Brexit’in etkisi İngiltere’de tüm sistemlerin yanı sıra 43 yıldır Avrupa’nın geri kalanı ile uyumlu bir şekilde ilerleyen gıda sistemini de büyük bir belirsizliğe doğru sürüklüyor. İngiltere günümüzde gıdanın kendisinden tarlada çalışan işçilere kadar Avrupa Birliği’ne oldukça bağımlı durumda. Avrupa Birliği’nden ayrılma yolunda ilerleyen İngiltere’nin kendisini nasıl besleyeceği ise merak konusu.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı tükettiği gıdanın neredeyse yarısını ithal eden ülkenin gıda sistemini de belirsizliğe sürüklüyor. Şimdi İngiltere tarladan çatala kendini nasıl besleyeceğini tekrar değerlendirmek zorunda.

Brexit’in etkisi İngiltere’de tüm sistemlerin yanı sıra 43 yıldır Avrupa’nın geri kalanı ile uyumlu bir şekilde ilerleyen gıda sistemini de büyük bir belirsizliğe doğru sürüklüyor.   İngiltere günümüzde gıdanın kendisinden tarlada çalışan işçilere kadar Avrupa Birliği’ne oldukça bağımlı durumda. Avrupa Birliği’nden ayrılma yolunda ilerleyen İngiltere’nin kendisini nasıl besleyeceği ise merak konusu.

Şimdiye kadar İngiltere’de gıda ile ilgili her bir detay Avrupa Birliği yasal düzenlemeleri doğrultusunda belirleniyordu. Şimdi ise İngiltere’nin sadece gıda alanında bile kendi başına karar vermesi gereken çok fazla konu var. Lobi grupları ise yeni Başbakan Theresa May’in yeni hükümetinin çıkaracağı kanunlar üzerinde etkili olabilmek için çalışmalara çoktan başladı.

Ancak İngiltere’nin gıda sistemi ile ilgili kesin olan bir gerçek var, o da ülkenin kendi kendini besleyemeyeceği. İngiltere yılda ortalama 50 milyar avronun üzerinde gıda ithalatı gerçekleştiriyor ve ülkede tüketilen gıdaların neredeyse yarısı ithal ediliyor. İngiltere’nin gıda ihracatı ise bu miktarın yarısına bile yaklaşamıyor. İngiltere’nin kırmızı et ve şarap tüketimini büyük oranda Avrupa karşılıyor, meyve ve sebzelerin ise yaklaşık %40’ı yine Avrupa’dan ithal ediliyor.

Dolayısıyla İngiltere’de gıdanın geleceğinin kaderini terk etmek üzere hazırlandığı Avrupa ile İngiltere hükümetinin gerçekleştireceği ticaret anlaşmaları belirleyecek.

Başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri, İngiltere’nin Birlikten ayrılması durumunda üyeliğin getirdiği ayrıcalıklardan yararlanamayacağını ve pek çok üründe gümrük vergileri ile karşı karşıya kalacağını daha önce açık bir şekilde dile getirdiler.

Gıdalara yeni gümrük vergileri uygulanması durumunda fiyatlarda artış yaşanması kaçınılmaz, bu durum ise potansiyel olarak İngilizlerin beslenme şeklini etkileyebilir.

Kısıtlı bir bütçe ile ev alışverişi yapılırken alışveriş listesinde ilk olarak gözden çıkarılanlar genellikle taze meyve ve sebze oluyor, bunların yerini ise daha ucuz işlenmiş ürünler alıyor. Los Angeles Times’a yaptığı açıklamada sağlıksız gıdaların sağlıklı gıdalara göre kalori başına daha ucuz olduğuna dikkat çeken İngiltere Gıda Vakfı Başkanı Anna Taylor; “Eğer o kadar paranız yoksa yağ, tuz ve şeker yüklü, size enerji verecek gıdaları tercih edersiniz.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Londra Üniversitesi Gıda Politikaları Merkezinden Profesör Timothy Lang ise İkinci Dünya Savaşı dönemindeki bağımsız İngiltere nostaljisi ile İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını destekleyenlerin akşam yemeklerinin bu durumdan nasıl etkileneceğini hiç hesaba katmadıkları görüşünde.

AB tarımsal desteği kesilecek

İngiltere’nin kendi üreticilerini ise Avrupa Birliği’nden ayrılma sonrası en az iki sorun bekliyor; Avrupa Birliği’nden gelen dört milyar Dolara yakın tarımsal desteğin kesilmesi ve işçi sorunu.

Avrupa Birliği üyeliği İngiltere’de tarım alanında özellikle Doğu Avrupalıların önemli bir rol almasını sağlıyordu. Avrupa Birliği üye ülke vatandaşları İngiltere’de toplam çalışma gücünün %6’sını oluştururken bu oran gıda alanında çok daha yüksek. Gıda endüstrisinde istihdamın dörtte birinden fazlasını bu kişiler oluşturuyor, tarım alanında ise ekin toplayıcıların %95’i Avrupalı.

Tarım sektöründe işçi bulma firması olarak faaliyet gösteren Hops Labour Solutions şirketinden John Hardman; “Wimbledon’da yediğimiz her bir çilek, yılbaşı yemeklerinde yediğimiz her bir Brüksel lahanası Doğu Avrupalılar tarafından toplandı.” açıklamasında bulunuyor.

Eğer İngiltere Avrupa Birliği vatandaşlarının serbest dolaşım haklarını ellerinden alırsa, tarım işletmeleri çalıştıracak insan bulmakta zorlanacaklar. İngilizler düşük ücret karşılığında uzun saatler tarlalarda çalışmaya hiç de istekli değiller.

Hardman geçen bir kaç haftada tarım ve bahçe işlerinde çalışmak üzere başvuran yabancı uyruklu kişi sayısında ciddi bir azalma olduğunu belirtiyor. İngiliz Paund’unun güç kaybetmesinin yanı sıra Hardman’a göre bu durumun sebeplerinden biri de göçmen karşıtı nefret söylemleri.

Doğu Avrupalıların artık daha iyi maaşlarla evlerine daha yakın yerlerde çalışabildiklerini belirten Hardman; “Eğer bu çalışma gücü giderse, meyvelerimizi toplayacak kimse kalmayacak. İki veya üç yıllık bir zaman içerisinde bu oldukça mümkün.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Avrupa Parlamentosu üyesi Stuart Agnew ise işçi açığının, mevsimsel işçilere kısa dönem vize sağlayacak programlar ile çözülebileceği görüşünde. Kendisi de ayrılma taraftarı olan Agnew; “40 bin meyve toplayıcısı bulabilmek için 540 milyon insanla politik olarak birlik olmak zorunda değiliz.” açıklamasında bulunuyor.

İngiliz hükümetinin Avrupa Birliği’ne veda ettiği dönemde gıda alanında alacağı her bir karar ve atacağı her bir adım ülkenin nasıl besleneceğini belirler nitelikte olacak. Şimdi başta gıda endüstrisi ve tarım alanında faaliyet gösterenler olmak üzere herkes İngiltere hükümetinin ticaret anlaşmaları, tarımsal destekler, işçi sorunu ve gıda alanında yasal düzenlemeler gibi gıda konusunda hangi doğrultuda ilerleyeceğini merakla bekliyor.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın