ABD Başkanlık Seçimleri ve adayların gıda ve tarım politikaları

0
646

Dünya nefesini tutmuş ABD’de haftaya sonuçlanacak başkanlık seçimini beklerken, iki büyük partinin başkan adaylarının; Demokrat Parti adayı Hillary Clinton ve Cumhuriyetçi aday Donald Trump’ın gıda ve tarım politikalarına göz atmakta büyük fayda var. Başkan adaylarının, gıda güvencesinden GDO’ya, bugüne kadar konu üzerine yapmış oldukları açıklamalardan, okurlarımız için bir derleme yapmaya çalıştım.

Gıda güvencesi

Hillary Clinton, 2012’de G8 zirvesinde gerçekleşen Gelişen Gıda Güvencesi ve Beslenme Konferansı’nda Tanzanya, Benin, Etiyopya, Gana gibi Afrika ülkeleriyle, gıda firmalarıyla ve akademisyenlerle buluşmuş ve Küresel Tarım ve Gıda Güvencesi üzerine bir konuşma yapmıştı. Clinton burada, 2050 yılında beklenen 9 milyarlık nüfusu beslemek için şu anda üretilen gıda miktarından %70 daha fazla üretimin gereğinden söz etmişti. Ayrıca, daha iyi bir gelecek için yoksul kesimin gıda üretimine katılımının sağlanmasının, bölgedeki ihtiyaç sahipleri açısından iyi olmasının yanı sıra, küresel ticarete katılmalarının da global ekonomi için iyi olacağından bahsetmişti.

Hillary Clinton’a göre yoksulluğun azaltılması için yapılan en önemli harcamayı, tarıma yapılan yatırımlar oluşturuyor.

Clinton, açlık ve yoksulluktan kurtulmak için 3 önemli konunun kendisi için en büyük öneme sahip olduğundan bahsediyor: Özel sektörle ortaklık, besin değeri ve beslenmenin önemi, cinsiyet eşitliği. Clinton bu seneki başkanlık seçimlerinde de açlıkla savaşmaya devam edecek politikalardan söz ediyor. Destekleyici Besin Yardımı Programından (gıda pulu yardımı) faydalanan ihtiyaç sahiplerine verilen maddi desteği 2 katına çıkarmak, Clinton’ın ajandasındaki ilk gündem maddelerinden biri. Clinton ayrıca, gıda güvencesi planlarında yerel gıda seçeneklerini arttırmayı da hedefliyor. Gıda pullarının, taze meyve-sebze almak amacıyla pazarlarda kullanılması esnasında değerinin ikiye katlanması da Clinton’ın planları arasında. ABD’de gıda pullarından yararlananların yarısı çocuklardan, büyük bir diğer kısmı ise yaşlı ve engellilerden oluşmakta.

Trump, net değil

Cumhuriyetçi Parti adayı Trump’ın bu konudaki kampanyasında tam bir netlik söz konusu değil. Daha önce Trump, ihtiyacı olan bireylere gıda yardımı öngören Gıda Pulu Programı’nın, geçmişte geçici olarak başlatılan bir program olup günümüzde ihtiyacı olmayan bazı kişiler tarafından hileyle kullanıldığını düşündüğünü açıkça dile getirmişti. Cumhuriyetçi Parti yandaşlarının gıda pulu programını ABD Tarım Bakanlığı (USDA) yasasından çıkarma isteği ise yıllardır bilinen bir durum. Buna karşın Trump, 13 Eylül’de yaptığı açıklamada Gıda Pulu sistemini şimdilik yasadan çıkarmayacağını belirtti.

Asgari ücret

Asgari ücret ve gıda güvencesi birbirine bağlı konular. Donald Trump’a göre düşük asgari ücret bir ülke için kötü bir şey değilken, Hillary Clinton asgari ücretin arttırılması gerektiğini savunmakta. Ülkenin şu anki asgari ücreti saatlik 7.25 dolar. Clinton bunun en az 12 dolar olması gerektiğini savunuyor ve zaman içerisinde 15 dolara çıkarmayı hedefliyor.

Trump, başlarda asgari ücretteki artışın ABD’nin küresel ekonomide zayıflamasına sebep olacağını düşündüğünü belirtiyor ve asgari ücretin arttırılması konusunda herhangi bir girişimden söz etmiyordu. Kampanyasının son günlerinde ise asgari ücretin en az saatlik 10 dolara çekilmesinden yana olduğunu belirtiyor. Ne yazık ki Trump’ın asgari ücret konusunda da net bir açıklaması bulunmuyor.

Organik tarım ve iklim değişikliği

Gıda üretimi istikrarlı bir iklim ve bol su gerektiren bir eylem. Demokrat Parti adayı Clinton yeni yönetimin kurulmasını takip eden 100 gün içerisinde bir iklim değişikliği zirvesi yapmayı planlıyor. Diğer taraftan Cumhuriyetçi Parti adayı Donald Trump ise iklim değişikliğinin tamamen uydurma bir konu olduğunu savunmakta. Ayrıca Trump, başkan seçildiği takdirde ABD ekonomisini canlandırma hedeflerinde birçok devlet dairesini kapatmayı planlıyor. Bunlardan birisi de Çevre Koruma Kurumu (EPA). Çevrenin korunması için harcanın paranın tamamen gereksiz bir israf olduğunu düşünen Trump, Çevre Koruma Kurumunun görevini yerine getirmediğinden ve ABD’nin küresel pazarda rekabet etmesine engel olduğundan şikayetçi. Trump’ın bugüne kadar organik tarım ile ilgili bir açıklaması ise hiç olmadı.

GDO ve etikette belirtme zorunluluğu

İki aday da GDO karşıtı değil. Hillary Clinton, “Kanıtlanmış geçmiş performansı bulunan tohum ve bitki kullanımını desteklediğini” dile getiriyor. Clinton’a göre GDO konusunda gerçekler ve algılar arasında büyük bir boşluk bulunuyor. Clinton, GDO’nun dünyadaki açlıkla mücadelede önemli rolü olduğunu düşünenler arasında. GDO karşıtlarının bu söylemlere büyük tepkisi var. GDO’yu savunmakla birlikte Clinton, GDO içeren gıdaların etiketinde bunu belirtme zorunluluğunu desteklediğini ve bunu bilmenin tüketicinin hakkı olduğunu vurguluyor.

Trump da GDO kullanımına karşı değil, ancak GDO kullanılarak üretilen gıdaların etikette bunu belirtme zorunluluğunu desteklemiyor.

Gıda güvenliği

Çevre Koruma Kurumu (EPA), aynı zamanda ABD’de yetişen ürünlerin zararlı ve tehlikeli pestisitlerin kullanımından arınmışlığını kontrol eden bir kurum. Trump’ın bu kurumun gereksizliğini savunduğundan ve kapatılmasından yana olduğundan yukarıda bahsetmiştik. Her ne kadar bu kurumun verimliliği tartışılır olsa da, EPA’nın tamamen ortadan kaldırılmasının gıda güvenliği açısından herhangi bir getirisi olmadığı kesin. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesini (FDA) “gıda polisi” olarak adlandıran Trump, kampanyasında, FDA`nın gıda işletmelerine yaptığı denetimlerden, gıda saklama sıcaklıklarının kurallara uygunluğunun, çiftlik ve gıda üretim ve paketleme birimlerinde hijyenin kontrol edilmesinden şikayetçi olduğunu söylemekten geri durmadı. Yani Trump`a göre şu anda gıda üretiminde, gıda güvenliği ve hijyeninde çok fazla kontrol var. ABD`de gıda zehirlenmelerinden ölen kişi sayısı bir yılda ortalama 3 bin iken, birçok gıda ve beslenme uzmanına göre FDA`nın şu anki kuralları daha da sıkılaştırması gerekliyken böyle bir açıklama duymak korkutucu ve üzücü. Ancak, diğer pek çok açıklamasında olduğu gibi, bu açıklamayla ilgili linkler de Trump kampanyasının web sayfasından kaldırıldı. Kısacası Trump`ın gıda ve tarım politikası hakkında bir fikir edinmek, bu tarz geri çekilen veya çelişkili açıklamalardan sonra pek de mümkün Değil. Ancak, Trump’ın bilinçaltında yatan mantığı kavramak da zor değil.

Başdanışman seçimleri

Bu süreçte adayların seçtikleri başdanışmanlar da önemli. İki adayın gıda ve tarım politikalarını oluşturmak için seçtikleri başdanışmanlarına bakacak olursak, Clinton’ın geçmişte iki dönem boyunca Iowa eyaleti senatörlüğü yapmış, 8 sene USDA sekreterliğini üstlenmiş Tom Vilsack’ı seçtiğini görüyoruz. Vilsack, tarım ve gıda politikaları konusunda tam bir orta yolcu. Bir yandan pazarları ve yerel gıda ekonomisini desteklerken, diğer yandan GDO tarımını da desteklediğini görüyoruz. Clinton’ın gıda ve sağlık alanında danışman olarak gördüğü diğer bir isim ise sağlıklı beslenmenin savunucularından Dr. Dean Ornish. Hillary Clinton’ın eşi Bill Clinton’ın politik görüşleri veya karakteri birçok kişi tarafından onaylanmasa bile, kendisinin izlediği diyetin milyonlara örnek olabilecek nitelikte ve çok sağlıklı bir diyet olduğu tartışılamaz. Bu sağlıklı diyet de Dr. Ornish tarafından tavsiye edilen bir diyet.

Trump tarım politikası komitesi için Kansas Senatörü Pat Roberts’ı uygun gördü. Roberts, GDO’ların zorunlu etiketlemesine tamamen karşı. Tarım ve Kırsal Danışman Komitesi’nde önemli rol oynayacak bir diğer isim, Teksas Tarım Delegesi Sid Miller. Sid Miller 2015’te Tarım Delegesi seçildiğinde yaptığı ilk şey kek, cup kek, brownie ve turtalara genel af çıkarmak oldu. 2004 senesinde yasaklanan ve Teksas eyaleti okullarında aşırı miktarda şeker içeren ürünlerin ve derin yağda kızartılmış gıdaların satışını yasaklayan sözleşmeyi de 2015’te iptal etti. Bu sayede çocuklara derin yağda kızartılmış gıdaların, şekerli içeceklerin, cup keklerin ve benzeri gıdaların satışının önünü açtı. Bu adım birçok kişi tarafından çocuk beslenmesinde geriye atılmış bir adım olarak görüldü. Trump, komitenin başkanı olarak Charles Herbster’i seçti. Herbster sığır yetiştiriciliği, pestisit ve kimyasal gübre firmalarına sahip olan ve tarım ticaretiyle uğraşan Nebraskalı bir işadamı. Komitede rol alması düşünülen başka bir isim de zamanında Teksas Tarım Delegesi görevini üstlenmiş olan Todd Staples. Staples bazı okullarda uygulanmaya başlanan, sağlıklı yaşam ve çevre bilinciyle beslenmeyi destekleyen bir uygulama olan “Etsiz Pazartesi” uygulamasına karşı çıktığını belirten bir bildiri yayımlamıştı. Bu uygulamayı, ‘tüm Amerikan çocuklarını vejetaryen yapmak’ gibi büyük suçlamalarla itham ederken, haince bulduğunu açıkladıktan sonra yapılan protestolar sonucunda istifa etmek zorunda kalmıştı. Trump komitesinin diğer üyesi de kendini her yerde ve her zaman hayvanları koruma derneklerine karşı çıkmaya adamış bir grubu maddi olarak destekleyen aşırı zengin Forrest Lucas.

Kişisel beslenme tercihleri

Hillary Clinton’ın First Lady olduğu zamanlarda Beyaz Saray’ın çatısında organik tarım yaptığı ve beyaz saray aşçılarına Dr. Ornish tarafından nasıl daha sağlıklı yemek pişirilir eğitimi verdirttiği biliniyor. Kısaca Clintonlar sağlıklı beslenme konusuna kişisel düzeyde oldukça dikkat ediyorlar.

Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump, blogunda babasının sürekli organik ürünler yediğini iddia etse de, Donald Trump’ın kendi sosyal hesaplarında paylaştığı fotoğraflara bakılacak olursa kendisinin sağlıklı beslenme konusunda hassas olmadığını söylemek çok basit. Bugüne kadar birçok kez fast-food öğünü yerken çekilen fotoğraflarını kendisi de paylaşmaktan çekinmedi. Hatta bir söyleşisinde, ideal öğününün rulo köfte ve hamburger yanında diyet kola ve çikolata olduğunu belirtti.

Diğer detaylar

-Clinton hayvan çiftliklerinde gereğinden fazla antibiyotik kullanımının önüne geçmeye çalışıyor. Bakanken de USDA’nın okullara sağlanan öğle yemeklerinden antibiyotik kullanılan tavukların çıkarılması için çabalamıştı.

-Yine Clinton, USDA hibe programlarını güçlendirerek kırsal kalkınma programlarına desteğin arttırılmasını amaçlıyor.

-Trump Trans-pasifik Ortaklığı Anlaşması’na karşı olduğunu açıkladı.

-Eylül Başında Dr. OZ Şov’a katılan Trump, seyirciler arasında bulunan bir öğretmenin obeziteyle ilgili sorusuna tatmin edici bir yanıt veremediği için eleştirildi.

Yalan haberler

-Hillary Clinton, Monsanto’ nun yönetim kurulunda görev aldı. YANLIŞ.

-Monsanto, Clinton kampanyasının en büyük bağışçısı. YANLIŞ.

Sonuç olarak;

Hillary Clinton ve yönetimi ile ilgili olumsuzlukların olmadığı söylenemez. Kendisinin de hatasız bir politikacı olduğunu söylemek yanlış olur. Demokrat Parti destekçisi olan çoğu ABD vatandaşının Hillary Clinton’ı sevmediği de bilinen bir gerçek. Ancak, yine de başkan seçilecek olursa gıda ve tarım konusunda yapabileceği bazı şeyler gerçekten takdir edilesi.

Diğer taraftan Donald Trump yönetiminin gıda ve tarım konusunda net ve istikrarlı açıklamaları bulunmamakla birlikte, sağlıklı yaşam ve gıda, temiz hava ve su ve yaşanabilir bir gezegen için tamamen bir felaketle sonuçlanacağını tahmin etmek zor değil.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın