İklim Finansmanına Destek

0
243

İklim değişikliğinin sebep olduğu tehditlere cevap vermek için hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde azaltma ve uyum tedbirlerine finansal yatırım yapılması ihtiyacı oldukça fazladır. İklim değişikliğinin hafifletilmesi ve buna uyum için ihtiyaç duyulan geniş fonlar, iklim değişikliği finansmanı olarak bilinen bir dizi finansal akışa yol açmıştır.

Uluslararası iklim finansmanı, iklim değişikliğine sebep olma sorumluluğu daha fazla olan, zengin ve karbon üretimi yüksek olan ülkeler tarafından daha yoksul ve gelişmekte olan ülkelere vaat edilen bütçedir.

Başlıca iki iklim finansmanı üzerinde durulmaktadır:

Azaltma finansmanı, iklim değişikliğinin başlangıcını sınırlayan projeleri finanse etme amacını taşır. Örneğin: yenilenebilir enerji projeleri veya yeniden ağaçlandırma çabaları.

Uyarlama finansmanı toplumları ve yaşam alanlarını iklim etkilerine adapte etmeyi hedefleyen projeleri finanse etmektedir. Örneğin: deniz setlerinin yükseltilmesi.

İklim finansmanı için çeşitli iklim fonları bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri şunlardır:

Photo: Pixabay/ColiN00B

Küresel Çevre Fonu (GEF), Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS)’ne taraf olan ülkelerin çoğunun bir ortaklığı olarak, iklim finansmanı da dahil olmak üzere küresel çevre konularına değinmek için kurulmuştur. GEF, yıllar boyunca 14.5 milyar dolarlık fon sağlamanın yanı sıra yaklaşık 4,000 projeye tamamlayıcı özel finansman sağlamak için 75.4 milyar dolar sağladı.

Küresel çevre fonu 1991 yılında kurulmuş olup gönüllülüğe bağlıdır ve küresel çevre ile ilgili daha geniş konuları kapsamaktadır. Bu fonun yetersizliği ve iklime daha büyük ve zorunlu bir fon bulunması amacıyla 2010 yılında Yeşil İklim Fonu kurulmuştur.

Yeşil iklim fonu (GCF), gelişmekte olan ülkelerde uyum, sürdürülebilir kalkınma ve emisyonların azaltılması amacıyla BMİDÇS çerçevesinde kurulmuş olan önemli bir iklim fonudur. Fon, 2020 yılına kadar yılda 100 milyar dolar yükseltme hedefinin altında kalıyor olmasına rağmen halen en büyük iklim fonu olup, Aralık 2016 itibarıyla, bağış yapan ülkelerden 10.3 milyar dolar toplam bağış sağlamıştır.

Uyum Fonu, Kyoto Protokolü kapsamında 2001 yılında kurulmuş ve ülkelerin iklim değişikliğine uyum sağlamasına yardımcı olmak için 2007’de başlatılmıştır. GCF’ye ve GEF’e kıyasla, Uyum Fonu 2010’dan bu yana 61 ülkede 354.9 milyon dolar daha az finansman dağıttı.

İklim fonlarının akışından hükümetler sorumlu tutulurken, özel sektörden de iklim finansmanı gelebilir. Hükümetler, iklim değişikliği finansmanını ilke olarak kabul etmiş olsalar da, herhangi bir hükümetin vermesi veya alması gereken belli bir miktar bulunmamaktadır.

Türkiye’nin düşük yatırım çekiciliği

2009 yılında BMİDÇS’yi imzaladıktan sonra 2011 yılında Dünya Bankası Temiz Teknoloji Fonu’ndan (CTF) yararlanan ilk ülkelerden biri de Türkiye olmuştur. Ancak, Türkiye BMİDÇS’nin Ek II’sinde listelenmemektedir ve bu nedenle resmi olarak iklimlendirme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Buna ek olarak, Türkiye henüz karbon fiyatlama sistemlerine sahip değil.

Ocak 2012’de hükümet, madencilik, arama ve elektrik üretimi de dahil olmak üzere petrol ve kömür yatırımlarını desteklemek için Yeni Yatırım Teşvik Rejimi başlattı. Hükümet ayrıca, Türkiye Petrolleri Anonim Şirketi (TPAO) ve Türkiye Sabit Taşkömürü Şirketi (TTK) gibi kamuya ait fosil yakıt üreticilerini de desteklemektedir. Türkiye’nin fosil yakıt yardımları, büyük bir kısmı (yaklaşık 300 milyon ABD doları) yeni fosil yakıt rezervlerinin araştırılmasına yönelik vergi muafiyetleri ve doğrudan bütçe harcamalarının bir karışımından oluşmaktadır.

Düşük karbona geçiş için yetersiz siyasi hırs, kömür gücünü arttırma planları ve yenilenebilir enerji gelişimindeki durgunluk nedenleriyle Türkiye’ nin yatırım çekiciliği oldukça zayıf olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, yakın zamandaki politik istikrarsızlık ve zayıf makroekonomik değişkenler de düşük yatırım koşullarına neden olmaktadır.

Mevcut iklim finansmanının bir kısmı

Türkiye’nin ulusal kalkınma planı içinde, yenilenebilir enerji kapasitesini 2020 yılına kadar 30,000 MW’a çıkarmak ve toplam sera gazı salınımını %11.4 azaltmak bulunuyor.

İmar ve Kalkınma Bankasının (AİKB) sürdürülebilir enerji girişiminin bir parçası olarak Sürdürülebilir Enerji Finansmanı Programları (SEFF) mevcuttur. Türkiye Sürdürülebilir Enerji Finansman Programı (TurSEFF), AİKB’nin özel sektörde KOBİ ölçeğindeki şirketlere, uygun bulunan enerji verimliliği (“EE”) ve küçük ölçekli yenilenebilir enerji (”RE”) yatırımlarının finanse edilebilmesi için katılımcı bankalar kanalıyla sağladığı 265 milyon USD tutarındaki kredi paketidir.

Son iki iklim zirvesinde (COP21 ve COP22), Türkiye’nin Yeşil İklim Fonu’ndan yardım talebi cevapsız bırakılmıştı. Bu sene Almanya’da gerçekleştirilecek zirvede bu isteğin cevap bulmasını ümit ederken, Türkiye’nin Paris Anlaşması’nı kabul ederek sera gazı salınımını indirmeye yönelik girişimlerde bulunacağına dair söz veren anlaşmayı resmen onaylayan 158 ülke arasında bulunmayışı bu ümidi kırabilir. Ayrıca, aynı fondan yararlanmak isteyen diğer ülkeler arasında ekonomik olarak Türkiye daha iyi durumda ve aslında mevcut kaynaklarını iklim değişikliğini düzeltmek için kullanmıyor olarak görülüyor olabilir.

İklim Değişikliği Baş müzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar başkanlığında bir heyet, 6-18 Mayıs 2017 tarihlerinde Almanya’nın Bonn kentinde gerçekleştirilen iklim müzakerelerine katıldı. Müzakereler süresince Türkiye adına yapılan konuşmalarda “gelişmekte olan ülke olduğumuz” ve “Taraflar Konferansı (COP) Kararı ile tanınmış ve özel durumumuzu yansıtan kararlarımızın olduğu, uluslararası iklim finansmanı ile teknoloji desteklerine erişim talebimizin haklı bir talep olduğu, iklim değişikliğine neden olmayıp sonuçlarından en fazla etkilenen En Az Gelişmiş Ülkeler ve Küçük Ada Devletlerinin yanında olduğumuz, Paris Anlaşması altında oluşturulan Yeşil İklim Fonundan küresel emisyonların azaltım çabalarına daha fazla katkı sağlamak için yararlanmak istediğimiz” belirtildi.

İklim hedeflerinde başarı

İklim hedeflerine ulaşarak gelecek nesillerin durumlarının iyi olmasını sağlamak için geleceğe yatırım yapmak zorundayız. Türkiye’nin fosil yakıtları desteğini sona erdirmesinin vakti gelmiştir. Bunun için gerekli sorumluluğu almak ve iklim için ayrılan bütçenin doğru şekilde kullanıldığından emin olmak her bir bireye, kuruma ve devlete yani hepimize düşmekte. Uluslararası Finans Kurumu’ndan Rusya Yenilenebilir Enerji Programı Müdürü Patrick Willems’in de dediği gibi: ‘Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçmek için gerekli olan tek güç beyin gücüdür.’

Kaynakça:

https://www.climateinvestmentfunds.org/country/turkey

https://tr.boell.org/tr/2017/01/20/iklim-finansmani-konusuna-bakis-acimizi-genisletmeliyiz

http://www.iklimpostasi.org/2016/11/16/iklim-finansmaninin-cok-kisa-tarihi-ve-turkiye-icin-faideli-bilgiler/

http://www.iklimpostasi.org/2016/11/16/senden-vazgecmem-2-feat-dombira-turkiye-ve-iklim-finansmani/

http://www.csb.gov.tr/projeler/iklim/index.php?Sayfa=haberdetay&Id=189330

http://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home/new-horizons/scaling-up-sustainable-energy-solutions–role-of-the-private-sec.html

http://www.turseff.org/tr/sayfa/turseff-nedir

 

 

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın