermek ve yağlardan kurtulmanın sihirli formülü değil.

Karbonhidrat- insülin hipotezi

Düşük karbonhidrat yaklaşımının altında yatan ve pek çok beslenme uzmanının da desteklediği temel bilimsel model, “karbonhidrat-insülin hipotezi”. Bu hipoteze göre, ‘yüksek miktarda karbonhidrat (özellikle beyaz un gibi işlenmiş hububat ve şeker) tüketen kişiler kilo almaya mahkum çünkü karbonhidratlar vücutta insülinin artmasına neden oluyor, bu da vücudun yağ yakımını azaltıp kalori harcamasına engel oluyor.’ Yine bu hipoteze göre kilo verebilmek için, ‘kişinin karbonhidratlardan aldığı kalori miktarını azaltması yani daha az karbonhidratlı besin tüketmesi ve karbonhidratlı besinler yerine yağlı besinleri tüketmesi gerekiyor.’ Böylece vücudun insülin seviyesinin azalacağına bunun da kalori yakımını arttırıp yağların vücuttan atılacağına inanılıyor.

Toplam kalori alımının kısıtlanması gerektiğini savunan klasik diyet yaklaşımına alternatif olarak ortaya çıkmış olan bu yaklaşıma göre, tüketilen toplam kalorinin azaltılması yerine kilo vermek için kalorileri aldığımız gıda çeşidinin değiştirilmesi gerekiyor.

Düşük karbonhidratlı beslenme yaklaşımını desteklerken kullanılan bu hipotezle ilgili göz önüne alınması gereken temel unsur ise bu hipotezin bilimsel olarak hala kanıtlanmamış olduğu gerçeği.

Yeni bir araştırma

Beslenme ile ilgili araştırmalar genel olarak araştırmaya katılan kişilerin beyanları temel alınarak gerçekleştiriliyor. Ancak bu durum, beslenme araştırmalarının sonuçlarında karışıklığa neden olacak değişkenler ve kaçınılamaz kusurlar içermeleri nedeniyle araştırma sonuçlarının güvenilirliğinin sorgulanmasına neden oluyor.

Bir süre önce ABD Sağlık Bakanlığı Ulusal Sağlık Enstitüleri (National Institutes of Health – NIH) tarafından gerçekleştirilen düşük karbonhidratlı beslenmenin etkilerinin incelendiği araştırma ise beslenme konulu araştırmaların eksiklikleri ve kusurları telafi edilecek şekilde gerçekleştirildi. Obezite araştırmacısı Kevin Hall başkanlığında gerçekleştirilen araştırmada katılımcılar iki ay boyunca hastane ortamında yaşadı ve bu süre zarfında beslenme ve fiziksel hareketleri ile ilgili ayrıntılar gözlemlendi.

Araştırma katılımcıları ilk bir ay (karbonhidratlar da dahil olmak üzere) normal beslenme şekillerine benzer bir şekilde beslenmeye devam ettiler. İkinci ay ise katılımcıların diyetlerindeki karbonhidratlı besinler azaltılarak yerine yemeklerindeki yağ miktarı arttırıldı.

Ve sonuçlar düşük karbonhidratlı beslenmeyi savunanların iddia ettiği şekilde çıkmadı. Normal şekilde beslendikleri dönemle kıyaslandığında katılımcılar az karbonhidratla beslendikleri dönemde daha fazla miktarda yağ kaybetmedi. Hatta katılımcıların az miktarda karbonhidratla beslendikleri 28 günde vücutlarından attıkları yağ miktarı, normal şekilde beslendikleri ilk onbeş günde kaybettikleri yağ miktarı ile aynıydı.

Sonuç olarak araştırmacılar az miktarda karbonhidrat tüketmenin kilo verme veya yağlardan kurtulma açısından iddia edildiği gibi bir etkisi olmadığını ortaya koymuş oldu.

Daha önce yine Hall tarafından insülin-karbonhidrat modeli ile ilgili yapılmış olan bir araştırma da beslenmelerinde yağ miktarını azaltan kişilerin karbonhidrat miktarını azaltan kişilere göre daha fazla yağ yaktıklarını ortaya koymuştu.

Bu araştırmaların insanlarda karbonhidrat-insülin modeli konusunda gerçekleştirilen ilk titiz bilimsel araştırmalar olduğunu belirten Hall; “İnsanların bu modelin geçerli olmadığına dair oldukça güçlü bilimsel kanıtlar bulunduğunu anlaması gerekiyor.” açıklamasında bulundu.

Farklı popüler diyetleri karşılaştıran diğer bilimsel araştırmalar da düşük karbonhidrat yaklaşımının kilo vermek için uygun bir çözüm olmadığını ortaya koyuyor. Az miktarda karbonhidratla beslenmek her ne kadar kısa vadede kilo vermek açısından işe yarıyor gibi gözükse de bu tarz beslenme etkisini bir yıl içerisinde kaybediyor.

Araştırmacılara göre beslenme konusuna daha geniş bir açıdan bakmakta fayda var. Kilo kontrolü ve sağlıklı yaşam için artık  “karbonhidratı mı azaltsam yoksa yağı mı?” sorusunu bir kenara bırakıp daha kaliteli gıdalar tüketmeye odaklanmalıyız.

Kaynak: Vox.com/Julia Belluz

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın