Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, kırmızı et ithalatının, ülkede rant savaşına dönüştüğünü savunan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, hayvan ithalatı iznini meclis gündemine taşıdı.

Sarıbal, bugüne kadar 3 milyon 728 küçük ve büyükbaş hayvan ithali yapıldığına işaret ederek, 2016’ya gelindiğinde kırmızı et sorununun çözülemeyeceğinin anlaşıldığını belirtti. 3 Mayıs 2016’da Resmi Gazete’de, 400 bin baş besi, 150 bin baş damızlık ithalatı kararının yayınlandığını anımsatan Sarıbal, bu alımların Et ve Süt Kurumunca gümrüksüz olarak yapılacağını ancak özel sektörün ithalat yapabilmesi için damızlıkta yüzde 60, kasaplıkta yüzde 135 vergi konulduğunu bildirdi.

Paravan şirket iddiası

Macaristan’da büyük olasılıkla paravan bir şirketin, 15 bin hayvanı toplayıp Et ve Süt Kurumuna verdiğini savunan Sarıbal, şunları kaydetti:

“Macaristan’daki ticari ataşemize gittik. 20 milyon avroluk ihale olduğunu, 15 bin baş kasaplık hayvan götürüleceğini sorduğumuzda haberinin olmadığını söyledi. Büyükelçinin de bilgisi olmadığını görüyoruz. Bakan Çelik’i göreve davet ediyoruz. Bu ihale, ülkemiz çiftçisinin, köylüsünün yararına değildir. Bu ülke insanının daha güvenli, sağlıklı, yeterince et tüketimini sağlamamıştır. Kırmızı et sorunu, iktidarın ticari hareketi haline geldi. Şirketlerin rant bölüşümüdür. Bakanlıktan bununla ilgili belge, bilgileri açıklamasını bekliyoruz.”

Kaç firmadan teklif alındı?

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 3 Mayıs tarihli resmi gazete yayımlanmasının ardından yürürlüğe giren hayvan ithalatı iznini meclis gündemine taşıdı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in cevaplaması istemiyle soru önergesi veren Sarıbal, 150.000 baş damızlık sığır, 400.000 baş besilik sığır ve 20.000 baş koyun ve keçi olmak üzere toplam 570.000 baş canlı hayvan için, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ve Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü’ne (ESK) %0 (sıfır) gümrükle ithalat izni verildiğini hatırlattı.

“Bu karar çerçevesinde doğrudan temin usulü ile 15.000 büyükbaş kasaplık hayvan alımı yapıldığı anlaşılmaktadır” diyen Sarıbal, alımlarda şaibelerin olduğuna dikkat çekti. Et ve Süt Kurumu tarafından besilik sığır ithalatı için talep toplanmasına rağmen, hangi gerekçeyle 15.000 büyükbaş kasaplık hayvan alımı yapıldığını soran Sarıbal, “Doğrudan temin usulüyle yaptığınız bu alımlar için kaç firmadan teklif alınmıştır, teklifleri nelerdir, hangi firma veya firmalarla sözleşme imzalanmıştır?” diye sordu.

Sarıbal, cevap bekleyen bir diğer sorunun Kamu İhale Kurumu’nun “yurtdışı üreticiden direkt alım yapabilirsiniz” şeklindeki iznine, söz konusu alımlarda riayet edilip edilmediğinin olduğunu söyledi. “Yurtdışı üreticiden direkt canlı hayvan alım zorunluluğu varken, Arslan Farm Kft. isimli şirketten alım yapılması doğru mudur?” diye Soran Sarıbal, garip ilişkiler ağı ile ilgili şu soruları yöneltti:

‘Budapeşte’de otelde anlaşma yapıldı mı?’

“Sözleşmenin Macaristan Budapeşte şehrinde Hotel Seni Studium’da İsmail Koçkaya’ya ait otelde Arslan Farm Kft. ile yapıldığı doğru mudur?2014 yılında kurulan 9.000 Euro değerinde olan ve 2015 yılında 135 Euro iş hacmi olan bir firmayla 13/06/2016 tarihinde 21.000 Euro’luk anlaşma yapılmış mıdır? Bu şirketin tek ortaklı ve hiç çalışanının bulunmaması ne anlama gelmektedir?”

Ali Koyuncu hakkında iddialar

“Arslan Farm Kft. bu ekonomik yapıyla 15.000 baş canlı hayvanı nasıl tedarik etmiştir? Diğer birçok tedarikçide binlerce canlı hayvan varken, bu firmadan böyle bir alımın yapılmasının gerekçeleri nelerdir? Arslan Farm Kft. isimli şirketin paravan olduğu iddia edilmektedir. 1,95 Euro/kg canlı maliyet olmasına rağmen 2,55 Euro’ya alım yapıldığı doğru mudur? Eğer doğru ise aradaki yaklaşık 4,8 milyon Euro kâr kimlere gitmiştir?”

‘Bakanlık bu işin neresinde?’

Söz konusu garip ilişkiler ağında bakanlık çalışanlarının da yer aldığına dair duyumlar aldıklarını söyleyen Sarıbal, “Ali Koyuncu Bakanlığınızda hangi görevde bulunmaktadır? Bu ihale süreci mal alım ve tedarikinde hangi sorumlulukları üstlenmiştir? Bu tür işler söz konusu kişinin görev alanına girmekte midir?” sorusunu sordu. Macaristan, Fransa, Brezilya, Arjantin vb. ülkelerde Ali Koyuncu’nun aracılar kullanarak yaklaşık 60.000 baş canlı hayvan toplama sürecini yönetmekte olduğuna dair duyumlar aldıklarını ifade eden Sarıbal, “Bundan Bakanlığınızın bilgisi var mıdır? Varsa bu konu Bakanlığınız tarafından nasıl izah edilmektedir?” dedi. Sarıbal’a göre Bakan Çelik’in cevap vermesi gereken sorular şunlar:

‘Bakanlık çalışanları diğer firmaları tehdit etti mi?’

“Bakanlık Müfettişi Kerim Bitlislioğlu’nun Macaristan Budapeşte şehrinde Hotel Seni Studium’un sahibi İsmail Koçkaya ile bağlantıları nelerdir? Ali Koyuncu ve Kerim Bitlislioğlu uzun süredir tedarikçilik yapan diğer firmaları arayıp ‘Bu ihaleye karıştırmayın, bu defa böyle oldu, gelecek ihalelerde sizlere bir şeyler düşecek, size de ihale verilecek’ şeklinde sus payı ve tehdit amaçlı görüşmeler yapmış mıdır?”

‘Bu yakınlık nereden geliyor!’

“Ali Koyuncu’nun Arslan Farm Kft. ile herhangi bir bağlantısı var mıdır? Yoksa bu firma ile hayvan tedariki ve sözleşme sürecinde yakın ilişki kurması doğal mıdır? Aslan Farm Kft. ve Ali Koyuncu’nun Macaristan ve Fransa’da canlı hayvan toplamada ilişki kurdukları Muhlis Gümüştaş ve Enver Öktem kimdir? Ekonomik ve sosyal ilişkileri nelerdir? Bu konuda herhangi bir bilgi mevcut mudur?”

Bülent Tunç bu sürecin paydaşı mı?

Canlı hayvan tedariki için Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç’un İtalya’da Arslan Farm Kft. ve Ali Koyuncu ile diyalog içinde olduğu iddialarını dile getiren Sarıbal, söz konusu şahsın bu sürecin paydaşı olmasının normal olup olmadığını sordu. “Bakanlığınızın bundan haberi var mıdır?” diyen Sarıbal, şöyle devam etti:

“Bazı Avrupa ülkeleri ile Macaristan’dan 30 Haziran 2016 tarihi itibariyle Bakanlığınız tarafından ithalat kısıntısı getirildiğine dair duyumların doğruluk derecesi nedir? 2010 yılından günümüze kadar yapılan canlı hayvan ve karkas et ithalatı hangi yöntemlerle, kimlere (kurum, şahıs vb.) ne kadar bedel ödenerek yapılmıştır? Özellikle ithal edilen (yaklaşık 650.000 baş olduğunu düşündüğümüz) damızlık sığırların günümüzdeki durumları nedir? Yapılan ithalatın ülkemiz kırmızı et üretim ve tüketimine etkileri neler olmuştur?”

‘Ticari ataşe işin neresinde!’

“Geçmişte yapılan ihalelerde gümrükte faturalarda fiyat sınırı getirilmiş (örneğin 3 Euro, oysa gerçek alım bedelleri 5 Euro) ancak gerçek alımlar daha yüksek fiyatlara yapılmıştır. Buradaki amaç nedir? Bu durum ithalatın daha az görünmesi ile açıklanabilir mi? Macaristan’daki ticari ataşe hangi amaçla görevlendirilmiştir; böylesi büyük bir alımdan haberdar olmaması normal midir? “

‘Özel kesimhanelere para mı akıtılıyor?’

“Getirilen canlı hayvanların kesiminin kamunun kesimhaneleri olmasına rağmen Ankara ve Adapazarı’ndaki (isimleri tarafımızca bilinen) bazı özel kesimhanelerde yapılması doğru mudur? Bunların kesim maliyeti ne kadardır? Geçmiş ihalelerde Bakanlığınıza şikâyet edilen ve amacına uygun olmayan ithalat yaptığı belirlenerek ithal izni iptal edilen firma var mıdır? Varsa bu firmalardan daha sonra tekrar izin alıp şuanda ithalat yapan var mıdır? Hunland şirketinin Bakanlığınızla herhangi bir ithalat ilişkisi var mıdır? Bu firmanın şikâyet sonrası ithalat izni kaldırılmış mıdır? Bugün Nam-et (Kayarlar) aracılığıyla tekrar sistemde midir? Herhangi bir ithalat izni var mıdır?”

‘Bu ilişkiler sizi rahatsız etmiyor mu?’

Gündeme getirdiği ilişkileri Bakanlığın bilmemesi halinde bunun bir skandal olacağını belirten Sarıbal, “Biliniyor ise tedbir alınmaması nasıl açıklanacak?” diyerek tepki gösterdi. “3 Mayıs 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararla toplam 570.000 baş canlı hayvan ithalatına izin verildiği dikkate alındığında ortaya devasa bir ithalat rakamı çıkmaktadır. Böylesi büyük bir ithalatın büyük bir kâr ve rant bölüşümü mücadelesine dönüşeceği dikkate alınmış mıdır?” diye soran Sarıbal, “Kamu görevlilerinin Kamu İhale Kurumu’nun kararlarını uygulamaları dışında giriştikleri bu diyalog ve alımları bloke etme yoluyla piyasada hegemonya kurmaları doğru mudur?” diye sordu. Sarıbal, sözlerini şöyle noktaladı:

“Bu yapı Bakanlığınızı rahatsız etmiyor mu? Ülke insanının en önemli gıda maddelerinden birisi olan kırmızı et rant konusu olabilir mi? Bakanlığın açıklamış olduğu Kırmızı Et Strateji Belgesinde ithalatla kırmızı et sorunun çözülemeyeceği belirtilmiştir; geldiğimiz noktada kırmızı et alımının bir rant ve kâr bölüşüm ilişkisine dönüştüğü doğru mudur? Kamu görevi yapması gereken Bakanlığınız; bu duruma seyirci kalarak ülke üreticisini mağdur ettiğini, yabancı ülke üreticilerini güçlendirdiğini; aynı zamanda tüketicinin yeterli, güvenli ve ucuz et tüketmesine katkısının olamayacağını görmekte midir?

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın