Berkeley California Üniversitesi’nde mikrobiyal ekolog ve mikolog (mantar bilimcisi) olarak çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Ignacio Chapela, genetiği değiştirilmiş organizmaların antibiyotik direncinin oluşumuna yol açtığının kanıtlandığını, kamu sağlığı açısından bu durumun en büyük tehdit olduğunu öne sürdü.

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü ve BEPAM (Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi), önemli bir konuğu ağırladı. UC Berkeley Üniversitesi Mikrobiyal Ekoloji Laboratuvarının kurucusu Prof. Dr. Ignacio Chapela, 16 Haziran tarihinde Boğaziçi Üniversitesi Demir Demirgil Salonu’nda, “GDO Araştırmaları ve Üniversitelerin Ticarileştirilmesi” konulu bir konferans verdi.

Meksika’da, genetiği değiştirilmiş mısırdan yerel mısır çeşitlerine transgenik DNA parçalarının geçtiğini gösteren ilk bilim insanlarından biri olan Ignacio Chapela, GDO’lu ürün üretiminin şu anda %98’inin ABD, Kanada, Brezilya, Arjantin ve Hindistan’da bulunduğunu belirterek “GDO’lu ürünler ve organik ürünler beraber birbirini etkilemeden var olamazlar. GDO’lu ürünler etkileşime girdiği an organik ürünler değişime uğrayacaktır.” dedi. Özellikle genetik kirlilikten etkilenecek ürünler ve ülkeler olduğuna dikkat çeken Chapela, buğdayda Türkiye ve Mezopotamya bölgesinin, mısırda Meksika gibi ülkelerin tehlike altında olduğunu belirtti.

“Bu nedenle gelecekte nasıl bir tavır izleneceği çok önemli” diyen Chapela, GDO’ya karşı dünyada akademik çalışma yapılamadığını, devletlerin, özel sektörün ve hatta akademik dünyanın bile bu araştırmaları yapanları baskı altında tuttuklarını iddia etti. Chapela, “Akademi dünyasında bir söz vardır: ‘GDO’ya karşı bir soru, bir mesleğe bedel olur!’ dedi.

“GDO için verilen vaatler yalan”

1980’lerde tarım, tıp hatta enerji için en önemli kurtarıcı olarak gösterilen biyoteknoloji çalışmaları ve bu paralelde DNA’nın dönüşümüyle oluşan GDO için verilen vaatlerin yalan olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Ignacio Chapela, “Elimizde az sayıda insanlar üzerinde çalışma, ama “örnek organizmalar” olarak tanımlanan fare, maymunlar üzerinde çokça çalışmalar var. Diğer bir kaynağımız ise laboratuvar örneği olmayan ama tarım alanlarında yaşayan hayvanlar, inek, domuz ve koyunlar üzerinde yapılan çalışmalar. Tüm bu araştırmalar konusunda elimizde somut kanıtlar, insan ve farelerin sindirim yolu dokularının üzerinde GDO’lu ürünlerin etkilerini görebiliyoruz. Ek olarak özellikle bağışıklık sistemi üzerinde GDO’nun çok büyük etkileri var. Daha ilginci fareler üzerinde yapılan araştırmalar, iç organlar üzerinde zarar ve üreme sistemi konusunda problemleri ortaya çıkardı. Elimizde düşük, deforme doğum ve kısırlık gibi problemleri gösteren çalışmalar var” dedi.

Bu konuda akademik çalışma yapanlara yönelik olarak ise ülkelere göre farklılık göstermekle birlikte çok büyük baskı ve tehditlerin bulunduğunu belirten Chapela, devletler, iş dünyası ve bazı akademik çevrelerin üçlü olarak GDO’ya karşı tüm araştırmaları engellemeye çalıştığını iddia etti.

Chapela, “Ancak yapılan küçük tekil tüm çalışmalarda GDO’nun özellikle antibiyotik direnci geliştirdiği kanıtlanıyor. Çin’de altı büyük nehirde yapılan çalışmalarda DNA’sı değişmiş bakteriler ve çok güçlü biçimde antibiyotik direnci ortaya çıktı. Tıp dünyasından bilim adamları kamu sağlığı açısından en büyük tehdidin antibiyotik direnci olduğunu belirtiyor” şeklinde konuştu.

Chapela konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Özetlemek gerekirse, GDO’nun sağlığa etkileri neler? Bilmiyoruz. İnsanlar GDO’dan ölüyor mu? Bilmiyoruz. Ama olası. Jeffrey Smith’in dünya çapında verdiği bir sunum var. 1960’lardan 2016’ya kadar grafik olarak yaptığı çalışmada; bu yıllar arasında kanser, otizim vakalarının artış oranı ile GDO’lu ürünlerin artış oranı aynı paralellikte yükseliyor.  O yüzden Smith kanser ve otizm gibi sorunların sebebinin GDO’lar olduğunu belirtiyor.’’.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın