20 yıldan fazla bir süredir Amerikan gıda sistemi içerisinde yer alan GDO’lu gıdalar artık Amerika’da da etiket sahibi olacak ama nasıl? Endüstrinin desteğini alan bu yasa neden herkesi memnun edemedi? Amerika’da son bir buçuk ayda neler oldu?

Amerika’nın Vermont eyaletinde GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) içeren gıdaların etiketlenmesine yönelik çıkarılan yasanın 1 Temmuz itibariyle yürürlüğe girmesinin ardından Amerikan Senatosu ve Temsilciler Meclisi Vermont yasasını geçersiz kılacak yeni bir GDO etiketleme yasasını kabul ettiler. Amerika’da GDO’lu gıdaların etiketlenmesini zorunlu kılan yasa beklendiği gibi 30 Temmuz’da Başkan Obama tarafından imzalandı ancak başta Vermontlular olmak üzere GDO’lu gıdaların etiketlenmesine yönelik çalışmalar yürüten gruplar yeni yasadan memnun değil. 20 yıldan fazla bir süredir Amerikan gıda sistemi içerisinde yer alan GDO’lu gıdalar artık Amerika’da da etiket sahibi olacak ama nasıl? Endüstrinin desteğini alan bu yasa neden herkesi memnun edemedi? Amerika’da son bir buçuk ayda neler oldu?

obamaAmerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Vermont Eyaletinde 2014 yılında kabul edilen ve bu yılın Temmuz ayı başında yürürlüğe giren etiketleme yasası, market raflarında yer alan GDO’lu ürünlerin ambalajları üzerinde ‘GDO içerdiklerine’ dair bir ifadenin yer almasını zorunlu kılıyordu. Ancak 7 Temmuz tarihinde Amerikan Senatosunda ve 14 Temmuz tarihinde de Temsilciler Meclisinde kabul edilen yeni bir etiketleme yasası, Vermont ve diğer eyaletlerin çıkarmış olduğu veya çıkarmaya çalıştıkları GDO’lu gıdaların etiketlenmesine dair tüm yasaların bir anda geçerliliklerini yitirmesine sebep oldu. Eyalet yasalarının da üzerinde olan bu yeni etiketleme yasasının yürürlüğe girebilmesi için gerekli olan son imza ise ABD Başkanı Barack Obama tarafından atıldı. Yasanın uygulanması konusunda detayları belirleyecek olan ve gerekli ek yasal düzenlemeleri oluşturacak olan Amerikan Tarım Bakanlığı ise daha Başkan yasayı imzalamadan önce çoktan gerekli çalışmalara başlamıştı.

Tek eyalete özel GDO etiketlemesinin zorlukları

Vermont eyaletinde çıkarılan GDO’lu gıdaların etiketlenmesine yönelik yasa, pek çok tartışma ve soru işaretini de beraberinde getirmişti. Gıda endüstrisi tedarik ve dağıtım zincirlerinin yapısı nedeniyle tek bir eyalete özel etiketlemenin uygulanmasının neredeyse imkansız olduğunu, tedarik zincirinin baştan yapılandırılmasının ise kendilerini muazzam bir mali yük altına sokacağını savunuyordu. Bir yandan gıda endüstrisi temsilcileri yürütmeyi durdurma kararı almak için mahkemelere başvururken, diğer yandan eyalet yasalarının üzerinde ülke genelinde uygulanacak ve gönüllülüğe dayanan bir GDO etiketleme yasasının Senato’dan çıkarılabilmesi için çalışmalara devam ediyordu. Ancak Vermont yasasının yürürlüğe giriş tarihinden önce gönüllülüğe dayalı GDO etiketleme yasası Kongre’de gerekli oy desteğini bulamadığı için rafa kaldırıldı.

Gıda şirketleri tüketicilerin yedikleri gıdalarda ne olduğunu bilmeye hakları olduğunu kabul ediyor

Amerika’da GDO içeren tüm ürünlerini ülke çapında Vermont yasası ile uyumlu şekilde etiketleyeceğini açıklayan ilk şirket Campbell Soup şirketi oldu.
Amerika’da GDO içeren tüm ürünlerini ülke çapında Vermont yasası ile uyumlu şekilde etiketleyeceğini açıklayan ilk şirket Campbell Soup şirketi oldu.

Amerika’da GDO içeren tüm ürünlerini ülke çapında Vermont yasası ile uyumlu şekilde etiketleyeceğini açıklayan ilk şirket Campbell Soup şirketi olmuştu. Amerikan Senatosunda gönüllülüğe dayalı etiketleme sistemi getirecek yasa tasarısının reddedilmesi, ABD’nin önde gelen gıda firmalarının bu konuda atacakları adımları belirlemesinde yönlendirici oldu. Senato’dan ülke çapında GDO’lu ürünlerin nasıl etiketleneceğine dair bir yasa çıkmayınca bir kaç gün içerisinde Amerika ve Kanada’nın en büyük 15 şirketi arasında yer alan General Mills, Mars, Kellogg ve ConAgra Foods da benzer açıklamalarda bulundular. Her ne kadar Vermont yasası ile uyumlu etiketlemeyi tüm ülke genelinde uygulamaya başlasalar ve tüketicilerin yedikleri gıdalarda ne olduğunu bilmeye hakları olduğunu kabul etseler de bu şirketler tarafından yapılan açıklamaların tümünde GDO’ların güvenli olduğu ifadesi de yer alıyordu.

Ancak Vermont eyaletinde ürünleri bulunan tüm gıda üreticileri bu beş büyük şirket ile aynı yolu izlemedi. Amerika’nın en az nüfusa sahip ikinci eyaleti olan Vermont’ta ürünlerinin hiçbirinin raflarda yer almaması dolayısıyla herhangi bir mali yük altına girmeden tek bir eyalette satışlarına son vermek bazı şirketler için bir diğer seçeneği oluşturdu.

Ülke çapında Vermont eyaleti yasası ile uyumlu etiketleme gerçekleştirmek ve Vermont eyaletini gözden çıkarmak seçenekleri ile baş başa kalan gıda sektöründeki bir diğer önemli şirket olan Coca-Cola ise kendisine üçüncü bir yol seçti; sadece satış hacmi düşük olan ürünlerinin Vermont eyaletinde satışını durdurmak, diğer temel ürünlerini ise eyalette yasaya uygun olarak etiketleyerek satışa sunmak. Tabii, Amerika’da 100’den fazla içecek markasına sahip olan bir şirket açısından bu hamle oldukça mantıklı kabul edilebilir. Ancak Coca-Cola’dan bu durumun geçici olduğuna dair bir açıklama da yapıldı, Bloomberg News’a konuşan Cola-Cola Co. şirketi sözcüsü Ben Sheidler, bu durumun geçici olduğunu, yeni yasaya uyum sağlayabilmek için ürün ambalajlamada nasıl yeniden yapılanmaya gidilebileceği konusunda çalışmaların sürdürüldüğünü belirtti.

“Uzlaştırıcı” yeni yasa teklifi

Vermont yasasının uygulanmaya başlamasına sayılı günler kala, 23 Haziran tarihinde Kansas Eyaleti Senatörü Pat Roberts ve Michigan Eyalet Senatörü Debbie Stabenow, Senato’ya “uzlaştırıcı” bir yasa teklifi sundular. Ülke çapında GDO’lu ürünlerin zorunlu olarak etiketlenmesini sağlayacak olan yeni yasa teklifi, etiketlenmenin yapılma şekli ve yanlış etiketleme yapılması durumunda üreticilerin karşı karşıya kalacağı cezalar gibi hususlarda Vermont yasası ile arasında ciddi farklılıklar barındırıyordu. Ve bu ciddi farklılıklar başta Vermont eyaleti olmak üzere şimdiye kadar GDO’lu gıdaların zorunlu olarak etiketlenmesi yönünde çalışmalar ve faaliyetler yürüten kurum, kuruluş ve örgütlerin yasa teklifi karşısında bir duruş sergilemelerine neden oldu.

Her şeye rağmen, 1 Temmuz tarihinde Vermont eyaleti Amerika’da GDO’lu gıdaların etiketlenmesini sağlayan ilk eyalet olabilmeyi başardı. Ve bu başarı Vermont Valisi Peter Shumlin’in iki yıl kadar önce yasayı imzaladığı Hükümet binası bahçesinde öğle saatlerinde gerçekleştirilen bir organizasyon ile kutlandı. Vermont Valisi ve Senatörlerinin yanı sıra Demokrat Parti Amerika Başkan adaylarından Bernie Sanders da kutlamalara katılanlar arasında bulunuyordu. Canlı müzik ve orijinal performansların sergilendiği, katılımcıların oyunlarla eğlendiği kutlamalarda yapılan tüm konuşmalarda genel olarak; demokrasi, başarı, gıda sisteminde şeffaflık ve tüketicilerin bilgi edinme hakkı noktalarına vurgu yapıldı. Vali Peter Shumlin konuşmasında Amerika’nın ezici bir çoğunluğunun gıdalarının (GDO’lu olduklarını belirttikleri şekilde) etiketleyen diğer 63 ülke arasına katılmayı arzu ettiğini belirtti.

Vermont’ta kamu yararına çalışmalar ve araştırmalar gerçekleştiren Public Interest Research Group adına konuşma yapan avukat Falko Schilling; “Bugün yaptığımız kutlama, Vermont’un demokrasinin işlediği bir yer olduğunu bizlere bir kez daha gösteriyor. Amerikalıların yüzde 90’ı GDO’lu gıdaların etiketlenmesini defalarca talep etti ve cesur eyaletimiz bu konuda bir adım atıp tüketicilerin çıkarlarını her türlü çıkarın üzerinde tuttu. Gelecekte ne olursa olsun bu gün tarih yazmamıza yardımcı olmuş olan herkes kendisiyle gurur duymalı.” açıklamasında bulundu.

Schilling ayrıca; “Şu anda ülkenin her yerinde tüketiciler burada yaptığımız çalışmalar sayesinde genetiği değiştirilmiş gıdalar üzerinde yer alan etiketleri görüyor.” açıklamasında bulundu. Ancak bu son ifade kısmen doğruluk payı taşıyordu. Ürünlerini tüm ülkede Vermont yasası ile uyumlu olarak etiketleyeceğini açıklayan şirketler olduğu gibi, pek çok şirket de ürünlerinin Vermont’ta dağıtımını kısmen veya tamamen durdurmuştu. Kutlamaların yapıldığı gün Vermont’ta yer alan süpermarketlerde bazı raflar boş kaldı. Oysa GDO’lu ürünlerin etiketlenmesini gerektiren Vermont yasası aynı zamanda perakendecilere stoklarında yer alan ve GDO’lu olarak etiketlenmemiş olan ürünlerini bir yıl daha satışa sunabilme izni veriyordu. Ancak sadece sınırlı sayıda gıda üreticisi şirketin ürünlerini gerekli şekilde etiketleyerek Vermont’ta satışa sunmaya devam edeceklerini açıklamasının ardından, sevdikleri pek çok markaya ait ürünleri artık kendilerine dakikalar kadar uzaktaki marketlerde bulamayacakları endişesi tüketicilerin de 1 Temmuz öncesinde kendi ürün stoklarını oluşturmalarına sebep oldu.  2 Temmuz tarihinde ise bir önceki güne nazaran daha fazla sayıda raf boş kalınca bazı süpermarketler çözümü raflara “Bu ürünü artık size sunamayacağımız için özür dileriz. Bu ürünün üreticisi ürün ambalajını yeni GDO etiketleme yasası ile uyumlu hale getirmek için değiştirmeyecek.” gibi ifadelerin yer aldığı notlar yapıştırmakta buldu.

Ve beklenen oldu, perakendeciler 1 Temmuz tarihinde 3,000 civarında ürünün artık üreticiler tarafından kendilerine ulaştırılmayacağı bilgisini resmen aldılar. Ürün sayısı olarak 3,000’in hiç de azımsanacak bir rakam olmadığı bir gerçek. 3,000 adet ürün Vermont’ta yer alan büyük çaplı bir süpermarketin toplam ürün sayısının %10’unu oluşturuyor. GDO içermeyen ve yasa gereği etiketlenmesi gerekmeyen (et ve süt ürünleri gibi) gıda ürünleri de bir kenara konulduğunda toplam ürünlerin %10’unun raflarda yerini alamaması tüketicilerin Vermont’ta belli ürünlere artık erişemeyeceklerini ya da sadece bir ya da iki marka arasında seçim yapabilecekleri anlamına geliyor. Dolayısıyla tüketicilerin bilgi edinerek bilinçli tercih yapabilmeleri amacıyla çıkarılmış olan bir yasa ilginç bir şekilde aynı zamanda tüketicilerin bazı ürün gruplarında tercih yapabilme haklarını ellerinden almış oldu.

Eyalette belli ürünlerde seçeneklerin ciddi miktarda azalması dolayısıyla gıda fiyatlarını ne şekilde etkileyeceği de bir başka endişe kaynağıydı. İlk etapta eyalette ürün fiyatlarında her hangi bir değişiklik yaşanmadı. Ancak “seçeneğin azalması, rekabetin azalmasına yol açacak, bu da ister istemez fiyatlara yansıyacak mı?” sorusu yanıtsız kalsa da daha yasa yürürlüğe girmeden yapılan tahminler uzun vadede fiyatların bu durumdan etkileneceği yönündeydi.  VCax haber sitesine yaptığı değerlendirmede St. Michael’s Koleji’nden İşletme Profesörü Robert Letovsky, fiyatlarda artış yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu belirtmiş, bu durumun zaten kriz yaşamakta olan çalışan aileler, emekliler ve gençler üzerindeki olası etkileri nedeniyle endişeli olduğu ifade etmişti.

Aile başına 1000 dolar yük

Mısır Rafinecileri Derneği tarafından bu yıl Şubat ayında yayımlanan araştırma, gıda üreticilerinin yasaya uyum sağlamaları ve etiketlerini bu şekilde değiştirmeleri durumunda Vermont GDO etiketleme yasasının Amerikalı tüketicilere maliyetinin 3.8 milyar dolar seviyesinde olacağı öngörüsüne yer veriyordu.
Mısır Rafinecileri Derneği tarafından bu yıl Şubat ayında yayımlanan araştırma, gıda üreticilerinin yasaya uyum sağlamaları ve etiketlerini bu şekilde değiştirmeleri durumunda Vermont GDO etiketleme yasasının Amerikalı tüketicilere maliyetinin 3.8 milyar dolar seviyesinde olacağı öngörüsüne yer veriyordu.

Gıdalarda rekabetsizliğe dayalı bir fiyat artışı yaşanmasa bile gıda firmalarının tüm ürünlerini veya sadece Vermont eyaletinde dağıtımı yapılacak olan ürünlerini etiketlemelerinin de bir maliyeti bulunuyor. ABD Mısır Rafinecileri Derneği (CRA) tarafından bu yıl Şubat ayında yayımlanan araştırma, gıda üreticilerinin yasaya uyum sağlamaları ve etiketlerini bu şekilde değiştirmeleri durumunda Vermont GDO etiketleme yasasının Amerikalı tüketicilere maliyetinin 3.8 milyar dolar seviyesinde olacağı öngörüsüne yer veriyordu. Daha önce bu konuda yapılmış olan araştırmalarda da maliyetin 4 milyar dolar seviyesinde olacağı değerlendirilmişti. Dernek tarafından yayımlanan araştırmada yer alan bir diğer önemli rakam ise gıda ve içecek firmalarının ürünlerini GDO’suz olarak reformüle ederek üretmeye başlamaları veya ürünlerin GDO etiketi taşımalarını gerektirmeyecek miktarda az GDO içermeleri yönünde çalışmalar yapmalarının maliyeti. Bu durumda ise Amerikalı tüketicilerin omuzlarına binecek yük çok daha yüksek; yıllık 81.9 milyar dolar, aile başına 1,000 doların üzerinde. Tabii, tek bir gıda firmasının maliyete karşın ürünlerinde GDO kullanmaması olası ancak böyle bir hedefi gerçekleştirmek için maliyetin yanı sıra süre ve sürecin zorluklarının da göz önüne alınabilmesi gerekiyor. Gıda şirketlerinin Amerika’da üretimde kullandıkları bazı bitkilerin GDO’suzuna erişebilmeleri ise tam anlamıyla başlı başına sıkıntılı bir durum.

ABD’de GDO’suz gıda üretimi uzak gelecekte de mümkün değil

Amerika’da GDO’lu ekinlerin tarım ve ticaret alanındaki varlıkları ne yeni ne de düşük miktarda. Amerika Tarım Bakanlığı verilerine göre Amerika’da soya ekimi yapılan alanların %94’ünde, pamuk ekimi yapılan alanların %93’ünde ve mısır ekimi yapılan alanların %92’sinde GDO’lu ürünler yetiştiriliyor. Amerika’da tarım ve ticareti yapılan diğer GDO’lu bitkiler ise; şeker pancarı, kanola, yonca, papaya, kabak ve patates.  (Genel kanının aksine ne Amerika’da ne de dünyanın herhangi başka bir ülkesinde GDO’lu buğday yetiştirilmiyor.) Dünya genelinde GDO’lu ürün ekimi yapılan tarım alanları oranının en yüksek olduğu ülke Amerika ve aynı zamanda toplamda Amerika, GDO’lu tarım yapılan alanların %40’ına sahip. Dolayısıyla GDO tarımının özellikle bazı bitkilerde bu denli baskın durumda olduğu bir ülkede tamamıyla GDO’suz gıda üretimi uzak gelecekte de mümkün değil.

1 Temmuz tarihindeki kutlamaların ardından sevdiği markaların bir kısmına belirsiz bir süre için veda eden Vermont’u ertesi hafta Amerikan Senatosunda zorlu bir süreç bekliyordu. 6 Temmuz çarşamba akşamı Vermont yasasını tarihe gömebilecek olan yasa teklifinin son görüşme ve oylaması gerçekleştirildi. Kutlamalarda Vermont yasasını savunmak için ellerinden geleni yapacaklarını açıklayan Vermont Senatörleri sözlerinde durdu, Senato oldukça hararetli tartışmalara sahne oldu. Vermontluların aileleri için sınırlı bütçeleri ile bilinçli tercihler yapmak istediğinin altını çizen Senatör Patrick Leahy; “Güçlü çıkar gruplarının Vermont yasası karşısında güç birliği yaptıklarının farkındayız. En başından beri gerçek buydu. Geçen hafta yayımlanan teklif, Vermont’un bu alanda titizlikle yaptığı çalışmalar karşısında saygılı bir duruş sergilemiyor, Vermontlular bunu destekleyemez ve desteklemeyecekler. Vermontlular ve tüm Amerikalılar daha iyisini hak ediyor.” dedi.

Senatör Bernie Sanders da konuşmasında; “Dünya genelinde düzinelerce ülkede GDO etiketlemesi uygulanıyor. Bu tartışmalı bir konu değil. Şimdiden ülkemizdeki önde gelen gıda firmaları ürünlerini etiketlemeye başladı. İnsanların tükettikleri gıdalarda ne olduğunu bilmeye hakları var. Bu yasa tasarısını mağlup etmek için elimden geleni yapacağım.” ifadelerine yer verdi. Demokrat Parti Kongre üyesi ve Vermont temsilcisi Peter Welch’in eleştirisi ise çok daha ağırdı, Welch yaptığı açıklamada Senato’da “sözde” uzlaştırıcı olarak kabul edilen GDO etiketleme yasa tasarısını tek kelime ile tanımladı: “aptalca”.

GDO’lu gıdaların ülke çapında “nasıl” etiketleneceği tartışma konusu

Oysa Vermont Senatörleri tarafından yerden yere vurulan yasa tasarısı daha önce yeterli oy sağlanamadığı için kabul edilmeyen yasa teklifinde olduğu gibi GDO etiketlemesini “gönüllü” değil ülke çapında zorunlu kılıyordu. Tasarının bu denli ağır eleştirilere maruz kalmasının temel sebebi, GDO’lu gıdaların ülke çapında “nasıl” etiketleneceğini ortaya koyması ve ortaya koyduğu şeklin Vermont yasasından farklı olmasıydı.

Vermont eyaleti tarafından çıkarılan GDO etiketleme yasası, GDO’lu gıda ve içecek ürünlerinin ambalajları üzerinde GDO içerdiğine dair bir ifadeye yer vermelerini zorunlu kılıyor. Ancak Amerikan Senatosuna sunulan yasa teklifi, gıda ve içecek üreticilerini GDO içeren ürünleri hakkında yine ambalaj üzerinde bilgilendirmelerini zorunlu hale getirirken aynı zamanda üreticilere üç adet seçenek sunuyor. Yasa teklifine göre üreticiler GDO’lu ürün ambalajları üzerinde ya (Vermont eyaletinde de uygulandığı şekilde) ürünün GDO içerdiğine dair bir ifadeye veya Tarım Bakanlığı tarafından belirlenecek bir sembole veya dijital bir QR koduna yer verebilecekler. İlk seçenek Vermont yasası ile bire bir uyumlu, ikinci seçenek kabul edilir bulunsa da üçüncü seçenek olan QR kodu seçeneği yasa tasarısı ile ilgili tartışmaların fitilini ateşledi.

QR kodu hali hazırda Amerika’da gıda alanında kullanılmakta olan bir uygulama olduğundan gıda ve içecek endüstrisinin de desteklediği bir seçeneği oluşturuyor. Üstelik gıda dernekleri SmartLabel (Akıllı Etiket) adını verdikleri bu QR kodu uygulamasının ürünlerin GDO içeriği de dahil olmak üzere ürün ambalajları üzerine sığması imkansız olan ürünle ilgili geniş kapsamlı pek çok bilgiyi de tüketicilere sunduğunu belirtiyorlar. Amerika’da bugün toplam 1,150’den fazla ürün SmartLabel QR kodu taşıyor. Yasa tasarısı henüz onaylanmadan gıda dernekleri tarafından yapılmış olan açıklama da 2017 yılı sonuna kadar QR kodu taşıyan ürün sayısının 34,000’in üzerine çıkacağı şeklindeydi.

Ancak QR kodu uygulaması Senato’da kafaların karışmasına neden oldu. Yasa tasarısına karşı çıkan Cumhuriyetçi Kongre üyesi Vern Buchanan gıda etiketlerinin basit ve anlaşılır olması gerektiğini savundu. Buchanan, QR kodlarının bu tanıma uymadığını tek bir soru ile ortaya koydu; “Çocukları ile alışverişe çıkan hangi anne rafların ortasında durup almak istediği her ürününün içeriğini internet sitesinden kontrol eder ki?” Ancak şu da bir gerçek ki yoğun ve hızlı bir tempoda yaşamını sürdüren tüketicilerin QR kodları vasıtasıyla satın aldıkları gıdaların içeriğini kontrol edip etmeyeceklerini tüketicilerin tercihleri ve öncelikleri belirleyecek.

Bu konuda belki de gözden kaçan nokta dijital dünyanın tüm yeniliklerine hızla adaptasyon sağlayabilen yeni nesillerin interneti temel bilgi kaynağı olarak kullanıyor oluşu. Yasa tasarısı karşıtları, QR kodu uygulamasının akıllı telefonu olmayan ve internet erişimi sınırlı olan tüketiciler için bir yarar sağlamayacağı savunmasını da ortaya koydu. Ancak Amerika gibi gelişmiş ülkelerde akıllı telefon ve internet kullanımı oldukça yüksek seviyelerde. Gelişmekte olan ülkelerde ise oranlar hızla yükselmeye devam etmekte. Bu yıl Paw Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan bir araştırmaya göre Amerika akıllı telefon kullanımında dünyada 4. sırada yer alıyor. Amerika’da yetişkinlerin %91’i cep telefonuna, %72’si ise akıllı telefona sahip. Araştırma Merkezinin akıllı telefon kullanımı konusunda ortaya koyduğu bir başka oran bu konuda daha büyük bir öneme sahip. Araştırmaya göre Amerika’da 35 yaş üstü akıllı telefon sahibi kişilerin oranı %65 iken 18 ve 35 yaş arası kişilerde bu oran %92 ve her gün artmaya devam ediyor. Dolayısıyla QR kodu uygulaması ile ilgili kullanılabilecek belki de en doğru ifade, ‘gelecek nesiller için doğru bir yatırım’ olduğu.

Vermont Senatörleri Bernie Sanders ve Partick Leahy yaptıkları açıklamalarda yasa tasarısının yeteri kadar kapsamlı olmadığını ve Vermont yasası kadar katı gereksinimler ortaya koyamadığını belirttiler. Ancak Senatörler tarafından “yeterince katı” bulunmayan yasa tasarısının en nihayetinde Amerika’da GDO içeren gıda ve içeceklerin farklı şekillerde de olsa etiketlenmesini zorunlu kılıyor. Yasa tasarısının destekçileri de özellikle bu gerçeği vurgulayarak, tükettikleri gıdaların içeriği ile ilgili bilgi sahibi olmak isteyen tüketicilerin artık ülke genelinde bilgilendirileceğini savundular.  Ve sadece tek bir eyalette uygulanan “katı” bir etiketleme yasasının etkilerini sadece sayılı markada görebilen tüketicilerin bir kısmının da desteğini almayı başardılar.

GDO’lu gıdaların güvenli olmadığına dair yapılan eleştiriler ise dünya genelinde tarım ve ticareti yapılan ve tüketilen GDO’ların her açıdan katı değerlendirme süreçleri sonucunda onaylanarak pazara sunuluyor olduğu gerçeği nedeniyle yeterli etkiye sahip olamadı. Gıda endüstrisi, Amerika’da gıdaların ortalama %75-80’inin GDO’lu bileşen içerdiğine ve tüm bu gıdaların Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından “tüketilmesi güvenli” olarak değerlendirildiğine dikkat çekti.

Farklı eyaletlerde farklı uygulamaların önüne geçilecek

Yasa tasarısı destekçileri, bu yasa ile tüketicilerin ülke genelinde bilinçli şekilde tercih yapabilmelerinin yanı sıra ülke çapında geçerli olacak bu yasa ile farklı eyaletlerde farklı uygulamaların da önüne geçileceğini savundular. Şimdiye kadar sadece Vermont eyaletinde GDO’lu ürünlerin etiketlenmesi konusunda bir yasa yürürlüğe girmiş olsa da benzer bir yasa hazırlığı içerisinde olan eyaletler de bulunuyor. Ancak bir başka eyaletin de benzer bir yasa çıkarması, yasanın içeriğinin ve gıdaların etiketlenme şeklinin Vermont eyaleti yasası ile aynı olacağı anlamına gelmiyor. Bir başka eyaletin farklı şekilde bir etiket talebinde bulunması ise gıda ve içecek sektörünü çok fazla endişelendiren konuların başında geliyor. Çünkü farklı eyaletlerin farklı etiket uygulamaları sonuç olarak gıda ve içecek sektöründe yer alan tüm üreticilerin ürünlerinin dağıtımını yaptıkları her bir eyalet için farklı ürün ambalajı kullanması gerektiği anlamına geliyor. Pratikte uygulanması imkansız olan durum 50 eyaletten oluşan bir ülke için teoride bile yeterince kafa karıştırıcı.

Yasa tasarısı savunucularından Kongre üyesi Kansas Senatörü Mike Pompeo da yaptığı konuşmada bu konuya dikkat çekerek; “Bu kanun olmadan, eyalet seviyesinde çıkarılacak birbirleri ile tutarsız yasalar tedarik zincirinde karmaşıklıklara ve pazarda işleyişin durma noktasına gelmesine neden olur ki bu durum dünyayı beslemek için çalışan çiftçilerimiz açısından da açıkça kabul edilemez. Aynı zamanda bu durum sadece tarım camiasına zarar vermekle kalmaz, marketlerde fiyatların yükselmesine de sebep olur.” açıklamasında bulundu. Daha önce bu konuda açıklamada bulunan Amerika Tarım Bakanı Tom Vilsak da, eyaletlerin kendi düzenlemelerini getirmeleri sonucu oluşacak muhtemel bir karmaşanın önüne geçebilmek için Kongre’nin GDO’lar ile ilgili ülke çapında geçerli olacak bir yasal düzenleme getirmesi gerektiğini savunmuştu.

“Amerika’da ilk defa tüketiciler genetiği değiştirilmiş bileşen içeren gıda ürünleri üzerinde ulusal ve zorunlu bir etikete sahip olacaklar.”

Tarım Komitesi üyesi Senatör Debbie Stanbenow: "Her iki partinin de desteğini alan bu yasa, tüketiciler ve aileler açısından bir başarı."
Tarım Komitesi üyesi Senatör Debbie Stanbenow: “Her iki partinin de desteğini alan bu yasa, tüketiciler ve aileler açısından bir başarı.”

Tüm bu tartışmaların sonunda Amerika genelinde GDO’lu ürünlerin etiketlenmesini zorunlu kılan ve endüstriye etiketleme için seçenekler sunan yasa tasarısı 7 Temmuz tarihinde Amerika Senatosunda 30 ret oyuna karşı 63 kabul oyu ile kabul edildi. Tartışmalar hız kesmeden devam etse de tam bir hafta sonra, 14 Temmuz tarihinde Amerika Temsilciler Meclisinde oylamaya sunulan yasa tasarısı 117’ye karşı 306 oyla, hem Cumhuriyetçi hem de Demokratların desteğini alarak kabul edildi.

Oylamanın ardından Tarım Komitesi üyesi Senatör Debbie Stabenow yaptığı açıklamada; “Her iki partinin de desteğini alan bu yasa, tüketiciler ve aileler açısından bir başarı. (Amerika’da) ilk defa tüketiciler genetiği değiştirilmiş bileşen içeren gıda ürünleri üzerinde ulusal ve zorunlu bir etikete sahip olacaklar.” değerlendirmesinde bulundu.

Senatör Jim Govern ise Amerikalıların eninde sonunda daha açık bir sistem talep edecekleri görüşünde. Govern; “Tartışmaların sona erdiğini, artık her şeyin bittiğini düşünenler için benim öngörüm: yanılıyorsunuz. İnsanlar daha açık, zorunlu bir GDO etiketi için mücadele etmeye devam edecekler.” açıklamasında bulundu.

Yasa tasarısının hayata geçmek için ihtiyaç duyduğu tek bir imza kalmıştı; Başkan Obama’nın imzası. Yasa tasarısı karşıtları çalışmalarına hız kesmeden devam etti, Başkan Obama’ya ve Beyaz Saray’a tasarının onaylanmaması gerektiği ile ilgili mektuplar yolladılar, internet üzerinden açık mektuplar yayımladılar. Ancak genel kanı Obama’nın tasarıyı imzalayacağı yönündeydi. Beyaz Saray sözcüsü Katie Hill tarafından da beklentileri karşılar şekilde bir açıklama yapıldı. Hill; “Genetiği değiştirilmiş bitkilerden üretilen gıdaların güvenli olduğuna dair geniş kapsamlı bir fikir birliğine varılmış olsa da, tüketicilerin gıdalar ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olma isteğini karşılayan, her iki parti tarafından da desteklenen çabayı takdir ediyoruz. (Tasarı) ile ilgili Beyaz Saray içerisindeki gelişmeleri takip ediyoruz ve Başkan’ın tasarıyı mevcut şekli ile imzalamasını bekliyoruz.” açıklamasında bulundu.

30 Temmuz tarihinde Başkan Obama, Amerika’da satışa sunulan gıdaların %80’ine yakınını oluşturan GDO’lu gıdaların ilk defa ülke çapında zorunlu olarak etiketlenmesini sağlayacak olan yasayı imzaladı. Beyaz Saray sözcüsü Katie Hill yaptığı açıklamada, bu yeni yasal düzenlemenin tüketicilerin gıdalar ile ilgili bilgilere erişimi konusunda yeni fırsatlar sunduğunu belirtti.

Ülke genelinde GDO’lu gıdaların etiketlenmesi konusunda ulusal bir standarda ihtiyaç duyulduğu yönünde daha önce defalarca açıklamalarda bulunan gıda endüstrisi, yasanın en büyük destekçileri arasında yer alıyordu. Yasanın destekçileri arasında gıda endüstrisinden büyük ve küçük çaplı işletmelerin yanı sıra; ulusal ve eyalet tarım organizasyonları, tarımsal işletmeler, çiftçi kooperatifleri ve ulusal ve bölgesel perakende zincirleri de yer alıyor.

Şeffaflık alanında yeni bir çağ

Gelişmeler karşısında memnuniyetlerini açıklayan gıda dernekleri, bu yeni yasal düzenlemenin “tüketicilerin gıda bileşenleri ile ilgili bilgi sahibi olmasında şeffaflık alanında yeni bir çağ” açtığı yönünde bir açıklamada bulundular. Yasa destekçileri, gıdaların etiketlenmesi konusunda tutarlı ulusal bir standarda kavuşmaktan dolayı memnuniyetlerini açıkladılar. Başkan Obama’nın hem tüketiciler hem de üreticiler açısından son derece büyük bir öneme sahip olan yasayı imzalamasından dolayı memnuniyet duyduğunu belirten Uluslararası Süt Ürünleri Derneği Başkan Yardımcısı Clay Hough; “yeni yasa, pazara ihtiyaç duyulan tutarlılığı getirecek” açıklamasında bulundu.

2014 yılında Vermont eyaleti tarafından imzalanan ve bu yıl Temmuz ayında yürürlüğe girmeyi de başaran GDO etiketleme yasasının dünya üzerinde 20 yıldan fazla süredir var olan GDO’ların sonunda Amerika’da ülke çapında etiketlenmesini sağladığı bir gerçek. Tüketicilerin Amerika’da uzun süredir talep ettiği ve şimdi endüstrinin de desteğine sahip olan zorunlu GDO etiketleme yasası, herkesi tam anlamıyla tatmin etmemiş olsa da “uzlaşmanın” her zaman orta yolu bulmayı gerektirdiği de bir gerçek.

Şimdi tüketicilerin bilinçli tercihler yapmalarını sağlayacak, endüstriyi ise geleceğin belirsizliklerinden koruyacak olan yasanın uygulanması ile ilgili detaylar ve gerekli ek yasal düzenlemeler Amerika Tarım Bakanlığı tarafından yapılacak iki senelik bir çalışma ile ortaya konulacak. Tarım Bakanlığı tarafından yapılan açıklama, çalışmaların şimdiden başladığı yönünde. Tarım Bakanlığı, bu konu üzerinde çalışmak üzere bir çalışma grubu oluşturulduğunu, bu yeni programın etkin bir şekilde oluşturulması amacıyla açık ve şeffaf bir şekilde ilerleme kaydedileceğini duyurdu. Artık sonu gelmeyen tartışmaların yeni adresi, Amerikan Tarım Bakanlığı olacak.

Süreçte bundan sonraki gelişmeler neler olacak? Bu konudaki görüş ve tartışmaların detaylarını gelecek yazımızda ele alacağız…

2 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın