Çok uluslu gıda şirketlerinin markalı ürünlerinin daha düşük kaliteye sahip sürümlerini daha yüksek fiyata Doğu Avrupa pazarına sürdüğü yönünde açıklama yapan Çek Cumhuriyeti, tüketicilerin korunması amacıyla Avrupa Birliği’nin bu konuda yasal bir düzenleme getirmesini istiyor. Uzmanlar ise bu durumla ilgili, “etik olarak problemli ancak yasa dışı değil” değerlendirmesinde bulunuyor.

Çek Cumhuriyeti tarafından yapılan açıklamaya göre; içecekler, meyve suları, kahve, çikolata ve bebek gıdaları daha ucuz ve düşük kaliteli bileşenler kullanılarak üretilip Doğu ve Orta Avrupa’da piyasaya sürülen ticari markalı ürünlerden sadece bir kaçı.

Çek Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı basın sözcüsü konuya ilişkin açıklamasında; pek çoğu Türkiye’de de üretim yapmakta olan bazı çok uluslu şirketlerin marka isimlerine yer verdi.

Avrupa Birliği Tarım Bakanları toplantısında konuyu gündeme getiren Çek Cumhuriyeti, diğer ülke delegelerinin de genel olarak bu durumu “kabul edilemez bulduğunu” ve Avrupa seviyesinde bir çözüme ihtiyaç duyulduğu konusunda hem fikir olduklarını açıkladı.

Çek Cumhuriyeti, tüketicilerin korunması amacıyla, bu tarz uygulamaların önlenmesini sağlayacak yasal düzenlemelerin oluşturulması konusunda, uzmanlar tarafından müzakereler düzenlenmesi çağrısında bulunuyor.  Bu uygulamalarla tüketicilerin yanlış yönlendirildiğini savunan Çek Cumhuriyeti tarafından yapılan açıklama; “Tüm tüketiciler için, bölge veya ülke farkı gözetmeksizin, bir üreticinin tek bir isim altında ürettiği ürünlerin tamamı aynı kalitede olmalı ve ürünlerin içeriğindeki bileşenler de aynı olmalı.” yönünde.

“Kandırmaca”

Konu Çek Cumhuriyeti medyasında kendine geniş bir yer buldu ve bu durumdan oldukça rahatsız olan toplum kolay kolay yatışmayacak gibi.

Çek Cumhuriyeti Tarım ve Gıda Denetim Otoritesi (CAFIA)  tarafından düzenlenen araştırmaya göre 1000’in üzerinde katılımcının %88’i bu konuda kendilerini “kızgın ve rencide edilmiş” hissediyor, %36’sı ise bu durumla ilgili “haksız bir kandırmaca” değerlendirmesinde bulunuyor. Katılımcıların sadece %4’ü bu konuyu önemsemediklerini belirtiyor.

Üreticilerin farklı tat tercihleri gerekçelerini ise katılımcıların %77’si kabul etmiyor. Katılımcıların yarısından fazlasına (%51) göre bu durumun asıl sebebi, şirketlerin hammadde üzerinden daha fazla tasarruf etmeyi amaçlamaları.

“Etik olarak problemli ama yasa dışı değil”

Çek Cumhuriyeti Başbakanı Marian Jurecka  internet üzerinden yaptığı açıklamada, Avrupa Komisyonu Üyesi Vera Jourova ile bu konuyu görüştüğünü ve Avrupa Birliği’nde gıda kalitesinde ikilik problemini çözeceklerini belirtti.

Ancak genel kanı bu denli iyimser değil.

CAFIA sözcüsü Pavel Kopriva, FoodNavigator internet sitesine yaptığı açıklamada; “Şunun anlaşılması gerekiyor, bu uygulama her ne kadar etik olarak problemli olsa da, ürün etiketleri üzerinde bileşenlerin farklılığı ile ilgili bilgiler yeterli düzeyde paylaşıldığı sürece ürün bileşimindeki farklılıklar yasa dışı değil.” değerlendirmesinde bulundu.

CAFIA’nın “etik olarak problemli olma potansiyeli” taşıyan gıdalarla ilgili çalışmaları bulunmadığına dikkat çeken Kopriva, problemin kapsamını ortaya koyacak rakamlara ve bu tarz uygulamalarda bulunan üretici isim listesine sahip olmadıklarını belirtti.

Ancak konunun muhatabının genel olarak büyük çaplı çok uluslu şirketler olduğunu belirten Kopriva; “Tüketicilerden bu konuda çok fazla şikayet geliyor ve konuda bir duyarlılığın da mevcut olduğu göz önüne alındığında tüketicilerin çoğunun bunu ciddi bir problem olarak nitelendirdiğini söyleyebiliriz.” açıklamasında bulunuyor.

“Avrupa Birliği tüketicisi”

Gıda sektöründe mevzuat danışmanlığı hizmeti veren Hylobates Consultancy firması ortak ve yöneticilerinden Luca Bucchini yaptığı açıklamada, ilk bakışta basit gibi gözüken durumun aslında çok daha karmaşık olduğunu belirtiyor.

Avrupa Birliği yasal düzenlemeleri, Birlik dahilindeki tüketicileri, tüketilmesi tehlikeli ve güvenli olmayan gıda bileşenlerinden koruyor. Ancak yasalar, ticari markaların aynı kalite düzeyini koruması hakkında bir düzenlemeye sahip değil. Şirketler de Avrupa Birliği’nde belli üye ülkelerde negatif algı nedeniyle pazarlanması zor olan belli bileşenleri bazı ülkelerde kullanmayabiliyor. Örneğin Avrupa’da palm yağı tehlikeli bir bileşen olarak kabul edilmezken, Belçika ve Fransa’da “palm yağı içermez” etiketlerinin kullanımı günden güne artış sergiliyor.

Ürün etiketi üzerinde bileşen listesi ile ilgili yeterli bilgi verilmesi durumunda, tüketicilerin yanlış yönlendirilmiş olmayacağını belirten Bucchini; “tüketicilerin bu bilgileri okuması bekleniyor, tüketicilerin ürünlerin farklı ülkelerde aynı oldukları varsayımında bulunması yanlış.” açıklamasında bulunuyor.

Ancak Bucchini, Avrupa Adalet Divanı’nda “Avrupa Birliği tüketicisi” gibi yeni kavramların oluşmasıyla durumun artık çok da net olamayacağına dikkat çekiyor.

“Aynı veya benzer reklamlara maruz kalan ve bir ürünü Atina’da veya Helsinki’de alabilecek olan bir ‘Avrupa Birliği tüketicisi’ olduğunu ve bu durumun karmaşıklığa yol açtığını kabul edersek, ticari marka yasası gereği uygulamanın yanıltıcı olduğunu söyleyebiliriz.”

“Bir tüketicinin uluslararası bir firmanın markalı ürününün İngiltere, İtalya veya Finlandiya’da aynı tada ve aynı bileşenlere sahip olmasını beklemesini ve bu kişilerin ancak ürünü satın alıp tükettikten sonra ürünlerin farklı olduğunu fark edebilecekleri gerçeğini kabul ediyorum. Ayrıca bu gibi markaların reklamlarının dünya çapında yapıldığını, dolayısıyla bir tüketicinin Yunanistan’da karşılaştığı bir reklam nedeniyle bir ürünü Finlandiya’da satın alabileceği gerçeğini de kabul ediyorum.

Ancak bir markanın tüm Avrupa’da belli bir içeriğe sahip olmasının zorunlu kılınmasının da pek çok probleme neden olabileceğini görüyorum. Tüketicilerin ürün etiketlerini okuması beklenirken böyle bir uygulama tutarlı ve uygulanabilir değil.”

Bucchini’nin dikkat çektiği bir başka problem ise ürünlerin farklı ülkelerde aynı tüketici gruplarını hedeflemeleri ancak üretim maliyetlerindeki ve gelir düzeylerindeki farklar nedeniyle ürün fiyatlarının farklı olması.

Tüketicilerin sağlığı da risk altında

Avusturya, Slovakya ve Çek Cumhuriyetinde satılan aynı markalı ürünleri inceleyen ve testlerden geçiren Çek televizyon kanalı CT24, ürünler arasında farklılıklar olduğunu gözler önüne serdi.

Avusturya’da satışa sunulan bir yoğurtta renklendirici olarak pancar kullanılırken aynı markalı yoğurt Doğu Avrupa ülkelerinde ‘karmin böceği’nden elde edilen bileşenlerle renklendiriliyor. Markalı bir margarin Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’da %20 oranında su içerirken, Avusturya’da hiç su içermiyor. CT24 kanalı ayrıca gıdaların Çek Cumhuriyetinde daha yüksek fiyatla satışa sunulduğunu da ortaya koydu.

Bazı durumlarda ise konu tüketicilerin yanlış yönlendirilmesinin ötesinde tüketicilerin sağlığının riske atılmasına kadar geliyor.

Batı Avrupa’da pek çok üretici, yüksek oranda tehlikeli endüstriyel trans yağlar içeren kısmi hidrojenize yağların kullanımını gönüllü olarak azaltsa da, bu yağların Doğu Avrupa’da kullanımı hala oldukça yaygın.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın