Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Özden Güngör

Kanal B’ye konuşan Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, Milli Tarım Projesi üzerine değerlendirmelerde bulundu.

ozden_gungorZiraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Özden Güngör, Kanal B muhabiri Osman Nuri Cerit’in ‘Milli Tarım Projesi’ni nasıl buluyorsunuz?’ sorusunu yanıtladı.

“Bundan önceki projeler gayri milli projeler miydi?” diyen Güngör, “Yıllardır ZMO olarak tarım politikalarımızın iyi olmadığını ve tarımımızın durumunun kötüye gittiğini söylüyoruz. Son 15 yıldır bu ülkeyi yöneten bu iktidarın seferberlik ilan etmesi,  söylediklerimizin doğruluğunun bir kanıtıdır.” dedi.

ZMO olarak bu projeyi desteklediklerini ifade eden Güngör, şöyle konuştu:

“Bu hedeflerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini anlamak için, bu iktidarın tarımda uyguladığı politikalara bakmak gerekir. Bu politikaların yanlışlığını ve çözüm yollarını ZMO olarak hep söyledik, söylemeye de devam edeceğiz. Gelelim ‘Milli Tarım Projesine’.

30 tarım havzası için desteklenecek 17 ürün, 941 havza (ilçe) için fındık ve yem bitkilerinin eklenmesi ile 19 olmuştur. 30 tarım havzası için yapılan belirlemede buğday ve mısır tüm havzalarda desteklenecek ürün olarak belirlenmişken, 941 havza için desteklenecek ürünler buğday ve yem bitkisi olarak tespit edilmiştir.

Başbakan Binali Yıldırım tarafından Milli Tarım Projesi kapsamında dile getirilen konular; üretim desteğinin havza bazlı yapılması, çiftçinin kullandığı mazotun yarısının karşılanması, 184 ovanın SİT alanı ilan edilmesi, mera hayvancılığı, yetiştirici bölgeleri oluşturulması ve piyasadaki dalgalanmaları, değişimleri engellemek ve piyasa düzenini sağlamak için Toprak Mahsulleri Ofisinin etkin bir şekilde kullanılması olarak yer almaktadır.”

“Bu haliyle bir niyetler deklarasyonudur”

“Bu açıklamalardaki temel sorun, iddialı bir şekilde “Milli Tarım Projesi” olarak ilan edilenin, bilimsel anlamda bir proje olmaktan ziyade, bu haliyle bir niyetler deklarasyonu olmasıdır. Üretim için verilen destekler fındık, çay ve zeytin hariç, sadece tarla tarımına ve sınırlı sayıda ürüne yönelmiştir. Milli Tarım Projesi ile dile getirilen konular ağırlıklı olarak tarımsal destekleme yönteminin değiştirilmesi ile ilgilidir. Verimliliğin ve üretimin artması amaçlandığı halde potansiyel sulanabilir alanların sulamaya açılmasına yönelik yatırımlara, üretici örgütlenmesine yer verilmemiştir.

Üretim planlamasının öneminin anlaşılması, bu konuda çaba harcanması tarım sektörü açısından oldukça önemlidir. Bu planlama yapıldığında gelecek yıllara ilişkin bir projeksiyon yapılması, hedef belirlenmesi gerekmektedir. Açıklamalarda “2023‘te tarımda 150 milyar dolar gelir, 40 milyar dolar da ihracat” hedefinden bahsedilmekle birlikte, bunun nasıl bir üretim yapısı ile gerçekleşeceği, ne tür yatırımlarla sağlanacağı ortalıkta bir proje olmadığı için belli değildir.

Şu bilgileri de ayrıca vermem gerekiyor;

2003 – 2015 döneminde Türkiye, tarım ve gıda ithalatı için yabancı ülkelere 400 milyar TL. para harcadı. Aynı dönemde iktidarın tarıma verdiğini iddia ettiği toplam nakit destek miktarı 79 milyar TL. düzeyinde kalmıştır.

“Dünyanın en pahalı kırmızı etinin satıldığı ülke haline geldik”

“Türkiye; Rusya, Almanya, Fransa, Ukrayna`dan buğday, İngiltere ve Hırvatistan`dan arpa, Gürcistan`dan saman, ABD, Yunanistan, Türkmenistan ve Hindistan`dan pamuk, Arjantin`den soya, ABD, Arjantin ve Brezilya`dan mısır, ABD Vietnam, İtalya ve Tayland`dan çeltik ve pirinç, Etiyopya, Bangladeş, Mısır ve Çin`den kuru fasulye, Kanada`dan nohut ve yeşil mercimek, ABD, Ukrayna ve Kanada`dan bezelye, Bulgaristan`dan kurbanlık koyun, Şili, Uruguay ve Fransa`dan büyükbaş hayvan, Bosna Hersek`ten lop et ithal eden bir ülke haline düşürüldü.

Son on dört yılda Türkiye`nin işlenen alan büyüklüğü 27 milyon dönüm azalmıştır.

Çok değil 30 yıl evvel hayvancılıkta hem kendine yeten hem de komşu ülkelere canlı hayvan ve lop et ihraç eden Türkiye, bu politikalar nedeniyle hem net ithalatçı hem de dünyanın en pahalı kırmızı etinin satıldığı ülke haline gelmiştir.

Türkiye, tarımsal hammadde dış ticaretinde, yıllara göre değişmekle birlikte ortalama 1 milyar dolarlık ihracat, 8 milyar dolarlık ithalat yapmakta ve 7 milyar dolar düzeyinde net açık vermektedir.

Ve son olarak, bu iktidarın mazota verdiğini iddia ettiği destek miktarı 2014 yılında 646, 2015 yılında 700, 2016 yılında ise 740 milyon TL`dir. Sözü edilen her bir yılda, mazot üzerindeki dolaylı vergiler nedeniyle çiftçiden alınan vergi miktarı 9 milyar TL dolayındadır. Verdiğinin 12 katını alıp, buna rağmen destek verdiğini iddia etmek maalesef bizlere inandırıcı gelmemektedir.”

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın