Besin Alerjisi Nedir? Hangi Besinler Alerjiye Neden Olur?

0

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de, tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi besin alerjilerinin görülme sıklığı artmaktadır. Değişen yaşam tarzıyla ilişkili olarak gelişmiş ve sanayileşmiş ülkelerde geleneksel beslenme alışkanlıklarından uzaklaşıldığı ve beslenmedeki bu değişimin alerjik hastalıkların görülme sıklığındaki artışla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Besin alerjileri anne karnından başlayarak, bebeklik ve çocukluk dönemleri de dahil olmak üzere, insan hayatını olumsuz etkilemektedir.

Oluşum şekillerine göre besin alımı ile görülen beklenmeyen reaksiyonlar “toksik” ya da “toksik olmayan” reaksiyonlar olarak ikiye ayrılmaktadır. Besinlerde bulunan katkı maddeleri ve toksinlerle oluşan, “besin zehirlenmesi” olarak da adlandırılan reaksiyonlar toksik reaksiyonlardır. Toksik olmayan reaksiyonlar ise; besin alımından sonra gelişen immunolojik ya da immunolojik olmayan reaksiyonlardır. Besin intoleransı olarak da adlandırılan besine karşı aşırı duyarlılık durumu immunolojik bir reaksiyon değildir. Besin alerjisi ise, besinin içerdiği proteinlere karşı gelişen immunolojik bir reaksiyon olarak tanımlanmaktadır

Besin alerjisinde, vücudun savunma sistemi, besinlerin bileşiminde bulunan proteinleri ”yabancı” maddeler gibi algılayarak aktif hale geçmektedir. Tolere edilemeyen besinlerin en ufak miktarı bile alerjik bir reaksiyona sebep olabilir ve bazı durumlarda ciddi sonuçlara neden olabilmektedir. Besin bileşenlerine karşı gösterilen aşırı hassasiyeti durumunda ise, vücudun savunma sistemi devreye girmez. Ancak, ortaya çıkan belirtiler alerji tepkilerine benzeyebilir. Belirtiler oldukça yavaş şekilde ortaya çıkar, daha az tehlikelidir ve tüketilen besinin miktarına bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

Hangi besinler alerjiye neden olur?

Alerjik reaksiyonlara neden olan 150’ye yakın besin saptanmıştır. Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agriculture Organisation, FAO); 1995 yılında dünya genelinde en çok alerjik reaksiyonlara neden olan 8 besini açıklamıştır. Bunlar; süt, yumurta, fıstık, fındık, buğday, soya, balık ve kabuklu deniz ürünleridir. Daha sonraları bu besinlere hardal ve susam, bölgesel olarak allerjen olabilen karabuğday, pirinç ve kereviz de eklenmiştir. Besin alerjisi olduğu saptanan olgularda öncelikle sorumlu besinler diyetten çıkarılmalıdır. Besin alerjisi tanısı ile izlenen ve tıbbi beslenme tedavisi alması önerilen bütün çocuklarda dikkatli bir büyüme gelişme izlemi yapılmalı; beslenme durumları izlenmeli ve gerektiğinde ek destekler sağlanmalıdır.

Bebeklik ve çocukluk çağında başlıca en sık allerjen etkisinin olduğu düşünülen besinler inek sütü, tavuk yumurtası, soya fasulyesi, buğday; yetişkinlerde ise kabuklu deniz ürünleri, balık, yer fıstığı ve kabuklu yemişlerdir. 

En yaygın olarak alerjik reaksiyona sebep olan besinler şunlardır:

İnek Sütü: Çocuklarda en sık rastlanılan besin alerjisidir. İlk 1-4 yaşları arasında en yüksek oranda görülme nedeninin inek sütü, formüla ve süt bazlı diyet tüketilmesi olduğu bildirilmektedir. Sekiz yaşlarında %80 oranında tolere edilmektedir. İnek sütü alerjisinde reaksiyona sebep olan temel faktör sütte bulunan proteinlerdir. İnek sütü alerjilerinde en sık görülen belirtiler egzama, kurdeşen, ishal ve kusmadır. Klinik olarak çocuklarda atopik dermatit, infantil kolik, sürekli huzursuzluk, gastroözofajiyal reflü, özofajit, enterokolit veya proktokolit, konstipasyon; erişkinlerde ise solunum yolu, cilt ve gastrointestinal sistem bulguları (çocuklara göre az) görülebilir. İnek sütü ile keçi sütü (%50) ve koyun sütü arasında çapraz reaksiyon görülebilir. Bu nedenle duyarlılık söz konusu olduğunda koyun ve keçi sütlerinin tüketiminden de kaçınmak gerekebilir.

Yumurta: Yaşamın ilk 1 yılında diyete yumurtanın eklenmesiyle en sık görülen alerjendir. Çocuklar 3 yaşına geldiklerinde %50,  5 yaşta ise %66 oranında kendiliğinden tolere edebilmektedirler. Çocuklarda yumurtanın beyazı, sarısına göre daha allerjeniktir. Yumurta beyazının bir yaşından önce verilmemesi, başlandığında ise yavaş yavaş artırılması gereklidir. Alerji belirtileri ortaya çıktığında yumurtaya en az 6 ay ara verilmelidir. Erişkinlerde yumurta alerjisinin, yumurta sarısının bileşiminde bulunan livetine bağlı olduğu gösterilmiştir. Bireylerin çoğu iyi pişmiş yumurtayı tolere edebilir ve genel olarak pişmiş tavuk ürünleri ile alerji görülmemektedir. Süt de olduğu gibi yumurtada da, duyarlı bireylerde diğer hayvan yumurtalarına çapraz duyarlılık gözlenebilir.

Balık ve Kabuklu Deniz Ürünleri: Genellikle çocukluk ve adölesan dönemde rastlanmaktadır. Balıkta bulunan kalsiyum bağlayıcı bir protein olan parvaalbumini (PV) major antijendir. Özellikle yetişkinlerde balık türleri arasında çapraz etkileşme olduğu saptanmıştır. Bazı balık alerjisi olan bireyler her tür balığa karşı reaksiyon gösterir; bazıları ise örneğin morina balığına reaksiyon gösterebilir, ancak somonu, alabalığı veya uskumruyu tolere edebilir. Balık alerjisi olanlar genellikle balık yağını, protein açısından saflaştırılmış olduğu için tolere edebilirler.

Kabuklu deniz ürünlerinde bulunan temel alerjenler, salyangoz, kalamar ve midye gibi yumuşakçalarda da bulunduğundan, farklı türler arasındaki çapraz reaksiyonlar yaygındır. Karides, yengeç, kerevit, istakoz ve diğer kabuklular, alerjik ve non-alerjik reaksiyonlara neden olabilirler. Genellikle, besin veya buhar yoluyla alınan küçük miktarlar ciddi reaksiyonlara neden olmaya yeterlidir.

Kurubaklagiller: Allerjen özelliği aktif olan yiyeceklerdir. Özellikle bezelye, fasulye ve yerfıstığı ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Baklagiller arasında çapraz duyarlılık söz konusu olabilir; ancak bireylerin birden fazla baklagile duyar­lı olması nadir görülür. Keten tohumu, ayçiçeği, susam, pamuk, haşhaş ve ayçiçeği tohumlarına ya da çekirdeklerine bağlı olarak yetişkinlerde anaflaktik reaksiyonlar gözlendiği saptanmıştır.

Herhangi bir besini tükettikten sonra; ciltte kaşıntı, kızarıklık, şişme veya solunum güçlüğü gibi herhangi bir duyarlılık hissedildiğinde hemen bir sağlık kuruluşuna müracaat edilmelidir.

Öneriler

  • Bazı besin alerjilerinde ailesel geçmişin önemli rolü vardır. Bu durum göz önünde bulundurularak alerji yapma riski olan besinler tüketildiğinde dikkatli olunmalıdır.
  • Besin alerjisinde tedavinin temeli etken besinin eliminasyonudur. Alerji yapan besin bireyin diyetinden çıkarılmalı, belirli bir süre sonra tekrar denenmelidir. Besin aynı reaksiyonları gösteriyorsa tüketilmemesine dikkat edilmelidir.
  • Bireyler duyarlı oldukları besin ve besin bileşenleri hakkında bilgilendirilmelidir. Bu durum, özellikle çok küçük miktarlarda bile ciddi reaksiyonlara yol açabileceği için yer fıstığı alerjisinde çok önemlidir. Örneğin; fıstığa karşı alerjisi olan bir bireye, fıstık yağının soslar içerisinde bulunabileceği, bunun gibi farklı tüketim maddelerinde gizli alerjenler olabileceği ve bu nedenle besin etiketlerinin incelenmesi gerekliliği hatırlatılmalıdır.
  • Bireylerin alerjileri nedeniyle diyetlerinden çıkardıkları besinlerin yetersiz ve dengesiz beslenme durumuna yol açmaması sağlanmalı; bunun için aynı grupta yer alan diğer besinler daha sık kullanılmalıdır.
  • Ayrıca farklı besinler için aynı mutfak gereçlerinin kullanımının da bulaşa yol açabileceği unutulmamalıdır. Benzer şekilde oluşabilecek çapraz reaksiyonlar hakkında da hastalar bilgilendirilmelidir.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın