Hamdolsun verdiğin nimetlere

0
1129
Ali Osman Mola / aomola@hotmail.com

Yayımı, Ramazan’ın ilk iftar gününe denk gelince, bu haftaki yazıma, özlediğinizi de düşündüğüm bir duayla başlamak istedim:

Bismillahirrahmanirrahim

Allah’ım!

Senin rızan için oruç tuttum.

Sana inandım.

Sana güvendim.

Senin rızkınla orucumu açtım.

Hamdolsun verdiğin nimetlere, sağlık ve afiyete.

Ey bağışlaması bol Rabbim!

Beni, ailemi, milletimi, devletimi ve inananları koru.

Rahmetini, yardımını esirgeme ülkemizden.

Bizlere yaşama sevinci ver.

Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver.

Senin her şeye gücün yeter.

Âmin.

Yaşı müsait olanlar hatırlar. İftar öncesinde, akşam ezanından hemen sonra, TRT ekranlarında, açan rengârenk ve türlü çiçekler eşliğinde “davudi” bir sesle okunurdu. Sanki iftar sofralarının mütemmim cüzüydü… O kadar içimizi ısıtan, o kadar şiirsel, o kadar anlamlı bir duaydı ki 2005 yılında TRT yönetimi tarafından kaldırılınca derin bir hayal kırıklığı yaşamıştık. Gerçek kaldırılma sebebi her neyse bir türlü öğrenemedik. Neyse…

Tamamı hâlâ hatırımda. Eşe dosta sordum, onlar da hatırlıyor. Yayımlandığı günlerde yaşı küçük olan gençler bile… Bahsi geçince de bir kısmının “Niye kaldırıldı ki!” şaşkınlığı yaşadığını, bir kısmının ise iftarda TRT’nin hâlâ bu duayı yayımladığını sandığını hayretle gördüm.

O kadar ruhumuza işlemiş ki. Duada önemli olan da bu değil midir zaten!

İftar sofralarının bereketi

İftar sofralarının bir de “bereket” olarak adlandırılan çokluk ve çeşitliliği vardır ki anlam içinde anlam, güzellik içinde güzellik taşır.

Dünya zamanının ahirinde, bencil sayısının maalesef hızla arttığı günümüzde, çoğu kişi bereketi kendi sofra bolluğu sansa da “bereket”, “Allah’ın verdiği nimetlerin” paylaşılmasıyla ilgilidir. Ramazan ayına ulaşıldı diye dünyadaki gıda miktarı artmadığına göre “bereket ve bolluk” başka ne anlama gelebilir ki!..

Bir de “paylaşmanın” bereketi var. Verdikçe “Allah, sana daha çoğunu verir.” inancı, sadece maddi bir çokluğu ifade etmiyor. Paylaştıkça “sevgi de saygı da” çoğalıyor, katlanarak artıyor; acılar hafifliyor; birlik ve beraberlik duygusu güçleniyor.

İftarda sağlıklı beslenme

Endişe etmeyin, beslenme uzmanlarının sahasına müdahale etmeyeceğim. Yine de beslenme uzmanlarının tavsiyelerinden hareketle bir karşılaştırma yapabileceğimi düşündüm.

Ne diyor beslenme uzmanları:

  1. Mideye bir anda yüklenmeyin.
  2. İftar ile sahur arasına küçük ara öğünler ekleyin.

Demek ki ne yiyeceğimiz kadar, nasıl yiyeceğimiz de önemli. Yoksa sağlık sorunu yaşarız.

Peki, eskiler bu sorunu nasıl çözmüşler? Eski Ramazanlara bir de -kısaca- bu tarafından bakalım.

  1. Önce hurma, zeytin, su, tuz gibi yiyeceklerle iftar açılır. Sonra -tuz hariç- bu yiyeceklerle yanlarına reçel, peynir, pastırma, domates gibi yiyecekler de eklenerek hafif bir açılış yapılır. Bunlara “iftariyelik” denir.
  2. Çorba içilir.
  3. Yemeye ara verilir ve akşam namazı kılınır. Bazı yörelerde çorba, akşam namazından sonraya bırakılır.
  4. Ana yemekler yenir.
  5. Biraz dinlenildikten sonra “teravih namazı” kılınır.
  6. Çay, kahve, meyveler ve tatlılar eşliğinde sohbet zamanı…

Tam da günümüz beslenme uzmanlarının tavsiye ettiği gibi.

Ramazan’ın bereketinden ve bolluğundan istifade edebilmemiz dileğiyle…

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın