Avrupa Parlamentosu üyeleri, Yeni Gıda Güvenliği ve Beslenme İttifakı’na (NAFSN) misyonunu köklü bir şekilde değiştirme çağrısında bulundu. İttifak, pek çok gelişmiş ülkede uygulanan ve aile çiftçiliğine zarar veren yoğun tarımsal uygulamaların benzer bir şekilde Afrika ülkelerinde de hayata geçirilmemesi yönünde baskı yapıyor.

newallianceAvrupa Parlamentosu üyelerinin büyük bir çoğunluğu, G-7 ülkelerinin Afrika’daki gıda güvenliği programını, yoğunlaştırılmış tarıma dayandırması kararını bir hata olarak değerlendiriyor. Avrupa Parlamentosu 7 Haziran tarihinde Yeni Gıda Güvenliği ve Beslenme İttifakı (NAFSN) ile ilgili raporu kabul ederek bu konuda resmi olarak ilk kez bir duruş sergiledi.

Kalkınma Komitesi raporu sözcüsü ve Avrupa Parlamentosu üyesi Maria Heubuch
Kalkınma Komitesi raporu sözcüsü ve Avrupa Parlamentosu üyesi Maria Heubuch

Avrupa Parlamentosu Alman üyesi ve Komite raporu sözcüsü Maria Heubuch; “Yoğunlaştırılmış tarım hatasını Avrupa’da yaptık, bu model aile çiftçiliğine zarar veriyor ve biyoçeşitliliğin azalmasına neden oluyor, bu nedenle bu hatayı Afrika’da tekrar etmememiz gerekir.” açıklamasında bulundu.

2012 yılında G-7 ülkeleri ve on Afrika ülkesi ortaklığı ile kurulan Yeni Gıda Güvenliği ve Beslenme İttifakı, 2022 yılına kadar Afrika’da on üye ülkede tarımda yatırıma odaklanarak 50 milyon insanı yoksulluktan kurtarmayı amaçlıyor.

Öncelikler sorunu

Ancak yatırımların arttırılması karşılığında İttifak, Afrikalı üyelerine, büyük çaplı tarımsal kuruluşların ihtiyaçlarını öncelik haline getiren belli politik reformları hayata geçirmesi yönünde baskı yapıyor.

Bu reformlar arasında; tarım alanlarına erişimin liberalleştirilmesi, sertifikalı tohumların (GDO’lar ve hibritler) desteklenmesi ve tarımda özel sektör yatırımlarını kolaylaştıracak vergi reformlarının hayata geçirilmesi yer alıyor.

gjn_logoDaha adil ve eşit bir dünya hedefiyle çalışmalar gerçekleştiren sivil toplum örgütü Global Justice Now, gıda kampanyaları sorumlusu Aisha Dowell, Euractiv internet sitesine yaptığı açıklamada; “Dünya genelinde küçük ölçekli tarım işletmeleri, büyük tarımsal işletmelere göre çok daha sürdürülebilir ve iklim-dostu teknikler kullanıyorlar. Ancak İttifak, farklı Afrika ülkelerinde gıda sistemlerinin büyük tarımsal işletmeler tarafından ele geçirilmesini kolaylaştırıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

GDO’lara destek yok

Parlamento’da kabul edilen rapor kapsamında Avrupa Parlamentosu üyeleri, G-7 ülkelerinin kamu-özel sektör işbirliği içerisinde genetiği değiştirilmiş ürünlerle (GDO) ilgili taahhütlerinden vazgeçmeleri talebinde bulunuyor. İttifak kapsamında üye ülkeler “biyolojik olarak güçlendirilmiş ekin çeşitlerinin dağıtım, alım ve tüketimini” desteklemeyi kabul etmek zorundalar.

Heubuch yaptığı açıklamada konuyu; “Rapor, G-7 ülkelerine Afrika’da genetiği değiştirilmiş tohumları desteklemeye son vermeleri çağrısında bulunuyor. Bu gerçek bir başarı.” sözleriyle değerlendirdi.

Günümüzde sadece üç Afrika ülkesi (Güney Afrika, Burkina Faso ve Sudan) GDO’ların ekiminin yapılmasına ve ticarileştirilmesine yasal olarak izin veriyor. Gana ve Malavi’de GDO’larla ilgili deneme süreci devam ediyor, Nijerya ise GDO’ların ekimine izin vermek adına yasal düzenlemelerini değiştirme sürecinde.

Rapor ayrıca, İttifakın ‘yatırımların korunması için ihtiyaç duyulduğunu savunduğu mülkiyet kanunu’ konusundaki katı politikasının toprakların haksız yere el konulması riskini de beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor.

Konu ile ilgili bir uzman Euractiv internet sitesine yaptığı açıklamada; “Ancak Afrika’da toprak hakları istisna olarak kabul edilebilir çünkü tarımsal arazilerin mülkiyeti konusu, kullanım ve geleneklerin prensiplerine göre işliyor. İttifak küçük üreticileri tehlikeye atmamak adına bölgede mülkiyetin farklı şekillerine saygı göstermeli.” şeklinde konuştu.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün direktifleri ile aynı doğrultuda olan bu yaklaşımı, Parlamento üyelerinin büyük bir çoğunluğu da destekliyor.

Tohum ticareti

Afrikalı çiftçilerin %90’ı hayatta kalabilmek için tohumlarına muhtaç. Raporda, tohumların resmi olmayan satışının ve değiş tokuşlarının, çiftçilerin “ticari tohum sektöründen bir miktar bağımsız kalabilmelerini” sağladığı ve aynı zamanda mali durumu iyi olmayan çiftçilerin bu yöntemlerle uygun fiyata dayanıklı ekinler yetiştirebildiği belirtiliyor.

Ancak İttifakın finansal destekçisi olan özel sektör, bu ülkelerin yasal düzenlemelerini değiştirmelerini talep ediyor. Tohumlarını satamamaları veya değiş tokuş edememeleri, yoksul çiftçilerin kar sağlayabilmeleri için yaşamsal değere sahip olan kaynaklarının ellerinden alınması anlamına geliyor.

Yinelenen eleştiriler

Parlamento daha önce de İttifaka yönelik eleştirilerde bulunmuş olsa da, raporun kabul edilmesi Parlamento’nun ortaklığın felsefesi konusunda ilk kez resmi olarak bir duruş sergilediğini gösteriyor.

Avrupa Parlamentosu Kalkınma Komitesi, Mayıs ayı başında İttifak ile ilgili aldığı karar kapsamında G8 üye ülkelerinin “Afrika’da genetiği değiştirilmiş ekinleri desteklememeleri” talebinde bulunmuştu. Komite karar metninde ayrıca “eksiklikler” devam ettiği sürece AB ülkelerinin girişimden “desteklerini çekmeleri” tavsiyesi de yer alıyordu.

Heubuch; “Avrupa ülkeleri ve Avrupa Birliği bir şeyleri değiştirebilir. Örneğin Benin Cumhuriyeti ile ortaklıktan sorumlu olan Almanya, tohum mülkiyeti ile ilgili yasal düzenlemelerde değişiklik talebinde bulunmadı.” açıklamasında bulunuyor.

GDO karşıtı Fransa da İttifakın gıda güvenliği ile ilgili yaklaşımı konusunda eleştirilerini açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Geçen yıl Aralık ayında Fransa Dışişleri Bakanı tarafından yapılan açıklama; “İttifak ile ilgili kaygıların farkındayız. Özellikle İttifak yönetiminin şeffaf olmayışı ve İttifakın hangi yatırımlara öncelik verdiğini belirleyecek düzenlemelere sahip olmayışı konusunda Sivil Toplum Örgütlerinin ortaya koyduğu eleştirilere katılıyoruz.” şeklindeydi.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın