Bu yıl ikincisi düzenlenen Tarım Gıda ve Beslenme Politikaları Zirvesi’nin ilk gününde iklim değişikliğinin dünyada ve ülkemizde su kaynakları ve tarım üzerine etkisi, alternatif enerji kaynakları, tarımda ileri teknoloji kullanımı, gıda atıkları ve israfın önlenmesi ve çiftçi refahının artırılması konuları konuşuldu.

Gıda Takviyesi ve Beslenme Derneği (GTBD) ve Gıda İçecek ve Tarım Politikaları Araştırmaları Derneği (GIFT) işbirliğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen GIFT – Tarım, Gıda ve Beslenme Politikaları Konferansı’nın ilk gününde “İklim değişikliğinin tarım sektörünü nasıl etkileyeceği masaya yatırıldı. Zirvenin açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, dünya nüfusunun 1970’li yıllardan bu yana yaklaşık 2 kat arttığına dikkat çekerek; “Bu artış aynı hızla devam etmese de sürecek. Ülkemiz açısından da bu böyle. Bizim gıda arzı noktasında eksiklerimiz var, kendi kendimize yeten bir ülke değiliz. Hedefimiz, 2021 yılında et ithalatı yapmayacak düzeye gelmek.” diye konuştu.

İklim değişikliği ve kuraklığın etkilerini bertaraf etmek için, tarımda yapay zeka ve Tarım 4.0 gibi teknolojilerin kullanılması çalışmalarını devam ettirdiklerini kaydeden Aksu, çiftçilerin bilgilendirilmesi amacıyla Bakanlık çalışanlarının sahada olduklarını ifade etti.

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu

Aksu konuşmasına şöyle devam etti:

“14 bin tane kooperatifimiz var. Bunlarla ilgili çok ciddi bir çalışma içerisindeyiz. Bunların belli bir noktada birleştirilmesi daha etkin ve yetkili olacaktır. Çiftçilerimiz neyi nereden daha verimli alacağını bilmiyor. Hangi tohumu, hangi gübreyi, hangi miktarda yapacağını bilmiyor. Gerçekten noksanlıklar var. Kendini yetiştirmiş üreticilerimiz de var ama noksanlıkların tamamlanması açısından bir bilgi eksikliği, bilgi kirliliği var. Bakanlıklarımızda da çok bilgili, çok dinamik arkadaşlarımız var.  Havza bazlı bölgelerde biz yönlendirme yapacağız. Yani o havzada en verimli ürünü tespit ettikten sonra oranın teşviğini biz belirleyeceğiz, ve teşviklerden sonra dönüşüme kadar bu ürünü takip edeceğiz. Atılan buğday miktarı, ekilen bölgedeki verim, bu ürünün en iyi nerede kullanılabileceği gibi şeyleri takip diyor olacağız.”

Gıda İçecek ve Tarım Politikaları Araştırmaları Merkezi (GIFT) Yönetim Kurulu Başkanı Samet Serttaş ise konuşmasında; düzenledikleri zirve ile bütün paydaşları bir araya getirerek tarım, gıda ve beslenme politikalarının oluşum süreçlerine katkıda bulunabilmeyi hedeflediklerini söyledi.

Minimum sıcaklık artış hızı yüksek

Açılış konuşmalarının ardından kürsüye gelen çağrılı konuşmacı Nebraska Üniversitesi’nden Prof. Dr. Suat Irmak, İklim değişikliğinin su kaynakları ve tarımsal verimlilik üzerindeki olumsuz etkilerini azaltacak tarımsal politikalar geliştirmek konusunda bilgiler aktardı. Dünyada sulanabilen alan ölçüsünün 326 milyon hektar olduğunu belirten Prof. Dr. Irmak, Türkiye’de 5,2 milyon hektar alanın sulanabildiğini oysa bu alanın sadece Nebraska eyaletinde 3,6 milyon hektar olduğunu kaydetti. Dünya genelinde sıcaklıkların arttığını ifade eden Irmak; “Türkiye’de sıcaklıklar artıyor. Minimum ve maksimum sıcaklık değerlerinde artış görülüyor. Ancak minimum sıcaklıkların artış hızı maksimum sıcaklığın artış hızından daha yüksek oranda. İşte bu tehlikeli. Hava sıcaklığı ne kadar artarsa verim o kadar düşer.” şeklinde konuştu.

Sözleşmeli tarımın alt yapısı tam olarak oluşturulmalı

Zirvenin ilk paneli, Tarım Ürünleri Tedarik Zincirinde İklim Değişikliğinin Etkileri ve Geleceği Planlamak başlığıyla gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Bereket TV’den Umut Özdil’in yaptığı panele, Adana Çiftçiler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mutlu Doğru,

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kamil Özcan ile Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş katıldı.

Çukurova’nın dünyanın sayılı ova ve tarım alanlarından biri olduğunu ve ilk üçte yer aldığını söyleyen Adana Çiftçiler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mutlu Doğru, ülkemizde üretilen narenciyenin yüzde 80’inin, buğdayın yüzde 15’inin, mısırın yüzde 38’inin, pamuğun yüzde 40’ının, soyanın yüzde 87 ve yer fıstığının yüzde 92’sinin Çukurova’da üretildiğinin altını çizdi.

İklim değişikliğinin tarımı, dolayısıyla da tarıma dayalı sanayiyi doğrudan etkilediğini belirten Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Başkanı Abdülkadir Külahçıoğlu, sözleşmeli tarımın önemine işaret etti. Sözleşmeli tarımın ülkemizde altyapısının henüz tam oturtulamadığını vurgulayan Külahçıoğlu, “bu nedenle bazen çiftçiler, bazen sanayiciler zarar edebiliyor. Sözleşmeli tarımı tam olarak yerleştirmemiz lazım” dedi.

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kamil Özcan ise konuşmasına ilginç bir örnekle başladı. “Memleketim Burdur. Burdur, Göller Bölgesi olarak bilinir” diyen Özcan, “şu anda göl kalmadı, kurudu” serzenişinde bulundu. Özcan, köylerin boşaldığını ve kalanların da üretim yapacak hali olmadığını söyledi.

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş da konuşmasında; Toprak Mahsulleri Ofisi’nin tıpkı Merkez Bankası gibi önemli bir kuruluş olduğunu vurguladı. İklim değişikliğine karşı önlem olarak tarım sektöründe Türkiye’nin mutlak yapması gereken üç şey olduğunu kaydeden Karakuş; bunları, “Türkiye tarımda birim alandan alınan verimi arttıracak çalışmaları çoğaltmalı. Su fakiri bir ülke olarak suyunu iyi kullanmalı. Kuraklığa dayanıklı ürünlerin geliştirilebilmesi için biyoteknolojinin önü açılmalı.” sözleriyle dile getirdi.

“İklim değişiyor, dolayısıyla tarım ve gıda da değişiyor”

İlk günün Türkiye’de İklim Değişikliğinin Yıkıcı Etkilerini Azaltacak Tarım Politikaları Geliştirmek başlığıyla gerçekleştirilen ikinci panelinin konuşmacılarından İklimbilimci Prof. Dr. Levent Kurnaz, 80 sene sonra yağışların yüzde 30 azalacağına dikkat çekerek,

Türkiye’nin iklim değişikliğinden nasıl etkileneceğini şu çarpıcı cümleyle özetledi: “Bu yüzyıl bittiğinde Trabzon Adana, Adana da Kahire olacak. Buna hazır mıyız?”

Bu oturumun konuşmacıları arasında yer alan BM FAO Merkezi Asya Ofisi Su Uzmanı Sara Marjani Zadeh, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Orta Asya bölgesindeki ana sorunları; suyun az olması, buna karşılık su talebinin artması ve toprağın giderek bozulması başlıkları altında özetledi. Zadeh, FAO’nun küresel iklim değişikliği ile ilgili yeni sloganının; “İklim değişiyor, dolayısıyla tarım ve gıda da değişiyor” olduğunu da sözlerine ekledi.

Almanya’da tarımsal cironun yarısı kooperatiflerden…

Doç. Dr. Taylan Kıymaz

Moderatörlüğünü Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Ofisi Tarım Dairesi Başkanı Doç. Dr. Taylan Kıymaz’ın yaptığı günün son oturumunda Maliyet Azaltıcı Önlemler ile Çiftçi Gelir ve Refahında Artış Sağlayacak Politikalar konuşuldu. Almanya Ankara Büyükelçiliği Gıda ve Tarım Müsteşarı Peter Bohlen, tarım kooperatiflerinde Almanya modelini aktardığı sunumunda, Almanya’da 2 bin 100 tarımsal kooperatife bağlı 364 bin çiftçi bulunduğunu ifade etti. Bu 2 bin 100 kooperatifin yıllık cirosunun 63 milyar Euro olduğunu söyleyen Bohlen, bu cironun Almanya’nın toplam tarımsal cirosunun yaklaşık %50’si anlamına geldiğine dikkat çekti.

Köy-Koop Genel Başkanı Neptün Soyer, kooperatiflere parasal destekten ziyade eğitim ve teşvik verilmesini isterken; Tabit A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Coşkun Yıldırım, dijitalleşmenin, çiftçilerin maliyetlerini azaltmada önemli rol oynayacağı düşüncesini dile getirdi.

ABD Tarım Bakanlığı Ekonomik Araştırmalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı çalışan Ekonomist Annemarie Kuhns, izleyicileri, ABD’de gıda fiyatını belirleyen bileşenler ve gıda enflasyonu tahmin yöntemleri hakkında bilgilendirdi. Kuhns; gıdanın, ABD’de hanehalkı harcamaları içerisinde konut ve ulaştırma ile birlikte üç büyük harcama kalemi arasında yer aldığını da kaydetti.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın