Prof. Dr. Meriç Albay, özellikle su ürünleri mühendisliği konusunda gelecekte daha fazla yetişmiş insana ihtiyaç duyulacağını söyledi.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meriç Albay, İstanbul’a yakın sulak alan ve barajların nüfus tehdidi altına girdiğini belirterek Sapanca, Manyas gibi göllerin yakın zamanda kaybedilme riski altında olduğunu söyledi.

İstanbul Üniversitesi’nin yürüttüğü bir araştırma ile Türkiye’de içme sularının kalitesi ölçülerek yakın zamanda konuya ilişkin atılması planlanan adımlar masaya yatırılacak. Projeyi açıklayan Prof. Dr. Meriç Albay, İstanbul’a yakın sulak alan ve barajların nüfus tehdidi altına girdiğini belirterek Sapanca, Manyas gibi göllerin yakın zamanda kaybedilme riski altında olduğunu söyledi. Albay, içme ve yüzme sularındaki siyanotoksin maddesinin büyük bir tehlike olduğunun altını çizerek bununla ilgili Türkiye’de su kalitesi haritası çıkaracaklarını söyledi.

Türkiye’nin su kalitesi haritasını çıkardıklarını açıklayan İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Albay, yakın gelecekte insan sağlığı açısından en önemli sorunlardan biri haline gelebilecek su kalitesine ilişkin dikkat çeken tespitler yaptı.

İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nin Türkiye’de siyanotoksinleri ölçen tek laboratuvar olduğunun altını çizen Albay, bu konuda yetişmiş insan gücü ve özellikli su mühendislerinin öneminin giderek artacağını söyledi. Su ürenlerinin özellikle balığın insan sağlığı için büyük bir değer olduğunu belirtetn Albay, Türkiye’de balık tüketiminin Kuzey Afrika ülkelerinden bile geride olduğunuve bunun yakışmayacak bir tablo ortaya koyduğunu söyledi. Albay, “Beslenmemiz için protein değeri bakımından en kıymetli ürünlerden biri balık. Bu kıymetli ürünün halkımız tarafından daha fazla tüketilmesi istiyoruz. Kuzey Afrika ülkeleri bizden daha fazla balık tüketiyor. Ülkemizde hamsi unundan balık üretiminde kullanılmasını da çıkarırsanız 4-5 kiloluk bir balık tüketimi var. Bizim gibi modern bir topluma yakışmıyor. Ülke olarak artık karbonhidrat ağırlıklı beslenen toplumdan, daha doğru beslenen, su ürünleri tüketen bir topluma doğru değişmeliyiz.” dedi.

Dünya mirası sulak alanlar tehdit altında

Albay’ın üzerinde durduğu en önemli konulardan biri hem kuş türleri hem de diğer canlılar için hayatı öneme sahip sulak alan ve göllerle ilgili durum. Türkiye’de nüfus yoğunluğunun fazla olduğu bölgenin çevresinde olmaları nedeniyle İznik, Manyas ve Sapanca gibi göllerin büyük bir baskı altında olduğunu belirten Aybay, bu alanları kaybetmek üzere olduklarını belirterek şu uyarılarda bulundu: “Diğer bir tehdit ise su kaynakları üzerinde etkili olan iklimsel nedenler. Ülkemiz artık yeterli derecede kar yağışı alamıyor. Her geçen yıl iç sularımızdaki tehdit artıyor. Bu durum, sucul ekosistemlerde yaşayan birçok balık, kuş ve bitki türleri için tehdit oluşturuyor. Bunları da kaybetme riskimiz var. İşte bu yüzden ülkemizin Su Ürünleri Mühendislerine ihtiyacı var. Barajlarımızın, sulak alanlarımızın ve göllerimizin doğru yönetilmesi belki de önümüzde yıllarda Türkiye’deki en önemli işlerden bir tanesi olacak”

Suyun kalite haritası çıkacak

İstanbul gibi nüfusu 15 milyona yaklaşan bir metropolde musluk suyunun içme suyu olarak kullanılamaması ve alternatif damacana sularının tüketilmesi çeşitli zamanlarda gündeme gelmişti. Bu konuda İSKİ de yeni önlemler alarak musluk suyunun klor kontrollerinin artırılarak denetimin sıklaştırılacığını dile getirmişti. Sadece İstanbul’da damacana su tüketenlerin oranının yüzde 75 seviyelerinde olması, su kalitesinin ne denli önemli olduğunu göstermişti.

Albay, su kalitesine ilişkin önemli bir çalışma yürüttüklerini ve bunu Orman Su İşleri Bakanlığı’nın desteklediğini aktaran Prof. Dr. Albay, “Dünyada içme ve yüzme sularında görülen siyanotoksin sorunu ciddi bir tehdit. Bunlar insanlara, su canlılarına ve tarımda kullanılması durumunda tarımsal ürünlere zarar verebilecek metabolitler. Bununla ilgili olarak şu anda Türkiye’nin su kalitesi haritasını çıkarıyoruz. Su kaynağında hangi tehdidin ne boyutta olduğunu ölçüyoruz. Ülkemizde iklimsel nedenlere ve tarımsal kirleticilere de bağlı olarak ne yazık ki sularda siyanobakteri artışları ve siyanotoksin üretimi her geçen yıl artıyor. Tüm gölleri inceleyerek ve tehditleri gözden geçirerek sorunun büyüklüğünü ölçüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın