Gıdada “aracıyı aradan çıkarmak” mümkün mü?

0
856

Hatırlayacaksınız, et fiyatlarının alınan tedbirlerle düşeceğine dair resmi açıklamaların yoğunlaşması üzerine, 18 Ocak’ta, Yaşam İçin Gıda’da “Gıda fiyatları düşer mi? Cevap veriyorum: Düşmez” başlıklı makalem yayımlanmıştı.

Düşmedi. Arttı.

Nitekim son açıklanan enflasyon rakamları, gıda fiyatlarındaki artışın durdurulamadığını ortaya koydu. Hâl böyle olunca da tartışmalar, bu defa ağırlıklı olarak sebze-meyve fiyatları üzerinden, yeniden başladı.

Açıklamalar yine aynı: “Tedbir alıyoruz.”, “Alınan tedbirlerle…”, “Aracıları uyarıyoruz.” vb.

Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi

Sorunların ve tedbirlerin görüşüldüğü yer, Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi. Kuruluş kararı, amaç ve çalışma usul ve esasları 09 Aralık 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış.  Daha önce de şu veya bu ad altında kurulmuş, benzer görevleri olan komiteler varmıştır mutlaka ama severiz durup durup aynı işi yapacak yeni komiteler kurmayı!

Bu komitede somut olarak hangi sorunlar konuşuluyor ve hangi tedbirler alınıyor bilmiyorum çünkü toplantıdan sonra, “Şunları konuştuk, şöyle kararlar aldık.” gibi açıklamalar yapılmıyor. Açıklamaların tamamı genel. Artık kim ne anlarsa!

Örneğin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in, Nisan ayı başında, Komisyonun çalışmalarıyla ilgili yaptığı açıklamanın bir bölümü şöyle:

“Tarla ile raf arasındaki fiyat farkı konusunda ikazlarımız, çalışmalarımız oluyor. Ette de sütte de diğer ürünlerde de bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu kesinlikle serbest piyasaya karşı ve serbest piyasa ilkelerini dikkate almayan bir yaklaşım değil, aksine serbest piyasada 78 milyonun hukukunu korumaya yönelik anlayışın gereği olarak sürecek.”

Açıklamanın odağında “tarla ile raf arasındaki fiyat farkı” var.

Tarla ile raf fiyat farkı

Burada kastedilen şu: Ürünler tarlada ucuz, tüketiciye satış noktasında çok pahalı.

Yetkililerimize ve çoğumuza göre “aracılar” kazanıyor, pahalılığın sebebi bu.

Ürünlerin tüketiciye pahalı ulaşmasının pek çok sebebi var ve “aracılar” da bunlardan birisi. Buna rağmen “aracılar” kelimesi, tek sebepmiş gibi tekrar edildiğinden, sokakta 100 kişiye “tarla ile raf fiyat farkının sebeplerini” sorsanız, vereceği ilk, belki de tek cevap “aracılar” olacaktır.

Tamam, tek sebep aracılar olsun ve ben de yazımı aracıların etkisinin nasıl ortadan kaldırılacağı üzerine kurayım:

Bu düşünce sahiplerine göre “aracılar” ortadan kaldırılırsa veya “hizaya getirilirse!” sorun ortadan kalkacak.

Peki, “aracılar” denildiğinde kimleri/nereleri anlıyoruz? Sebze ve meyveler için kabzımalları ve son satış noktalarını.

Son satış noktaları hangileri? Büyük-küçük marketler, manavlar, pazarlar.

Şimdi yetkililerin dillendirdiği çareler ne kadar gerçekçi buna bakalım:

Şikayet edilen kişi, kurum ve kuruluşlarla mücadele ederken devlet zor kullanamaz, narh da koyamaz. Niye? Çünkü rekabete aykırı bir durum söz konusu değil. Zaten diyorsunuz ki: “Yaklaşımımız serbest piyasa ilkelerini dikkate almayan bir yaklaşım değil.”

Aracılara derslerini vermek için ucuz mal ithal edilebilir mi? Evet ama sürdürülebilir değil. Bunun zararı, sonuçta, aracılara değil üreticilere yansır. “Et” konusunda yıllardır deneniyor, biz de her seferinde “Bunlar geçici çözümler, sonunda kendi üreticinizi vurursunuz.” diyoruz; öyle de oluyor ama hâlâ amacına ulaşmayacak tehditler, tedbir sanılıyor.

Şimdi de “üreticiden tüketiciye” veya “tarladan rafa” gibi sloganların ne derece gerçekçi olduğuna bakalım:

Malı kimler doğrudan üreticiden alabilir? Bu güce kimler sahip? Sadece “büyük zincir marketler”.

Bu durumda sadece büyük zincir marketler (eğer isterlerse) tüketiciye ucuz mal satabilirler. Buyurun size yeni bir sorun: Büyük zincir marketler ucuz meyve-sebze satarsa küçük marketler, manavlar ve pazarcılar batar. Zaten diğer ürünlerde bu oluyor ve bundan hepimiz şikayetçiyiz öyle değil mi?

Üstelik -bu tespitime katılmayan var mıdır bilmiyorum ama- büyük zincir marketler halen en ucuz satış noktaları. Belki zaman zaman pazarcıların daha ucuza sattığı söylenebilir fakat kalite farkına da bakmak gerekir.

Kaldı ki pazarcılar da fırsatını buldu mu kaçırmıyorlar! Ne demek istediğimi anlamak için farklı ilçelerdeki pazarlara uğrayın. Örneğin Ankara’nın bir semtindeki pazarın fiyatlarıyla daha lüks olarak bilinen bir semtindeki pazarın fiyatlarını karşılaştırın. Ürün aynı, satıcı aynı, hal fiyatları aynı; farklı olan sadece semt ama fiyatlar arasındaki fark inanılmaz.

Bu arada şu soruna da çare bulmak gerekiyor: Malın üreticiden ucuz alınması, üreticinin malını kendisi bakımından tatmin edici fiyata sattığı anlamına gelir mi? Hayır. Yani üretici ucuza sattı, son satıcı/perakendeci ucuza aldı, tüketici ucuza aldı, aracı da yok; Sorun halloldu mu? Tüketici bakımından “evet” fakat üretici bakımından “hayır”. Sürdürülebilirlik bakımından “hayır”.

Sonuç olarak diyorum ki:

Önce ucuza üretmenin, sonra ucuza taşımanın ve dağıtmanın yolları aranacak. Ne kadarı gerçekleştirilebilirse o kadar iyi. Yaptınız yaptınız; yapamadınız, konuşur dururuz.

“Hele bir aracıyı ortadan kaldıralım.” diyorsanız da boşuna beklersiniz.

Her sistemde olduğu gibi bu sistemin de işlemesini sağlayan çarklar var ve aracı bu çarklardan birisi. Yerine o işi görecek bir çark kurmadan işleyen çarkı kaldırırsanız, sistem tamamen çöker.

Diğer bir söyleyişle ürünleri doğrudan (aracısız) son satıcıya veya tüketiciye ulaştıracak birlikler ve sistemler kurulmadan aracıları ortadan kaldırırsanız, mal üretildiği yerde kalır.

Kurulabilir mi? Onlarca yıldır şikayet ettiğimiz halde hâlâ “aracı” sorununu aşamadığımıza göre, belli ki bu öyle söylendiği gibi kolay bir iş değil.

Öyleyse kısa ve orta vadede “aracıyı aradan çıkarmak kesinlikle mümkün değil”.

Sadece bu tarafından bakınca bile…

Sebze-meyve fiyatları düşer mi?

Cevap veriyorum: Düşmez.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın